Gotik Makyajlı Peygamber

30 Kasım 2010 Yazar: admin  
Kategori: Deneme, Oykü, Sanat

Prolog

Tanrı aşkı yarattı, peygamber ise nasıl aşık olabileceğini gösterdi.

(İnançlılar İçin Atasözleri sf: 42)

Uzaktan nasıl baktığını size anlatamam, yüzündeki nefret mi yoksa kaybettiği metanın yani “ben’in” bir başkasına ait olma düşüncesi mi bilmem, bu  tahrik onu nasıl etkiliyordu, irrite olmak onun birkaç sigara ardı arkasına yakmasına sebep oluyordu. Kıskandığı ya da şu anda onunla yattığımı düşündüğü - ki gecede iki kere boşalmasını istiyorum- insan ise ona göre daha duygusal. Bir kadına nasıl dokunacağını bilmesi beni etkiledi, içimdeki lezbiyen kadınları doyuruyordu en azından. Onunla olmak ise basgitarına tapan bir erkeğin dokunuşları gibiydi, parmakları nasırlı ve hiçbir zaman da krem kullanamayacak kadar maço ve bu ileride beni dövme eylemine gireceğinin en iyi anekdotuydu, ben bunu göremeyecek kadar bakireydim.

Yeni aldığım dizüstünün kafamda kırılmasından dört gün sonra bileklerimi kestim. İnsan böyledir işte, kafasında kırarlar ama o hala kırılmış başının ağrısı geçmeden başka bir ağrı buluverir kendine, biz buna ilgi çekme diyoruz fakat sırtını dönmüş bir erkek kadar inatçısı da yoktur, eğer bir başkasına ait olma düşüncesini onun aklına sokmamışsan. Bileklerimi kestim, telefon da açtım, pek de gelen olmadı, Silvia Plath gibi insanların ruhlarına kurabiyeler yerleştirdim ama kimse uyanmadı. Ben sonrasında ambulansı arama gafletinde bulundum ve ailemi arayarak beni hastaneye yatırmalarına kadar süren bir izlekte kendimi buldum.

Bir de baktım, bipolar temalı bir hayatta kendimi buldum. Bileklerimin acısı geçti, çabuk da geçiyor ama insan bir kere kesmeli bileğini, intihara makyajla gitme eylemi de tamamen Teoman’dan dolayı, evet, güzel bir şekilde ölümü karşılamak değil amaç, eğer, bu aciz durumdan etkilenecek bir erkeğin gözünü boyamaktan başka bir şey değil kadınların boyanması yalnız kalmalarında. Kozmetik erkekler içindir, sevgili hemcinslerim.

Yeni yapılan hastanenin yolu, bulmacalardaki sarmal kareler gibiydi, dön dön aynı ses, bir zaman sonra onunla konuşuveriyor insan, sağlık görevlileri ise seni deli zannediyor fakat saatlerdir bir hastaya ölecekmiş ya da herhangi bir krizde, iğnelerini kuşanacak olmaları herhangi bir sorun teşkil etmez iken benim açımdan, onların bu tutumu beni iki renk arasındaki ses ile konuşmama sebep oluyordu, bu arada yeni aldım tunikle kestim bileklerimi, bu yüzden daha sevimliydim ama pek de umursanmadım. Annemin çöpte bulduğu prezervatifleri ve yatağımın altında bulunan bir şişesi kapaklarını bulması bile tunik kapatmıştı, bir insana sevimli görünmek istiyorsanız, tunik ikinci göz boyamalardan biri, bu bir genç kız iseniz işe yarar yoksa inanın hoş siyah bir elbise bile sizi yargılanmaktan kurtaramaz. Yüzümdeki sivilceleri de patlattım ve izleri kaldı ama ben bir şekilde hastane yolunda siyah kareden sonra “Radyum’un simgesini” bilemeyen bir kadındım. İşte kadın olma duygusunun ilk can yaktığı anlardan biri, nasıl da beynime zerk edilmiş bir durum eğer cinsel münasebette bulunmuşsan ve kızlık zarının ruhuna el Fatiha demişsen, artık kadınsındır, bu genlerden, genelevlerden, genel düşünceden kaynaklı bir şekilde kodlanmış ve ben evrim teorimdeki bu duruma tepki gösteremeyen bir dönme dolabın içinde hastaneye götürülüyorum.

Sabah ezanı okunduğundan kızken korkardım, artık namaz kılacak kadar Tanrı’ya inanmıyor oluşumu hastaneye vardıktan sonra fark ettim, bu arada ikindi okunuyordu ve herkes beyaz giymişti, o anda onları seyre dalarken sakinleştiriciyi vücudunda sakinleştirerek, bir anda doktorun öksürmesiyle “Allah” kelimesini söyleyiverdim, uzun zamandır konuşmadığımı duymaya başladım doktorlardan, ne kadar uzun zaman konuşmaz ki insan, ne kadar genel kanı, herkes konuşur yoksa nasıl sinir sistemiyle uyum içerisinde var olabilir ki insan, ah materyalizm demek istiyor insan ama o kelimeyi bile hatırlamayacak hale geleceğimden dolayı fazla sorgulamaya gidemiyorum. Hem “Allah” demek de kodlanmış bir şey, kelimelerin evrimi ile dünyamızı var ediyoruz, bir bardak suya “Tanrı” ismini koyan bir kunduz tanıyorum. Bazıları için polendir belki de, herkesin tapınması ve oksijen solunumu değişiyor, stratosfer miydi önce yoksa Cern’deki Tanrı parçacığı mı tetiklemişti beni, paralel evrenlerdeki, Dr. Evren bey yazıyor tabelada ve kapı açılır açılmaz tüm koyu pembe kelebekler dışarı doğru uçuyor, demek ki burada sadece insanlar tedavi görmüyorlar, bunu anlamış olmam beni biraz daha rahatlattı nedeni ise asosyal olmayı insan kendine yakıştırmadan, direk söylemeli, aynaya bile bakamadan bunu söyleyebilen biri asosyaldir, diğerleri ise sıkıntıdan kendilerine bir psikolojik rahatsızlığı kimlik edinmeye teşebbüs eden kimseler olarak lanse olmaya meyilli olanlardır. Çok köşeli ve şu beyaz sedye belimi ağrıtıyor, sarmaldan bir anda normal bulmacaya geçti her şey. Müzik değişti, kapı azıcık aralandı,35 tane hasta saydım, benimle birlikte 37 oldular, sakın aptal bir matematik özürlüsü olduğumu sanmayın, bu anlatacaklarımın arasında buna takılıp kalan birileri olacağını düşünmek, doktorların saçlarının çabuk dökülüyor olmasından daha da tiksindirici çünkü. Makyajımı da silmedim, annem nefret eder, özellikle saçlarımı maviye boyayacağımı söylediğimde, tırnaklarımı sinirden çekebilirdi, ayaklarımda pek güzel değil, yüzüm ise enfestir akşamüstleri, güneşi sevmem, tam bir koala sempatikliği içinde, bir köşe daha döndük ve karşımıza bir kapı çıktı, insanın yüzüne kapatılan kapılar ardından, birkaç adamın kollarında bu odaya girmek egomu okşadı ve bir anda uyuyakaldı. Bilinçaltımın ortaya çıkmasına son dört saniye.

Yazan: Yazabilen Yaratık

yazabilenyaratik@hotmail.com

İlişkili yazılar

Yorumlar

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz...
Yorumunuzda avatar çıkması için gravatara üye olmalısınız!




Additional comments powered by BackType