Anasayfa / Manşet / Kuşbakışı Ex Machina (2015, Alex Garland)

Kuşbakışı Ex Machina (2015, Alex Garland)

Bilim kurgu kolajı ya da bilim kurgu sinemasında kısa bir gezinti niteliğinde bir filmdir Ex Machina (2015, Alex Garland).

ex-machina_alicia-vikander

Postmodern zamanlarda hemen bütün bilim kurgu örneklerinin bir kolaj görünümünde olduğu, birçok filmde, distopik öykülerde, kara ütopyalarda da pastişlerin yer aldığı mimlenebilir. Ex Machina da bilim kurgu geleneğinin farkında olan ve janrın belli başlı yetkin örneklerine metinlerarası göndermelerde bulunan hoş bir seyirliktir. Özfarkındalık içinde çekilen birçok film gibi satıraralarında okunmayı bekleyen birçok referansla doludur. Bunlardan birkaçına kısaca bakacağız.

Batı resim geleneğindeki tanrılar gibi sakallı bir fizikle görüntülenen izole Nathan (Oscar Isaac) tanrı formundadır, kısmen de 30’lu yılların Hollywood filmlerindeki hafif çıldırmış bilim adamı kimliğini üstlenir.

ex-machina_oscar-isaac

Yarattığı yapay zekâların saldırgan bir doğaya sahip olmaları onları femme fatale‘lerle, Frankenstein benzeri çılgın bilim adamlarının yarattığı kötü doğaya sahip monster‘larla ilişkilendirilebilir bir hale getirir. Bundan da öte, kadınlarda eksik yönünü arayan her insan gibi Nathan da arkaik bölünmüşlüğe gönderme yapan bir karakterdir ve yarattığı her yapay zekâda kastrasyon anksiyetesini yeniden yaşar ve her defasında anneye sahip olarak bunu geçici olarak askıya alır. O sürekli baş eğdireceği kadını yaratma derdindedir çünkü baba annesini elinden çalmıştır. Kısacası her yaratılan kadın (yapay zekâ) annenin sembolik birer görüntüsüdür.

ex-machina_sanatlog

Nathan’ın izole varlığı, araştırma yaptığı bölgenin dışarlıklı oluşu Andre Tarkovski’nin Stalker’ıyla (1979, İzsürücü) ilişkilidir. Stalker’daki kayıp güzemli bölge de yalnızca iz sürücünün bulabildiği karmaşık bir yerdedir. Aslında burası maddi gerçekliğin değil, zihinsel tasarımın bir ürünüdür, dolayısıyla bölge diye addedilen coğrafya metafiziğin, tarihin, bilinçaltının dile geldiği duyularüstü bir uzamdır.

İnsan ile android arasındaki farkın belirsizleşmesi Blade Runner (1982, Bıçak Sırtı, Ridley Scott) ile bağlantılıdır. Eril otoriteye karşı gelen replika Blade Runner’daki gibi yaratıcısını aramaz çünkü kim olduğunu bilmektedir. Aksine özgürleşmek derdindedir ve bunu da başaracaktır. 80’li yıllardan başlayarak eril otoriteyi geride bırakarak yolunu çizen femme fatale figürü bu filmde de yinelenir.

ex-machina_2015

Replika Ava (Alicia Vikander) ismi ünlü aktris Ava Gardner’ı anımsatır. The Killers (1946, Katiller, Robert Siodmak), The Bribe (1949, Robert Z. Leonard), East Side West Side (1949, Mervyn LeRoy) gibi filmlerde femme fatale‘leri oyunlaştıran Ava Gardner. Daha önce çeşitli eleştirmenlerin de vurguladığı gibi Ava ismi aynı zamanda Âdem’in eşi Havva’ya da bir göndermedir. Erkek otoritesi ve bilgisiyle biçimlendirilen yapay zekâ gibi, semavi dinlerin inancına göre Havva da Âdem’in kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Yaratıcı Nathan, piyon ya da denek hüviyetindeki Caleb (Domhnall Gleeson) vasıtasıyla Ava ile oynadığını, Caleb üzerinden Ava’yı anlamlandırdığını veya biçimlendirdiğini sanır, ama hem Nathan hem de Caleb ile oynayan bizzat Ava’nın kendisidir. Bu imaj çok tanıdıktır ve femme fatale’in hep sonradan anlaşılan, anlaşıldığında ise çok geç kalınan gizlenmiş, belirsiz, tekinsiz doğası ile ilintilidir.

ex-machina_alex-garland

Kadın özgürleşimiyle ilgili olarak Ridley Scott’ın Alien’ını (1979, Yaratık), otoriteye karşı gelme fikriyle Stanley Kubrick’in 2001: A Space Odyssey’ini (1968, 2001: Bir Uzay Macerası), hafif erotizmiyle Jane Fonda’nın canlandırdığı Barbarella’yı (1968, Roger Vadim) belli belirsiz anımsatan Ex Machina; toy delikanlı Caleb’i finalde ana rahminde gibi göstererek nihai esprisini yapar. Bu esnada, kurnaz femme fatale’lerin geç dönem sentezi Ava da metropole adımını atmıştır bile.

Diğer taraftan, Alien ve Barbarella örneklerindeki gibi Ex Machina da feminist açılımlara haizdir. Üç anlatıda da kadın özgürleşmesi ve bireyselleşmesine dair atıflar söz konusudur. Örneğin Alien’da Ripley (Sigourney Weaver) erkek uygarlığının bir yaratısı mahiyetindeki fallik düzeni geride bırakır ve kendi yolunu bulur. Benzer biçimde Ava da eril otorite tarafından biçimlendirilmesine rağmen Pygmalion efekti konumunu reddederek postmodern uygarlığın kalabalığına karışır. Yarı sentetik Barbarella da kadınların cinsel özgürleşmesinden yana tavır alan Vadim’in çizgi roman kolajıdır adeta. Jane Fonda’nın güzel bedeninindeki Barbarella bir nevi ’68 Kuşağı yıllarının yükselen kadın çığlıkları ve özgür cinsel yaşamının bir örnekleyicisi görünümündedir. Yine de filmde muhtelif kitsch unsurlar da mevcuttur. Yapay zekâ Ava da Ripley ve Barbarella gibi öncellerinin izinden giden bir varlık olmak durumundadır.

Hamiş: Filmin kapanış jeneriği de vagina dentata‘nın (dişli vajina) tipik bir görüntüsüdür.

Hakan Bilge

sinefil78@gmail.com

Yazarın diğer yazıları, twitter ve facebook sayfası.

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

world-war-z

World War Z (2013, Marc Forster)

Saf ırkçı ve muhafazakâr nasihatlerle örülü World War Z (2013, Dünya Savaşı Z, Marc Forster) ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir