Anasayfa / Manşet / Karanlıkta Uyananlar’dan İş ve Ekmek’e İşçi Filmleri

Karanlıkta Uyananlar’dan İş ve Ekmek’e İşçi Filmleri

Yeşilçam’da “işçiler” konusu, hiçbir zaman bir furyaya dönüşmediyse de, zaman zaman filmlerde işlenmiştir.

İlk işçi filmimiz, 1964 tarihli bir yapım: Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç, 1964).

İlk prototip olmanın tüm avantaj ve dezavantajını taşıyan Karanlıkta Uyananlar’ın ardından, ekonomik kuşatılmışlık ve sansür gibi çeşitli nedenlerle, işçi filmleri tekrar uykuya dalar, ta ki Yılmaz Güney adında biri çıkıp onları uyandırana dek: Umut (Yılmaz Güney, 1970).

Aslında Yeşilçam, başlarda, bilinçli bir tercih olarak, işçileri ve sorunlarını görmezden gelmişti. Fakat 70’lere gelindiğinde; sendikal mücadele, toplu sözleşme, grev, lokavt, iş güvenliği… gibi konular işçilerin ve dolayısıyla tüm halkın gündemini meşgul eden konular haline gelmişti. Artan sanayileşmeyle birlikte çığ gibi büyüyen işçiler ve sorunlarına Türk sineması daha fazla sessiz kalamazdı. Kalmadı da. Ne de olsa sinema hayatın aynasıydı ve oradan besleniyordu.

Sol damardan gelen cesur birkaç yönetmen, sırtlarında yumurta küfeleri, ürkek de olsalar kameralarını kentsoyluların ışıltılı çıkar dünyasından alıp işçilerin acımasız gerçeklik dünyasına çevirme cesaretini gösterdiler:

Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç, 1964), Umut (Yılmaz Güney, 1970), Endişe (Yılmaz Güney, Şerif Gören; 1974), Otobüs (Tunç Okan, 1974), Bir Gün Mutlaka (Bilge Olgaç, 1975), Güneşli Bataklık (Süreyya Duru, 1977), Maden (Yavuz Özkan, 1978), Sürü (Zeki Ökten, 1978), Düşman (Zeki Ökten, 1979), Bereketli Topraklar Üzerinde (Erden Kıral, 1979), Demir Yol (Yavuz Özkan, 1979), Çark (Muzaffer Hiçdurmaz, 1987), İş (Faik Ahmet Akıncı, 1994), Ekmek (Faik Ahmet Akıncı, 1996)…

Peki, ama halk arasında “sendika filmi”, “grev filmi”, “emekçi filmi”, “devrim filmi”, “halk filmi” gibi çeşitli adlarla anılan, sinematografik bir tür olarak toplumsal gerçekçi diye adlandırabileceğimiz bu filmlerde işçiler nasıl anlatılıyordu, ya da bu filmler işçi-işveren çatışmasını nasıl yansıtıyordu?

Şimdi genelden özele geçip listedeki filmleri tek tek görelim.

Yukarıda da değindiğimiz gibi senaryosunu Vedat Türkali’nin yazdığı, başrollerinde Fikret Hakan, Beklan Algan ve Ayla Algan’ın oynadığı, yönetmenliğini Ertem Göreç’in üstlendiği, bir boya fabrikasında çalışan işçileri konu edinen 1964 yapımı Karanlıkta Uyananlar, ilk işçi filmimiz olarak Türk sinema tarihinde yerini almıştı.

Peşinden gelen “Çirkin Kral” Yılmaz Güney’in yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı 1970 yapımı Umut filmi ise aslında bir umutsuzluğun öyküsünü anlatır: Arabacı Cabbar’ın umutsuz define yolculuğunu.

Yine senaryosu Yılmaz Güney tarafından yazılan ve 1974 yılında Adana’nın Yumurtalık ilçesinde çekimlerine başlanan Endişe filmi, yönetmen ve başrol oyuncusu Yılmaz Güney’in Yumurtalık hâkimi Sefa Mutlu’yu öldürmekten tutuklanmasıyla yarım kalır. Sonradan yardımcısı Şerif Gören tarafından tamamlanan ve başrollerinde Erkan Yücel, Ayşe Emel Meçsi ve Kamuran Usluer’in oynadığı film, bir köyde ağa tarafından sömürülen köylülerin yaşadığı sorunları anlatır.

Tunç Okan’ın ilk yönetmenlik denemesi olan ve başrolünde Tuncel Kurtiz’in oynadığı 1974 yapımı Otobüs filminde ise İsveç’e kaçak işçi olarak giden bir grup köylünün trajik hikâyesi anlatılır.

Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı ve Bilge Olgaç’ın yönettiği, başında ve sonunda belgesel görüntülere de yer verilen; yönetmenin tüm iyi niyetine rağmen içerisinde yer yer biçim ve dil sorunları da göze çarpan 1975 yapımı Bir Gün Mutlaka filmi ise, Akif isimli bir işçi önderinin davası için katlandığı fedakârlıkları konu eder.

Senaryosunu Vedat Türkali’nin yazdığı, başrollerinde Hakan Balamir, Semra Özdamar’ın oynadığı ve yönetmenliğini Süreyya Duru’nun yaptığı 1977 yapımı Güneşli Bataklık filminde ise karşıt iki dünya anlatılır: Burjuvazinin kokuşmuş bataklığı ve işçi sınıfının aydınlık dünyası.

