<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Mutiny on the Bounty ve Amerikan Milliyetçiliği yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.sanatlog.com/sanat/mutiny-on-the-bounty-ve-amerikan-milliyetciligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sanatlog.com/sanat/mutiny-on-the-bounty-ve-amerikan-milliyetciligi/</link>
	<description>Sanatla büyüyenlere...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 07:47:31 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
	<item>
		<title>Yazar: Editör (sinefil78)</title>
		<link>http://www.sanatlog.com/sanat/mutiny-on-the-bounty-ve-amerikan-milliyetciligi/comment-page-1/#comment-3151</link>
		<dc:creator>Editör (sinefil78)</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 03:42:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatlog.com/?p=3215#comment-3151</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Eline sağlık Orhan.&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;Yeats&#039;in &quot;kalıcı olanı yazın&quot; mottosu bizim de ilke-sözümüz sayılır ve aslında çok eski bir yazınsal mantığın sürdürülmesinden  başka bir şey değildir. Büyük yapıtlar orada bir yerde bizi bekliyorlar, dokunmamız yeterli olacaktır...

Çoğu kez yakın çevremizden şunu işitiyorum: Neden hep eski filmleri yazıyorsunuz? Ben de şöyle diyorum: Bana 2009&#039;da çekilmiş bir Det sjunde inseglet veya A Clockwork Orange gösterin, hemen bugün yazmaya başlayalım... Yine de bu tartışma sanat ve sinema söz konusu olduğunda hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Şöyle diyelim o vakit: Bu bir tarz meselesidir, yaklaşım meselesidir; bakış açısı ile ilintilidir...

Öte yandan; popüler sinema ve uzantıları zaten geniş bir kitle tarafından yazılıyor, çiziliyor. Ömrünü günümüzde çekilmiş vasat yapımları izleyerek geçiren büyük bir yazar kitlesi var. Biz neden uğraşalım ki? Hem bunlar işlerini gayet iyi yürütüyor; çünkü yüzeysel kalabalığa derinliksiz yazılarla hizmet ediyorlar. Karl Marx&#039;ın arz-talep olarak nitelediği aşağı yukarı budur ve konumuzu da içermektedir.

Sabun köpüğü olan sanat-nesnesi uçucudur ve zamanla tarihten izleri silinir; ama parlak, görkemli sanat yapıtları Benjamin&#039;in deyişiyle &quot;aura&quot;sını titizlikle korumaya  devam ederler. Olağanüstü bir uzamda varolmayı sürdürürler. Zaten kısa bir yaşamımız var, uçucu olana gönlümüzü kaptıracak değiliz. Onları yazarak değerli vaktimizi kaybedecek değiliz.

Robert Altman&#039;ın The Player filminden:

- Ben sinemaya gitmem.
- Neden?
- Hayat çok kısa...

(...)&lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eline sağlık Orhan.</strong></p>
<p><strong>Yeats&#8217;in &#8220;kalıcı olanı yazın&#8221; mottosu bizim de ilke-sözümüz sayılır ve aslında çok eski bir yazınsal mantığın sürdürülmesinden  başka bir şey değildir. Büyük yapıtlar orada bir yerde bizi bekliyorlar, dokunmamız yeterli olacaktır&#8230;</p>
<p>Çoğu kez yakın çevremizden şunu işitiyorum: Neden hep eski filmleri yazıyorsunuz? Ben de şöyle diyorum: Bana 2009&#8242;da çekilmiş bir Det sjunde inseglet veya A Clockwork Orange gösterin, hemen bugün yazmaya başlayalım&#8230; Yine de bu tartışma sanat ve sinema söz konusu olduğunda hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Şöyle diyelim o vakit: Bu bir tarz meselesidir, yaklaşım meselesidir; bakış açısı ile ilintilidir&#8230;</p>
<p>Öte yandan; popüler sinema ve uzantıları zaten geniş bir kitle tarafından yazılıyor, çiziliyor. Ömrünü günümüzde çekilmiş vasat yapımları izleyerek geçiren büyük bir yazar kitlesi var. Biz neden uğraşalım ki? Hem bunlar işlerini gayet iyi yürütüyor; çünkü yüzeysel kalabalığa derinliksiz yazılarla hizmet ediyorlar. Karl Marx&#8217;ın arz-talep olarak nitelediği aşağı yukarı budur ve konumuzu da içermektedir.</p>
<p>Sabun köpüğü olan sanat-nesnesi uçucudur ve zamanla tarihten izleri silinir; ama parlak, görkemli sanat yapıtları Benjamin&#8217;in deyişiyle &#8220;aura&#8221;sını titizlikle korumaya  devam ederler. Olağanüstü bir uzamda varolmayı sürdürürler. Zaten kısa bir yaşamımız var, uçucu olana gönlümüzü kaptıracak değiliz. Onları yazarak değerli vaktimizi kaybedecek değiliz.</p>
<p>Robert Altman&#8217;ın The Player filminden:</p>
<p>- Ben sinemaya gitmem.<br />
- Neden?<br />
- Hayat çok kısa&#8230;</p>
<p>(&#8230;)</strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: wherearethevelvets</title>
		<link>http://www.sanatlog.com/sanat/mutiny-on-the-bounty-ve-amerikan-milliyetciligi/comment-page-1/#comment-3149</link>
		<dc:creator>wherearethevelvets</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 10:52:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatlog.com/?p=3215#comment-3149</guid>
		<description>Dönem Amerika&#039;sıyla paralel bilgiler veren amacına ulaşmış bir yazıdır bence bu. Ne anlatmak istediğini bilen, açık ve bıçak gibi keskin... 
Altındaki imza beni şaşırtmıyor...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Dönem Amerika&#8217;sıyla paralel bilgiler veren amacına ulaşmış bir yazıdır bence bu. Ne anlatmak istediğini bilen, açık ve bıçak gibi keskin&#8230;<br />
Altındaki imza beni şaşırtmıyor&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
