<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Hollywood’da Cinsel Temsilin Parodisi yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.sanatlog.com/sanat/hollywood%e2%80%99da-cinsel-temsilin-parodisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sanatlog.com/sanat/hollywood%e2%80%99da-cinsel-temsilin-parodisi/</link>
	<description>Sanatla büyüyenlere...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 07:47:31 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
	<item>
		<title>Yazar: persona</title>
		<link>http://www.sanatlog.com/sanat/hollywood%e2%80%99da-cinsel-temsilin-parodisi/comment-page-1/#comment-3705</link>
		<dc:creator>persona</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 09:47:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatlog.com/?p=3444#comment-3705</guid>
		<description>Bu filmle birlikte Monroe&#039;nun ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu da anlıyoruz aslında. Komedi filmlerine doğal bir yatkınlığı var.

Bu güzel yazı için teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu filmle birlikte Monroe&#8217;nun ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu da anlıyoruz aslında. Komedi filmlerine doğal bir yatkınlığı var.</p>
<p>Bu güzel yazı için teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Editör (sinefil78)</title>
		<link>http://www.sanatlog.com/sanat/hollywood%e2%80%99da-cinsel-temsilin-parodisi/comment-page-1/#comment-3670</link>
		<dc:creator>Editör (sinefil78)</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 11:14:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatlog.com/?p=3444#comment-3670</guid>
		<description>Yazdığımız uzun yazıları usanmadan okuyan herkese teşekkürler...

Kadın ve erkek olmanın temsil ettiği nihai anlamlar bütününü kalıpsal formlarından sıyırarak aynı ortak paydada buluşturma düşüncesi bana fütüristik geliyor. Bazıları Sıcak Sever&#039;i açıkçası bu anlamda düşünmedim hiç. Şöyle ki; erkek ve kadın salt cinsel uzuvları bakımından da, varoluşları açısından da birbirlerini asimile edip yeni bir &quot;android&quot; cins yaratamazlar bana göre. Bu nedenle Okancığım (operadaki sessizlik), sana maalesef katılamayacağım. Roller açısından erkeğin lehine (ki erkek bunu aleyhine bir durum olarak algılayagelmiştir hep) yumuşamalar olacaktır mutlaka; oluyor da, fakat bu yumuşama erkeğin bütünüyle sahneden fırlatılacağı anlamına gelmiyor elbet. Kadın ise halen bir metadır. Bazıları Sıcak Sever&#039;de kadın var mıdır, bunu bir soru olarak ortaya koyabiliriz. Özünde Lemmon ve Curtis, kadın olarak sahneye çıksalar da nihai olarak erkek olarak varoluşlarını ilan ederler bu filmde. Kadın ise (Marilyn Monroe oluyor bu) durumu kabullenecektir. Bu açıdan bakınca erkek-egemen bakış açısından yaklaşarak filmin genel konseptini, yani kadın ve erkeğe bakış açısını sorunsallaştırmamız gerekecektir...

Ben bilakis böyle bakmıyorum meseleye. Aynen yazıda dile getirmeye çalıştığım gibi, Bazıları Sıcak Sever, temelde Hollywood şablonlarını ironize eden bir film.

Bu arada Orhan (Kusagami) transseksüalitenin ifşa edildiğinden dem vurmuş. Bu anlamda, yani klasik rol kalıpları bağlamında bakınca, söz konusu bakış açısı da havada kalıyor. Sanırım bu filme bakış açımızla ilgili bir durum. Mesela yazıya başlarken Wilder sinemasının diğer filmlerine de ucundan bakma gereği durdum. Bunun sebebi açık. Wilder, sinema yaşamı boyunca Hollywood ahlak değerleriyle dalgasını geçen bir sinemacı. Hollywood ile alay etmek, Bay ve Bayan Amerikalılar ile alay etmekle eşanlamlı. Wilder bir taşla iki kuş vuruyor. Bu bağlamda Bazıları Sıcak Sever de Wilder&#039;ın diğer filmleri gibi Hollywood A sınıfı filmlerini sorunsallaştıran, bu filmlerle dalgasını geçen bir film. Alay edilen zemin ise kadın-erkek algısı üzerine inşa edilmiştir... 

