Sultan Bayezid’den Brahms’a 10 Kanunun Yakarışı!

CRR Konser Salonu, İhsan Özer Kanun Orkestrası, 17 Ekim 2024, 20.00

Sultan Bayezit Han’dan Brahms’a, Dede Salih’ten ’a pek çok ünlü bestekârın eserlerinin 10 kanunun tellerinde hayat bulacağı “Tellerin Niyazı” başlıklı konser 17 Ekim’de Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda!

Kanun icrası denince ilk akla gelen isimler arasında yer alan 10 sanatçı, ilk kez bu konserde böylesine kalabalık bir kanun orkestrasıyla sahne alacak. Konseri, aynı zamanda kanun sanatçılarının hocası olan kanun virtüozu İhsan Özer yönetecek.

Safinaz Rizeli, Hande Elmacı, Erkin Sefer, Bahadır Şener, Semih Öksüzler, Ahmet Güçlüer, Ateş Erol, Turgut Özüfler, Devrim Ekiz ve Serkan Halili’nin sahne alacağı konserde Fahrettin Yarkın perküsyonuyla kanunlara eşlik edecek. “Tellerin Niyazı”na Bekir Ünlüataer misafir sanatçı olarak katılacak.

25.00  - 20.00 - 15.00 - 10.00 TL  olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!

SanatLog Haber

sanatlog.com

Sultan II. Abdülhamid’in Eşsiz Arşivinden Dünya Liderleri Koleksiyonu

Son Kral ve Kraliçeler Bu Albümde Buluştu! 

Sultan II. Abdülhamid’in Eşsiz Arşivinden Dünya Liderleri Koleksiyonu

Sultan 2. Abdülhamid’in bir hazine niteliği taşıyan ‘Yıldız Albümleri’ arşivindeki 36 bin kare arasından özenle seçilerek hazırlanan ‘Sultan 2. Abdülhamid’in Arşivinden Dünya Liderleri’ kitabı, resimli dünya tarihi formunda dönemin yüzlerini bir araya getiriyor.

Sadece İstanbul için değil, dünya için de önemli bir kültür mirası niteliğinde olan Sultan 2. Abdülhamid’in ‘Yıldız Albümleri’ arşivinden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından derlenen ‘Sultan 2. Abdülhamid’in Arşivinden İstanbul Fotoğrafları’, ‘Sultan 2. Abdülhamid’in Arşivinden Dünya’ ve ‘Sultan 2. Abdülhamid’in Aile Albümü’ serilerinin ardından, ‘Sultan 2. Abdülhamid’in Arşivinden Dünya Liderleri’ kitabı raflardaki yerini aldı.

İstanbul Belediyesi Kültür AŞ’nin 2024 yılında başlattığı Sultan II. Abdülhamid’in koleksiyonundan oluşan kitaplar serisine bir yenisi daha eklendi: Dünya Liderleri Albümü. Editörlüğünü Hakan Yılmaz’ın yaptığı eser, Sultan Abdülhamid’in hüküm sürdüğü 19. yüzyılın önde gelen kral, kraliçe, devlet adamları ve halk kahramanlarını içeriyor.

Monarşilerin birer birer yıkıldığı yüzyılda hüküm süren liderleri içeren albüm bir anlamda kapanan bir döneminin liderlerinin geçit töreni niteliğinde. Bu yüzden albümde yer alan birçok isim ‘son kral’ olarak sahnesinde yerini aldı. Örneğin, Papa IX. Pius döneminde Vatikan artık bağımsız bir devlet olmaktan çıkıyor ve İtalyan’ın bir parçası haline geliyor. Almanya’nın birleşmesiyle birlikte aynı akıbete Württemberg, Hannover, Saksonya ve Bavyera krallıkları da uğruyor. Sultan II. Abdülhamid’in şehzade iken bizzat Fransa’da görüştüğü III. Napoleon, sayfalarına Fransa’nın son kralı olarak geçiyor.