Patronuna şantaj yaparak ondan para koparmaya çalışan Salih’in çöküşüne karşılık sendikal mücadele veren işçilerin safına geçen ve orada işçi liderliğine yükselen Gümüşhaneli Hasan’ın öyküsü filmde bir arada anlatılır.

Senaryosunu ve yönetmenliğini Yavuz Özkan’ın yaptığı, başrollerinde Cüneyt Arkın, ve Hale Soygazi’nin oynadığı, 15. Antalya Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü dahil 4 ödül birden alan 1978 yapımı Maden ise, bir madende çalışan işçilerin çelişkilerini, sefaletlerini ve mücadelelerini epik bir dille anlatır.

Her ne kadar bir ödüle layık görülmese de filmde arkadaşlarıyla maden ocağındaki kötü yaşam koşullarına karşı mücadele eden İlyas adındaki devrimci bir işçi önderini oynayan Cüneyt Arkın, sinema kariyerinin en iyi performansını bu filmde ortaya koyuyor.

Senaryosunu hapisteki Yılmaz Güney’in yazdığı, başrollerinde Tarık Akan (Tarık Akan ilk kez bu filmde bıyıklı görülüyor), Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz’in oynadığı, Zeki Ökten tarafından yönetilen Sürü filmi ise, Halilan ve Veysikan adlı doğulu iki aşiret arasındaki kan davasını ve ekonomik zorluklar nedeniyle bir süre sonra aşiretlerden birinin trenle sürülerini Ankara’ya götürüp satmak zorunda kalmalarını işliyor. Tüm zamanların en iyi on filmi listesinde her zaman yerini koruyan ve müziğiyle de öne çıkan film, pek çok otoriteye göre Yılmaz Güney’in en iyi üç filminden birisi sayılıyor.

Senaryosunu hapisteki Yılmaz Güney’in yazdığı, başrollerinde Aytaç Arman ve Güngör Bayrak’ın oynadığı, Zeki Ökten tarafından yönetilen 1979 yapımı Düşman ise, işsiz bir adamın parasızlık yüzünden başına gelenleri işliyor gibi görünse de filmde asıl verilmek istenen mesaj düşmanın kim olduğudur:

Senaryosunu Orhan Kemal’in aynı adlı romanından Mahmut Tali Öngören’in uyarladığı, başrollerinde Yaman Okay, Erkan Yücel, Tuncel Kurtiz ve Nur Sürer’in oynadığı Erden Kıral tarafından yönetilen 1979 yapımı Bereketli Topraklar Üzerinde ise; Çukurova’ya çalışmaya giden Köse Hasan, Pehlivan Ali ve Yusuf adlı aynı köyden üç arkadaşın hikâyesini anlatır.

Yavuz Özkan’ın yazıp yönettiği başrollerinde Tarık Akan ve Fikret Hakan’ın oynadığı 1979 yapımı Demir Yol, demiryolu inşaatında çalışan ve grev yapan bir grup işçiyle Migros (filmde sansüre takılmamak için kamyonun üzerinde “Nigro” yazıyor)’un erzak kamyonunu soyup halka bedava dağıtan silahlı mücadele yanlısı bir grup solcu üniversite öğrencisinin kesişen öyküsünü anlatır. Filmde yönetmen tarafından sendikal mücadelenin bir adım öne çıkarıldığını görmek mümkün.

Senaryosunu Bekir Yıldız ve Haşmet Zeybek’in yazdığı, başrollerinde Tarık Akan, Müge Akyamaç ve Cezmi Baskın’ın oynadığı, Muzaffer Hiçdurmaz tarafından yönetilen 1987 yapımı Çark filmi ise, İstanbul Kazlıçeşme’de deri atölyelerinde çalışan dört deri işçisinin mücadelesini anlatıyor.

Faik Ahmet Akıncı’nın yazıp yönettiği, başrollerinde Berhan Şimşek ile Sumru Yavrucuk’un oynadığı ve bir ikilemenin ilki olan 1994 yapımı İş, bir baraj inşaatı sırasında yaşanan işçi-işveren çatışmasını anlatırken yine Faik Ahmet Akıncı’nın yazıp yönettiği, başrollerinde Fikret Hakan ve Demir Karahan’ın oynadığı ikilemenin sonuncusu olan Ekmek (1996)’teyse özelleştirmeye karşı çıkan Zonguldak maden işçilerinin direnişi anlatılır.

İşçi filmleri elbette bu listeyle ve dönemle (Yeşilçam) sınırlı değil, toplumda artı değer sömürüsü devam ettiği sürece, Zerre (Erdem Tepegöz, 2012) örneğinde olduğu gibi çekiliyor ve çekilmeye de devam edecek.

osmanakyol72@hotmail. com

5 Temmuz 2016, İstanbul

bilge olgaç Erden Kıral ertem göreç işçi filmleri karanlıkta uyananlar otobüs (1974) sürü (1978) türk sinemasında işçi filmleri umut (1970) yavuz özkan

Hakkında Editör

Sonraki Casino (1995, Martin Scorsese)

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

mozart-composing-don-giovanni

Mozart’ın Eserlerinde Mehter Müziği Etkisi

1.Viyana kuşatmasından sonra, önceleri yerilen Türk askerî müziği, ordu içindeki örgütlenişi, savaşlarda, törenlerde ve şenliklerdeki ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir