Anasayfa / Sinema / Film Listeleri & En İyi Filmler / Roger Ebert’e Göre Sinema Tarihinin En İyi 10 Filmi

Roger Ebert’e Göre Sinema Tarihinin En İyi 10 Filmi

1942 Amerika doğumlu Roger Ebert verimli bir sinema eleştirmeni. Bu alanda anakarasında önemli bir konuma da sahip aynı zamanda. Talk-show’ları ile, kitapları ile, köşe yazıları ile (Chicago Sun Times), internet sitesi ile vs. geniş bir kitleye seslenen Ebert’in sevdiği filmlere bakarak ünlü bir sinema eleştirmeninin zengin sinema birikiminin ne aşamada ve ne yönde olduğuna şahit olabilirsiniz. En azından ben böyle düşünüyorum…

 

 

Kimilerini şaşırtıp kızdırabilir, kimilerini ise ortak bir paydada buluşturup sevindirebilir bu liste. Her liste gibi de yoruma açık bir liste.

 

Ve o 10 film:

 

Aguirre, Wrath of God (1972, Werner Herzog)

 

 

Apocalypse Now (1979, Francis Ford Coppola)

 

 

Citizen Kane (1941, Orson Welles)

 

Dekalog (1989, Krzysztof Kieslowski)

 

 

La dolce vita (1960, Federico Fellini)

 

The General (1927, Buster Keaton)

 

Raging Bull (1980, Martin Scorsese)

 

2001: A Space Odyssey (1968, Stanley Kubrick)

 

 

Tokyo Story (1953, Yasujiro Ozu)

 

Vertigo (1958, Alfred Hitchcock)

 

…………..

 

Yorumum:

 

Kimi okuyucular “Charlie Chaplin’den, Ingmar Bergman’dan, Satyajit Ray’dan, Jean Renoir’dan, Sergei Eisenstein’dan, Akira Kurosawa’dan, Michelangelo Antonioni’den, Andrei Tarkovsky’den…” tek film yok diyecekler biliyorum; ama bu liste çok nitelikli…

 

Listeye baktığımızda Orson Welles klasiği Citizen Kane (Yurttaş Kane) birçok eleştirmen listesinde olduğu gibi yine burada da karşımıza çıkarak bizi şaşırtmıyor. Aslında listedeki bütün filmler klasik filmlerden oluşuyor. Hepsi de tartışmasız başyapıtlar olarak sinema tarihindeki yerlerini almış durumda. Tokyo Story (Tokyo Öyküsü) ve Apocalypse Now (Kıyamet) filmlerini görmek güzel. Stanley Kubrcik ustanın klasik kült filmi 2001: A Space Oyssey’i de (2001: Uzay Destanı)… Zaten eleştirmenler nezdinde Kubrick’in öne çıkan filmleri belli: Paths of Glory (Zafer Yolları), Dr. Strangelove (Dr. Garipaşk) ve 2001: A Space Odyssey. Yani burada da şaşılacak bir şey yok…

 

Artık kült bir seri haline gelen Star Wars (Yıldız Savaşları) ve serisinden herhangi bir filmi göremiyoruz listede. Pulp Fiction’ı da (Ucuz Roman), Goodfellas’ı da (Sıkı Dostlar). Yetişkin listeleri bir başka… Popüler olmuyor çok şükür ki…

 

Ve son olarak Alfred Hitchcock’un unutulmaz başyapıtı ve bana göre de en iyi filmi Vertigo’yu (Yükseklik Korkusu) listede görmek inanılmaz bir keyif!

 

Elbette “zevkler ve renkler” diyeceksiniz ama iki çift laf etmeden de olmuyor:

 

Bu filmleri henüz izlemeyenlere de bir çağrı olsun her zamanki gibi… Arşivci sinefillere de selam yolluyorum; onlar her şeyin farkındalar… 😉

 

Sonuçta saygı duyduğum bir liste…

 

Yazan: Operadaki Sessizlik

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

Dressed to Kill (1980, Brian De Palma)

Alfred Hitchcock’un ve filmlerinin Hollywood’u hatta dünya sinemasını nasıl etkilediği malum. O etkilenmeden en çok ...