Stratejik Evliliklerle Gelen Siyasi Güç

Bu noktada Avrupa monarşilerinin dünyada söz sahibi olduğu bu yüzyılda İngiltere’yi ‘üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk’ haline getiren Kraliçe Victoria öne çıkıyor. İngiltere Kraliçesi Victoria’nın dokuz çocuğundan sekizinin diğer Avrupa hanedanlarından kişilerle evlendirilmesi neticesinde günümüzde dahi birçok Avrupa monarşisi Kraliçe Victoria’nın soyundan gelen kişilerle yönetilmesi ilginç bir ayrıntı olarak dikkati çekiyor. Bu durum Sultan II. Abdülhamid’in dünya siyasi arenasında ne kadar yalnız kaldığını ortaya çıkarıyor.

‘Dünya Liderleri’ temalı albümde sadece dönemin güçlü simaları değil dünyanın dört bir köşesinde küçük adada hüküm sürmüş krallara da rastlanıyor. Endonezya’daki Surakarta Sultanı IX. Pakubuwono ve geleneklere göre kraliyet kanı taşıdığı için ipekle boğularak öldürülen Madagaskar Kralı II. Ramada’yı da albümde görmek mümkün.

Siyam Kralını Çeken Türk Fotoğrafçı

Diğer taraftan albüm, fotoğrafçılık sanatı olarak ele alındığında da önemli bir kaynak eser olarak öne çıkıyor. Fotoğrafın yeni yeni palazlandığı 19. yüzyılda zaten sayıca az olan fotoğraf sanatçılarının en önemli finansal destekçileri kraliyet ailelerinden oluşuyor. Kraliyet üyeleri veya devlet başkanlarını fotoğraflarını da zaten dönemin ileri gelen fotoğrafçıları tarafından çekiliyor. Dolayısıyla ‘Dünya Liderleri’ albümü aynı zamanda devrin önde gelen fotoğrafçılarının karelerinden meydana gelmiş.

Örneğin, ABD Devlet Başkanı Abraham Lincoln’un fotoğrafını çeken Fransız Adolphe Eugene Disderi, fotoğraf sanatında çığır açmış bir fotoğrafçı. Yaşadığı dönemde tüm dünyada meşhur bir sanatçı olan Disderi, bu fotoğrafın çekimi için Amerika’ya gitmiş. Fotoğrafçıların arasında modern Tayvan’ın kurucusu olarak gösterilen Siyam Kralı Chulalongkorn’un portresini çeken askeri fotoğrafçı Hüsameddin Bey’in de yer alıyor.

II. Abdülhamid’in Ay Merakı

‘Dünya Liderleri’ adlı albümde ayrıca Sultan II. Abdülhamid’e dair ilginç bir arşiv çalışması da mevcut. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde yapılan çalışmada ile çok sayıda belge ilk kez gün yüzüne çıkartılmış. Bunların arasında en çarpıcı olanı hiç şüphesiz Sultan II. Abdülhamid’in ay merakı. 1897 yılında Ay fotoğrafçılığı konusunda ileri olan Amerika’dan fotoğraf talep eden Sultan II. Abdülhamid, bununla yetinmeyip ayrıntılı bir şekilde Ay’ın yüzeyini İstanbul’daki rasathane müdürüne çizdirtiyor.

Eserdeki gün yüzüne çıkan bir diğer çarpıcı evrakta Sultan II. Abdülhamid’in Amerika’da çıkarttığı gazete ‘Moslem World’. Arşiv evraklarına göre Amerikalı mühtedi diplomat Muhammed Alexander Webb gazete çıkarmak başta olmak üzere ABD’de İslam adına attığı her adıma destek olan II. Abdülhamid, 1892 yılında yayınlanmaya başlayan ‘Moslem World’ adlı gazeteye de maddi destek sağladı. Webb, aynı yıllarda Osmanlı aleyhine cereyan eden ‘Ermeni meselesi’ne karşı ABD’de konferanslar tertip ederek Osmanlı’yı savunan en güçlü entellektüeldi.

Amerikalı mühtedi Muhammed Alexander Webb ‘in gazete çıkarmak başta olmak üzere ABD’de İslam adına attığı her adıma destek olan II. Abdülhamid, 1892 yılında yayınlanmaya başlayan ‘Moslem World’ adlı gazeteye de maddi destek sağladı.

III. FRIEDRICH

Alman İmparatoru I. Wilhelm’in tek oğlu olan III. Friedrich, İngiltere Kraliçesi Victoria’nın kızı Prenses Victoria ile evliydi. Tahta çıkışının ardından gırtlak kanserine yakalandı ve kısa sürede öldü. 99 günlük saltanatı bittiğinde henüz 57 yaşındaydı.

PRENSES SOPHIE

Prenses Sophie’ye Yunan Kralı Otto ve Brunswick Düü William talip olmuşsa da, o tercihini Hollanda Prensi için kullandı. III. Willem ile yaptığı evlilikte aradığını bulamadı. Kendini sanata ve hayır işlerine adayan kraliçe öldüğünde gelinliğiyle beraber gömüldü, zira ona göre evlendiği gün onun öldüğü gündü.

İNGİLTERE KRALİÇESİ VICTORIA

İngiltere Kraliçesi Victoria, tahta çıktığında henüz 18 yaşındaydı. İktidarına karışılmasından hoşlanmadığı için annesine bile saraydan uzaklaştırdı. Britanya Krallığı saltanatı süresinde altın çağını yaşarken kendisi ‘İngiltere’nin son büyük hükümdarı’ olarak tarihe geçti.

SİYAM KRALI-TAYLAND CHULALONGKORN

Siyam Kralı Chulalongkorn, modern Tayland’ın kurucusu olarak anılır. 1901′de ülkeyi demiryoluna kavuşturan Chulalongkorn, aynı yıl Siyam’a ilk elektrik santralini de getiren isimdir. Öldüğünde oğluna nispeten bağımsız ve modern bir krallık bıraktı.

PAPA/VATİKAN IX. PIUS

1846 yılında papa olarak seçilen IX Pius, İtalyan Kralı yüzünden 1848′de Roma’yı terketmek zorunda kaldı. Bağımsız bi devlet olan Roma, 1870 yılında İtalyan Krallığı’na bağlanınca, papa kendini esir ilan etti. Kaybettiği otoriteyi manevi dünyada fazlasıyla kazandı. Böylelikle Papalık makamı daha önce dünyada görmediği itibarı gördü. 

sanatlog.com

İnsanın İtirafları - Yeni Gelen Türe Mektuplar

Ekim 13, 2024 by  
Filed under Deneme, Duyurular, Edebiyat, Kitaplar, Sanat

Her insanın duyarlı olma hali farklıdır. Suat Başkır da İnsan’ın İtirafları - Yeni Gelen Türe Mektuplar isimli ilk kitabında, insanın yarattığı ve daha sonra sorumluluğunu üzerine almaktan kaçındığı yıkımı, karmaşayı ve onun sonucu olanları bir ruh yolculuğunda sorguluyor.

Sayfaları çevirdikçe masalsı bir algının göz alıcılığıyla, yıkımın salt gerçekliğinin vicdani sorgulamasını hissedecek, geçmiş medeniyetlerin aydınlanma ve farkında olma amacıyla sembolize ettikleri kulelerin yedi farklı katında (taş, toprak, doğa, hayvan, insan, gökyüzü ve melek) insan’ın yedi farklı şekilde bilmeyi denemesine şahit olacaksınız.

Tıpkı onun gibi sizlerde, topraktan gelenlerin kadim dillerinde gelecek olan nesillere bir uyarı niteliğinde bıraktıkları itiraflarını, bir levh-i mahfuz ya da bir kader aynasının yansıtmasıyla dünyanın yorgun, olgun zaman zamanda sivri dilli bilgeliğinin yardımıyla çözümlemeye insanın cehaletinde, umursamazlığında, zalimliğinde, cesaretinde ve merhametinde deneyimlemeye hazır olarak denemelisiniz bu bilmeyi…

sanatlog.com

Fazıl Say’dan Kleopatra’ya Türkiye Prömiyeri

Ünlü besteci ’ın solo keman için bestelediği “Kleopatra” eserinin Türkiye prömiyeri 19 Ekim Çarşamba akşamı saat 20.00’de Cemal Reşit Rey (CRR) Salonu’nda gerçekleşecek. Eseri ünlü keman virtüozü Cihat Aşkın seslendirecek.

Eser, kemanın tellerinin parmakla hafif çekilişleriyle (pizzicato) başlıyor. Bu çekişler süregelen bir devinimin ritim olarak ifadesi kabul ediliyor; çıkıcı ve inici bir makamsal melodinin içerisinde eriyen bu ritim esere oldukça hakim.  Eserin başında dinleyenleri karşılayan bu makamsal ezgi daha sonra ritim ile birleşerek bambaşka bir boyutta sunuluyor. Özellikle vurmalı enstrümanların ve dans ritimlerinin karakterini yansıtan kesitler ile eser birbiri ardına değişik ritimsel zenginliğin içinde devam ediyor. Mısır gizemi ve Kleopatra karakterini eserinde soyutlayan  Fazıl Say minimal öğelerden yola çıkarak oluşturduğu makamsal yapılarla ritim ve ezgi denklemini en iyi biçimde dinleyiciye sunuyor. Eser en başta duyulan melodi ile çok hafif bir şekilde sona eriyor.

Kleopatra’nın dünya prömiyeri geçtiğimiz Mayıs ayında Almanya’da düzenlenen keman yarışmasında yapılmış, eser Henri Marteau tarafından seslendirilmiş ve büyük övgü almıştı.

Konserde ayrıca; Fazıl Say’ın “Piyano ve Keman için Sonat”ı, ’ın yine keman ve piyano için yazdığı “Spring” adlı eseri, son olarak  Fazıl Say’ın solosuyla Schubert’in  “Sonat Sol Majör Op.78” isimli eseri seslendirilecek.

70.00 - 60.00 - 50.00 - 40.00 TL  olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!  

sanatlog.com

Çukurcuma’da Bir Hayalet Kadın!

HAYAKA ARTI  20.10 – 03.12.2011 tarihleri arasında Komet’in  ”Neriman Tuna’ya Saygı” sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi 1950’li yıllardan başlayarak İstanbul’da aktif bir hayat yaşamış olan feminist bir kadının ölümünden sonra sokakta terk edilmiş bulgularından oluşuyor.

Komet; “Yeni Yaşantı dergisini çıkaran, kadın haklarını koruyan, kadın örgütlenmesi için çalışan, dünyanın bütün ülkelerindeki kadın örgütleriyle ilişkiye geçerek, yaptığı gezilerde birçok ülkenin yöneticileri veya ileri gelen aydınları, sendikacılarıyla görüşen; bu uğurda servetini harcayıp bitiren Neriman Tuna sonunda, yalnız ve parasız bir biçimde ölüyor ve her şeyi sokağa atılıyor. Ben bu sergilediklerimizi onların arasından, tozlu görselliklerden seçtim. Bunlar bir kurgu değil hakiki bir hayat dramını gösteren belgelerdir.” diyor.

Sergide bulunan fotoğraflar, gazete kupürleri, mektuplar, sertifikalar sayesinde Neriman Tuna’nın hatırlanmak istediği şekilde geride kalan ve kendisini tasvir eden özel görüntüleri izlenebilecek. Komet’in bu  bulguları sergileme seçimi hayalet bir kadının portresini seyircilerin gözünde görünür kılacak ve aynı zamanda Neriman Tuna’nın yaşamışlığının bir dokümantasyonu olacaktır.

20.10.2011 – 03.12.2011

Komet

“Neriman Tuna’ya Saygı”

Açılış: 19.10.2011 @18.30 – 20.30

HAYAKA ARTI

Çukurcuma Caddesi No:19A Tophane 34425 Istanbul

Çarşamba – Cumartesi / Wednesday - Saturday 12:00 – 18:00

T: (212) 219-4246  F: (212) 219-0512

E: info@hayakaarti.com

W: www.hayakaarti.com

Facebook: www.facebook.com/pages/HAYAKA-ARTI/166287778773

Çukurcuma’da Bir Hayalet Kadın!

