Anasayfa / Edebiyat / Sayıklamalar

Sayıklamalar

 

Aynalar…

Ben yansıyorum sanıyorum, yansıdığımda ne kadar kendimim ve aslında aynadaki ne kadar ben, bu bilinmez. Karşındaki adına da öyle ben senim diyorsun mesela kendini mi kandırıyorsun yoksa, karşındakini mi? Yansıyan ne kadar sensin, karşındaki ne kadar kendin acaba?

Muhasiblik var bir şiirimde, ne kadar alırsan o kadar verirsin ya da ne kadar verirsen o kadar alırsın gibi. Aynalarda da o mu var acaba ya da yansıdığını düşündüklerinde? Ne kadar görünürsen mi o kadar yansıyorsun ya da ne kadar görmek istersen o kadar mı görünür oluyorsun aynaya? Peki ayna gördüğünü mü yansıtmak istiyor ya da görmek istediğini mi?

……….

Dipte değilim, demiştim geçenlerde sana; ama dipte olmamak ne denli bana göre bir şey bu da tartışılır açıkçası, yani sığ sular bana göre değil. Sığ sularda boğulmadan, debelenmeden yaşamak da ters bana. “Dipteyim, dipteyim” diye dert yandığım zamanlarda, aslında ne denli hayatı araştıran sorgulayan ben olduğunu görüyorum; şimdiyse mutlak bir tevekkül içinde, huşu içinde, düşmanlarım da müttefikimdir der gibi bir tutum sergiliyorum ve bu da beni sığlaştırıyor sanki. Ya da beni sığlaştırıyor demeyeyim de sığ sulara itiyor gibi.

 


 

Bir dönem -üniversitedeyken özellikle- sığ insanlarla birlikte olmamak adına yalnız kaldığımı ve bir süre sonra yalnız kalmamak adına onlar gibi olduğumu biliyorum ve bu da beni mutlu etmemişti. Şimdi bir yanım mutlu, çünkü huzurlu, çünkü bir şey yok kafamı takacağım, alabildiğine mutluyum ama öbür yanım:
Ah o öbür yanım
Ah militan yanım
Her sorunun bir cevabı vardır ve zor da olsa her soru cevaplanır diyen yanım.
Bir gözümü çıkaranın iki gözünü çıkarırım diyen yanım
Affetmeyi bilmeyen yanım
Susan biriktiren ama mutlaka boşalacağı zaman olacağını bilen yanım
yok mu
O öbür yanım, hükümdarım.

 



Düşünüp düşünüp bulamadıklarım var, özgürlük düşüncesi özellikle kafamda, ne denli özgürüz ki yaşamda? Çok özgür ilişkimiz olduğunu söylesek bile sorumluluklarımız ne denli özgürlüklerimizin beklentilerimizin önüne geçiyor öyle değil mi?
Ah öbür yanımın istediği bu değil işte.
Hiç değil.

……….

Derinlerde değilim, diyorum.
Dipteyken kelebek olduğumu düşünüp yukarılara çıktığımda aslında bir balık olduğumu düşünmek bu aslında.

Med-cezir belki de…
Bendeki med-cezir yatay değil dikey ama…
Bir de iyi yönünden bakmak gerek, yüzeydeyken göğü görebiliyorum.

 

Yazan: reyan yüksel

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

Hermann Hesse’nin Bozkırkurdu İsimli Romanı Üzerine

Harry Haller; yolunu şaşırıp kendi habitatından ayrı düşmüş, kazârâ bir kente inip sürüye karıştığına inandığı ...

2 Yorum

  1. “Ayna”nın sanat eserlerinde hep bir imge, bir metafor, bir alegori olarak kullanıldığını biliyoruz. Tabi bu öyküde insanın kendisiyle, kendi benliğiyle yüzleşmeye çalışması çabası var. Üniversite hayatının rutin yansımaları da duygusal olarak çok güzel ifade edilmiş. Gerçekten de hem özlemle anılan hem de pişmanlıklardan oluşan bir hayattır o. Bazen de hüzünle anılması normaldir.

    Kalemine sağlık Reyan.

  2. Çok teşekkür ediyorum azaplanca 🙂 Hep söylediğim bir şey var aslında, kendinle kavganda ne ironiktir ki yenilen de hep sen oluyorsun.

    O yüzden bu aralar barıştım kendimle, savaşmıyor, sevişiyoruz biz, elimizden geldiğince…

    Selam ve sağlıcakla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kuşadası escort
bursa escort
ümraniye escort
çankaya escort
escort izmir