Jean-Luc Godard birçok &quot;kara film&quot; (aslında bunlar yapıbozumcu &quot;neo noir&quot;dır) çekti. Bu filmler noir&#039;ı hiçbir zaman Hollywood&#039;un anladığı anlamda anlamamıştır. Anna Karina&#039;nın femme fatale arketipine büründüğü roller bile temelde femme fatale tipolojisini ironize etmek maksadıyladır. Çılgın Pierrot veya Alphaville&#039;deki Karina tam anlamıyla budur. İşte Wilder sineması da Hollywood geleneklerine neşter atan bir sinemadır. Gerçi o hiçbir zaman Godard denli avant-garde olmadı veya bu kadar aşırıya kaçmadı; fakat Wilder kışkırtıcılıkta Godard kadar başarılı olmuştur... 

İleride Billy Wilder&#039;ın Double Indemnity&#039;sini ele aldığımda, buna da değinmek istiyorum. Belki o zaman kadın-erkek olgusunu yeniden tartışma olanağı buluruz...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazdığımız uzun yazıları usanmadan okuyan herkese teşekkürler&#8230;</p>
<p>Kadın ve erkek olmanın temsil ettiği nihai anlamlar bütününü kalıpsal formlarından sıyırarak aynı ortak paydada buluşturma düşüncesi bana fütüristik geliyor. Bazıları Sıcak Sever&#8217;i açıkçası bu anlamda düşünmedim hiç. Şöyle ki; erkek ve kadın salt cinsel uzuvları bakımından da, varoluşları açısından da birbirlerini asimile edip yeni bir &#8220;android&#8221; cins yaratamazlar bana göre. Bu nedenle Okancığım (operadaki sessizlik), sana maalesef katılamayacağım. Roller açısından erkeğin lehine (ki erkek bunu aleyhine bir durum olarak algılayagelmiştir hep) yumuşamalar olacaktır mutlaka; oluyor da, fakat bu yumuşama erkeğin bütünüyle sahneden fırlatılacağı anlamına gelmiyor elbet. Kadın ise halen bir metadır. Bazıları Sıcak Sever&#8217;de kadın var mıdır, bunu bir soru olarak ortaya koyabiliriz. Özünde Lemmon ve Curtis, kadın olarak sahneye çıksalar da nihai olarak erkek olarak varoluşlarını ilan ederler bu filmde. Kadın ise (Marilyn Monroe oluyor bu) durumu kabullenecektir. Bu açıdan bakınca erkek-egemen bakış açısından yaklaşarak filmin genel konseptini, yani kadın ve erkeğe bakış açısını sorunsallaştırmamız gerekecektir&#8230;</p>
<p>Ben bilakis böyle bakmıyorum meseleye. Aynen yazıda dile getirmeye çalıştığım gibi, Bazıları Sıcak Sever, temelde Hollywood şablonlarını ironize eden bir film.</p>
<p>Bu arada Orhan (Kusagami) transseksüalitenin ifşa edildiğinden dem vurmuş. Bu anlamda, yani klasik rol kalıpları bağlamında bakınca, söz konusu bakış açısı da havada kalıyor. Sanırım bu filme bakış açımızla ilgili bir durum. Mesela yazıya başlarken Wilder sinemasının diğer filmlerine de ucundan bakma gereği durdum. Bunun sebebi açık. Wilder, sinema yaşamı boyunca Hollywood ahlak değerleriyle dalgasını geçen bir sinemacı. Hollywood ile alay etmek, Bay ve Bayan Amerikalılar ile alay etmekle eşanlamlı. Wilder bir taşla iki kuş vuruyor. Bu bağlamda Bazıları Sıcak Sever de Wilder&#8217;ın diğer filmleri gibi Hollywood A sınıfı filmlerini sorunsallaştıran, bu filmlerle dalgasını geçen bir film. Alay edilen zemin ise kadın-erkek algısı üzerine inşa edilmiştir&#8230; </p>
<p>Jean-Luc Godard birçok &#8220;kara film&#8221; (aslında bunlar yapıbozumcu &#8220;neo noir&#8221;dır) çekti. Bu filmler noir&#8217;ı hiçbir zaman Hollywood&#8217;un anladığı anlamda anlamamıştır. Anna Karina&#8217;nın femme fatale arketipine büründüğü roller bile temelde femme fatale tipolojisini ironize etmek maksadıyladır. Çılgın Pierrot veya Alphaville&#8217;deki Karina tam anlamıyla budur. İşte Wilder sineması da Hollywood geleneklerine neşter atan bir sinemadır. Gerçi o hiçbir zaman Godard denli avant-garde olmadı veya bu kadar aşırıya kaçmadı; fakat Wilder kışkırtıcılıkta Godard kadar başarılı olmuştur&#8230; </p>
<p>İleride Billy Wilder&#8217;ın Double Indemnity&#8217;sini ele aldığımda, buna da değinmek istiyorum. Belki o zaman kadın-erkek olgusunu yeniden tartışma olanağı buluruz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: operadaki sessizlik</title>
		<link>http://www.sanatlog.com/sanat/hollywood%e2%80%99da-cinsel-temsilin-parodisi/comment-page-1/#comment-3646</link>
		<dc:creator>operadaki sessizlik</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 11:21:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatlog.com/?p=3444#comment-3646</guid>
		<description>İzleyeli çok olmuştu... Bu mükemmel yazı sayesinde hoş bir bellek tazelemesi oldu. Benim ilgimi çeken konu; sanki gün geçtikçe kadın ve erkek kimliği birbirine öykünüyor, yakınlaşıyor. Bazıları Sıcak Sever bu anlamda bir kehanetin filmi olabilir mi? Roller değişiyor, imajlar karışıyor, değer yargıları farklılaşıyor... 

Neticede çok güzel bir film ve sahiden de güncelliğini koruyor. Eline sağlık dostum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İzleyeli çok olmuştu&#8230; Bu mükemmel yazı sayesinde hoş bir bellek tazelemesi oldu. Benim ilgimi çeken konu; sanki gün geçtikçe kadın ve erkek kimliği birbirine öykünüyor, yakınlaşıyor. Bazıları Sıcak Sever bu anlamda bir kehanetin filmi olabilir mi? Roller değişiyor, imajlar karışıyor, değer yargıları farklılaşıyor&#8230; </p>
<p>Neticede çok güzel bir film ve sahiden de güncelliğini koruyor. Eline sağlık dostum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: didem tufan</title>
		<link>http://www.sanatlog.com/sanat/hollywood%e2%80%99da-cinsel-temsilin-parodisi/comment-page-1/#comment-3604</link>
		<dc:creator>didem tufan</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 21:57:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatlog.com/?p=3444#comment-3604</guid>
		<description>Merhaba, 
Blog kullanımı ve blog tutma sebepleri ile ilgili bir araştırma yapıyorum. Aşağıdaki linkten ankete ulaşıp, doldurursanız bir blogsevere yardımcı olmuş olursunuz. Teşekkürler.

http://www.surveymonkey.com/s/blog_kullanim_anketi
veya 

http://nedenblogluyoruz.blogspot.com/
Not: Araştırma sonuçları yine bu adresten yayınlanacaktır</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,<br />
Blog kullanımı ve blog tutma sebepleri ile ilgili bir araştırma yapıyorum. Aşağıdaki linkten ankete ulaşıp, doldurursanız bir blogsevere yardımcı olmuş olursunuz. Teşekkürler.</p>
<p><a href="http://www.surveymonkey.com/s/blog_kullanim_anketi" rel="nofollow">http://www.surveymonkey.com/s/blog_kullanim_anketi</a><br />
veya </p>
<p><a href="http://nedenblogluyoruz.blogspot.com/" rel="nofollow">http://nedenblogluyoruz.blogspot.com/</a><br />
Not: Araştırma sonuçları yine bu adresten yayınlanacaktır</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: kusagami</title>
		<link>http://www.sanatlog.com/sanat/hollywood%e2%80%99da-cinsel-temsilin-parodisi/comment-page-1/#comment-3596</link>
		<dc:creator>kusagami</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 20:05:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatlog.com/?p=3444#comment-3596</guid>
		<description>Wilder&#039;in modern insanın cinsel kimliğini satirik olarak ifade ettiği bu filmde biraz da travesti kimliklerini ifşa ettiğine inanıyorum. bana göre ise seven year itch ve the apartment filmleriyle çok güzel bir modern insan cinselliği üçlemesi ortaya çıkar. gerçekten çok güzel bir yazı hocam her zamanki gibi. ;)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Wilder&#8217;in modern insanın cinsel kimliğini satirik olarak ifade ettiği bu filmde biraz da travesti kimliklerini ifşa ettiğine inanıyorum. bana göre ise seven year itch ve the apartment filmleriyle çok güzel bir modern insan cinselliği üçlemesi ortaya çıkar. gerçekten çok güzel bir yazı hocam her zamanki gibi. <img src='http://www.sanatlog.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