12 Yorum

  1. Harika bir liste. Örneğin 2001: A Space Odyssey ve Citizen Kane benim de onluk listeme girebilecek filmler.

    Teşekkürler…

  2. Merhaba… Dikkate alacağım. Paylaşımınız için teşekkürler.

  3. Film listeleri hep tartışmalıdır aslında ama her sinemasever bu listelere mutlaka bir kez dönüp bakar ve hatta kendisi de bu listelerden oluşturur. Bütün listeler de izleyenin film birikimi ile sınırlıdır ve öznel bir beğeniyi yansıtır, daha doğrusu yansıtmalıdır.

    Konuyu saptırıp burayı forum sitesine çevirmek istemem ama ben de en sevdiğim 10 filmi belirleyip burada teşhir edeceğim 🙂

    Eline sağlık Operadaki Sessizlik.

  4. Benim de sevdiğim güzel filmler var bu listede. Pek sevdiğim Krzysztof Kieslowski’nin Dekalog serisini listede görmek özellikle çok sevindirdi beni. Yakın dönem Polonya sinemasının çok naif bir örneğiydi bu seri. Sevgiler…

  5. Çok tepki çekebilirim ama Aguirre, Wrath of God’a gelene kadar bence çok film vardı. Bilmiyorum neden, bu filmi hiç beğenmem. Benim göremediğim birşeyi olmalı…

  6. Roger Ebert saygıdeğer bir eleştirmen olarak kabul ediliyor. Bizde de bu adamı ilgiyle takip edenler yok değil. İlgimi çeken şu ki sessiz sinemadan tek bir film seçilmiş o da The General. Buster Keaton’ı Şarlo’ya yeğlediğini görüyoruz. Ayrıca beş renkli beş de siyah beyaz film seçilmiş. Kurmak istenilen bu denge gözümden kaçmadı 😉

  7. Werner Herzog’un Aguirre, Wrath of God’ı (Aguirre, Tanrının Gazabı) evet farklı bir seçim olarak listede yer bulmuş kendine. Tepki çekeceğini sanmıyorum Murat.

    Aguirre, Wrath of God kolonyalizmin çehresini Avrupalı aydın vizörü ile peliküle döken bir film. Herzog’un zorlu çekim sınavını -çoğu yapıtında böyledir- bu minval üzre birleştirip sinema adına ödüllendirmek istemiş ve bu filmi seçmiş olabilir Roger Ebert.

    Deniz arkadaşıma ek olarak söylüyorum: Yönetmenlerin orijini açısından da titiz sanki. Hani Yasujiro Ozu’yu Avrupalı sayarsak 5 Amerikalı 5 de Avrupalı yönetmen, listede arz-ı endam ediyor. Coppola ve Scorsese İtalyan asıllı Amerikalılar fakat bu bir sorun değil bence.

  8. harika yorumlar var liste hakkında…

    evet. bolca birikimi olan, yıllarca sinema üstüne yazmış çizmiş, bu işe ömrünü vermiş bir sinema eleştirmeninin beğeni anlayışının bile yoruma açık olduğunu anlamış oluyoruz böylece.

    sinemada ortak noktalarda buluşmak -hele de listeler söz konusu olunca- zor olabiliyor. roger ebert veya pauline kael olsun, durum değişmiyor. sanırım böylesi daha iyi…

    susan sontag’ın muhafazakar bulduğu 2001: a space odyssey var bu listede.
    akademinin bile önemini anlayamadığı raging bull var bu listede.
    ve bir meta film var: vertigo…

    öyle işte.

    bakış açıları, görüş açıları…

  9. Dostum çok ilginç. Susan Sontag’ın metnini bana ulaştırırsan çok mutlu olacağım.

  10. Az evvel yahoo adresine gönderdim 🙂

  11. ya o dolce vita var ya, listenin en sevdiğim filmi. liste cidden sıkı olmuş. mastroianni denince akan sular durur. hazır giyim filmi bile gözümde top 3’e oturabilir. aa onda bi de sophia loren vardı. daha nolsun, reklam olsa izlenir.

  12. evet bay marcello oynadığı filmleri şova çeviren bir avrupalı. fellini filmlerinde hep bir yanı ağrılı portreler çizdi. sekiz buçuk’ta kafası karışmış bir yönetmendi, tatlı hayat’ta burjuvazinin sıkıcılığına hapsolmuştu, kadınlar kenti’nde ideal kadını aradı durdu, ginger ve fred’de ayrı bir hüzne gömülmüştü içten içe… bay marcello’yu ve büyük usta fellini’yi anıyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kuşadası escort
bursa escort
ümraniye escort
çankaya escort
escort izmir