Zombilerin Bilge Yönetmeni George A. Romero ve Sevdiği Filmler
13 Aralık 2009 Yazar: Editör
Kategori: B Filmleri, Film Listeleri & En İyi Filmler, Gore, Kült Filmler, Klasik Filmler, Sanat, Sinema
Amerikan bağımsız sinemasının kapitalizm karşıtı yönetmenlerinden George A. Romero, yazdığı, yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği zombi filmleri ile anılıyor ve muhtemelen yarın da öyle anılacak. Çünkü ağır ağır yürüyen, gözleri fışkırmış, beyinleri akan, “cehenneme sığmadıkları için dünya coğrafyasında devinen” zombileriyle adı özdeşleşmiş durumda. Quentin Tarantino, Robert Rodriguez gibi günümüz sinemasının b filmi hayranı yönetmenlerinin de hayranlık duyduğu Romero, düşük bütçeli ilk uzun metrajlı filmi Night of the Living Dead’den (1968, Yaşayan Ölülerin Gecesi) son filmine değin çizgisini koruyan, her zaman aynı düzey, kalite ve çizgide olmasa da ilginç filmlere imza atmış bir kült sinemacı…
Bir korku filmi yönetmeni olmasına rağmen, filmlerinin çoğunda sistem karşıtı bir tutum sergileyen, liberalizmi eleştiren, tüketim toplumunu karşısına alan bir duruş sergileyen yönetmen; 1970’ler ve ‘80’lerde mantar gibi türeyen zombi filmlerinin arkasındaki başat isim. Video kültürünü de derinden etkileyen Romero, halen aynı anlayışta film çekmeye devam ediyor…
Aşağıda George A. Romero’nun en sevdiği 10 sinema filmini bulacaksınız…
1) The Brothers Karamazov – Karamazov Kardeşler (Richard Brooks)
2) Casablanca (Michael Curtiz)
3) Dr. Strangelove – Dr. Garipaşk (Stanley Kubrick)
4) High Noon – Kahraman Şerif (Fred Zinnemann)
5) King Solomon’s Mines – Kral Süleyman’ın Hazineleri (Compton Bennett & Andrew Marton)
6) North by Northwest – Gizli Teşkilat (Alfred Hitchcock)
7) The Quiet Man – Kadın Satılmaz (John Ford)
Repulsion – Tiksinti (Roman Polanski)
9) Touch of Evil – Bitmeyen Balayı (Orson Welles)
10) The Tales of Hoffmann – Hoffmann’ın Sihirli Masalları (Michael Powell & Emeric Pressburger)
Roman Polanski’nin Catherine Deneuve’ü başrolde oynattığı harika ötesi filmi Repulsion, Romero’nun korku janrından seçip listesine aldığı bir film olarak göze çarpıyor. Listenin bütününe baktığımızda ise melodram, western, kara komedi, serüven ve aksiyon filmleri dışında bir de kara film seçtiğini görüyoruz.
Romero Amca’nın Diary of the Dead (2007, Ölülerin Günlüğü) filmi açıkçası düpedüz bir hayal kırıklığı idi. Yine de son filmi Survival of the Dead’i (2009) merakla beklediğimizi haşiye olarak düşelim…
Yazan: Hakan Bilge




NUT on Paz, 13th Ara 2009 11:36 pm
Romero’nun çoğu filmini izledim. Haberdeki ifadelere katılıyorum. Romero Amerikan kapitalist sistemini, nükleer uygulamaları, medyayı, tüketim çılgınlığını hicvettiği içindir ki önemli bir sinemacıdır.
azaplanca on Pts, 14th Ara 2009 4:46 pm
Michael Haneke ve Theo Angelopoulos’dan sonra George A. Romero… Bu küçük tanıtımlar, yönetmenleri keşfetmek isteyenler için de olumlu bir çaba bence.
Editör on Cum, 18th Ara 2009 4:37 am
George Romero Der Ki:
“Afro-Amerikalıların başrollerde gözüktüğü oluyor ama bunların yüzde 99’u ırk üzerine yoğunlaşan roller. Ben Afro-Amerikalılar ve kadınları renk veya cinsiyetten değil, hikaye ve karakterlerden etkilenen rollerde oynatma ihtiyacı hissediyorum.”
“Benim filmlerimin geleneksel korku filmleri olmadığı ortada. Temelde hikaye anlattığımı düşünüyorum… Bütün bunların altında insan hikayeleri var sonuçta. Eski korku filmleri her ne kadar güzel filmler olsalar da dünyanın sonunu getirebilecek bir tehlikeyi konu alırlardı ve bütün mesele düzeni yeniden sağlamaktı. Benim filmlerimde ise asıl korku, düzenin bir daha asla kurulmayacak olmasından kaynaklanıyor.”
(Land of the Dead hakkında) “60’lı, 70’li, 80’li yıllarda bunlardan birer tane çektim, biliyorsunuz; ama 90’ları kaçırdım. Ortağımla birlikte projeyi hayata geçirmenin bir yolunu bulamadık bir türlü. 8 yıl boyunca hiçbir şey yapamadık. Bir sürü yüksek profilli filmde çalışmıştım oysa; ama hiçbir şey olmadı. Bruiser diye küçük bir film yapmak için 5 milyon dolar bulduk; ama onu da kimse izleyemedi. Bruiser’ın sebep olduğu yaralarımı sarmaya çalışırken bu proje üzerinde çalışmaya başladım ve gerçekten de tam 11 Eylül’den birkaç gün önce artık sunulabilir olduğunu düşünerek senaryoyu bir yerlere göndermeye başlamıştım. Tabii o sıralar herkes daha hafif filmler yapmak istedi. Böylece projeyi bir buçuk yıl daha rafa kaldırdım ve sonra da normal kabul ettiğimiz yeni yaşama ve savaşa ayna tutan bir filme dönüştürdüm. Orijinalinde yine sorunu görmezden gelme düşüncesi vardı, Kaufman ve Fiddler’s Green de vardı; ama savaştan ziyade AIDS gibi geniş kitleleri etkileyen hastalıkları görmezden gelmekle ilgiliydi. Bence bu hali daha etkili.”
“Filmleri hep çok sevdim, bu işe meslek olsun diye girmedim ve her zaman ‘Hadi çocuklar, hemen şimdi burada dansa başlayalım!’ deme cesaretini gösterdim.”
“Night of the Leaving Dead ile nereye varağını öngöremeyeceğim bir şey başlatmıştım. Yapmaya çalıştığım şey, değişik dönemlerin sosyo-politik atmosferine ayna tutmaktı. Filmlerimin hikayeleri birbirine benzer; ama farklı dönemleri ele alırlar. Bu alışılmış bir fikir değil; ama bir yandan hikayenin sürekliliğini korurken, bir yandan da politik anlamda güncel filmler yapmak hoşuma gidiyor.”
Referanslar: IMDB ve çeşitli sinema dergileri.