1

Ölüm uzun koşumuz, sabit menzilimiz; bakiyesi sadece anılar olan, kalan. O yüzden her birimiz biriktiririz yaşamlarımızı azar azar; resimler, anı nesneler, hediyeler, çerçevelerle. Yaşamlarımızdan kalanlar ile belki bir gün biri bulur gelir ve sönmüş ruhumuza ışık üfler diye. Sonsuzluğun hükmünü bilerek ve ona inat..

2

Yaşamda bir düşün, bir imgenin peşinden koşanlar ancak, eskimiş gözden düşmüş nesnelerdeki ışığın, parıltının farkına varabilirler. Gündelik hayatın kaosu ortasında yok oluşa terk edilen yaşamların, dizelerin, imgelerin keşfine soyunmaya cüret ederler. Bu yüzden Walter Benjamin’in imgesinde sanatçı hem bir koleksiyoncu hem de amatör bir dedektife denk düşer.

Komet’in bir kadının sokağa terk edilmiş yaşam izleri üzerinden yarattığı porteye bu “parıltı” ile bakmak doğru olacaktır.

3

Ressam öncelikle; bilinçli bir çaba, emekle yan yana getirtiği anı nesnelerinden donmuş zamanı kilitleyen ve onu geleceğe doğru, zamanda yolculuğa tahrik eden bir modülün krokilerini oluşturuyor.

Ardından; bulduğu her nesnenin üzerinden görülmez fırça darbeleriyle, özenle geçerek boşluğun içinden bir kadın portresinin silüetini çıkartıyor. Doğumla çürümenin, ölümle erosun, zamanla imgenin kesiştiği bir bıçağın sırt çizgileri üzerinde. Ve bir kadının hayaleti Çukurcuma’da boy gösteriyor.

4

Çerçevelenmiş hatıralardan, fotoğraflar, gazete kupürlerinden, mektuplardan, sertifikalardan oluşturulan bu portre/puzzle; geçmiş zamanın ışıltılı cemiyet yaşamının, öncü bir figürün, bir cumhuriyet kadınının unutulmuş yaşamının izleri anısına estetik bir forma dökülüyor. Ama, silinerek yazılan hatıralardan, çerçevelerde yer almayan, saklı travmaların izleri de zamanın tozlarına karışıyor.

Sanki Neriman Hanım; bir gün bulunacak umuduyla, yaşamını kıymetli kıldığına inandığı her şeyi, takıntılı bir hevesle biriktirmiş ve böylece sırtımızda taşıdığımız ölümün gizini bertaraf etmeye girişmiş. Bu yüzden boş çerçevelerden sızan lekeler sadece hüznü değil, tekinsiz olanı da çağırıyor.

5

Neriman Tuna’dan geriye kalan bu anı birikintisinin “bir Komet sergisi” haline gelmesi kimileri için şaşırtıcı olabilir. Fakat modern ya da postmodern sanatları avangard üzerinden okuyan herkes, Duchamp’tan beri buluntu objeler ve onlarla yapılan düzenlemelerin bir yeniden yaratım süreci-estetiği oluşturduğunun bilincindeler.  Komet’in yapıtı ise daha 70’li yıllardan beri kavramsal deneylerine açık bir özgürleşim haritası üzerinde ilerler.

6

Peki; gerçekte bu hayalet kadın, Neriman Tuna kimdi? Sanatçı burada yanıt vermekten çok bulguları ifşa etmek, hatıratı saygıyla paylaşıma sokmak, soru işaretlerini açığa çıkartmakla ilgilidir. Gerisi tarihin ve tarihe not düşen araştırmacıların çabası olacaktır. Elimizde olan sokakta bulunan çerçevelenmiş bir yaşam ya da tinsel bir karakutu; tüm ışıltısıyla…

Rafet Arslan

Eylül/Ekim 2024

İstanbul 

sanatlog.com