Anasayfa / Sinema / İkonlar & Portreler / Barbara Stanwyck’i Hatırlamak

Barbara Stanwyck’i Hatırlamak

Hollywood’daki mevcut star sistemi anlayışı bünyesinde barındırdığı yetenekleri standart rol kalıplarına sürüklediği için sıklıkla eleştirilmiştir. Elbette bu janr sineması kavramından ayrı düşünülemezdi. Neresinden bakılırsa bakılsın, Stroheim’ın “sosis fabrikası” tabiri Hollywood’un bir örnek ve serial üretim mantalitesine dönük alaycı ama trajik bir vurgulamadır. Yine de “sosis fabrikası”nın büyük şöhretlerinden birçoğunun salt bir janrın içine hapsolmuş olsalar bile zengin çeşitlilik içerisinde az da olsa farklı kişilikleri öne çıkarttıkları göze çarpmaktadır.

Hollywood lady’lerinin hakiki timsallerinden Barbara Stanwyck’in güçlü personası da film noir’la özdeşleşmiş gibidir; tıpkı karşı cinsten meslektaşları gibi. Humphrey Bogart’sız, Edward G. Robinson’sız, James Cagney’siz, Robert Mitchum’suz bir film noir tarihi nasıl düşünülemezse Stanwyck için de durum aynıyla sabittir.

barbara_stanwyck

Buna karşılık Stanwyck romans ve komedilerde (The Lady Eve, Meet John Doe, Ball of Fire) ya da klasikleşmiş bazı western filmlerinde (Annie Oakley, The Furies, The Violent Men, Forty Guns) görünebilmiştir. Hatta birçoğunda usta oyunculuğunu gösterme fırsatı da yakalamıştır.

barbara-stanwyck-filmleri-sanatlog.com

Stanwyck’in aurasından söz edilecekse eğer önce kara filmin zirvesi Double Indemnity’e (1944, Çifte Tazminat, Billy Wilder) bakmak elzemdir. Ama siz, eğer hâlâ izlemediyseniz Ball of Fire’a (1941, Ateş Topu, Howard Hawks) bir göz atın. Stanwyck’in ne denli usta bir aktris olduğunu hemen anlayacaksınız. Bu filmdeki kusursuza yakın seksapalitesi ancak Gilda’daki (1946, Charles Vidor) Rita Hayworth’ın cinsel cazibesiyle mukayese edilebilir. Tek kelimeyle muhteşemdir.

double-indemnity_barbara-stanwyck

Film noir’ın first lady’si olmadan evvel rol aldığı The Lady Eve’de (1941, Preston Sturges) birlikte olduğu Charles Pike’ı (Henry Fonda) maymuna çeviren çarpıtılmış bir zehirli çiçeği, Jean Harrington’ı canlandırmıştır. Ball of Fire’da Gary Cooper’ı, bu örnekte ise Fonda’yı aşan bir oyunculuk sergilemiştir.

ball-of-fire_barbara-stanwyck

The Strange Love of Martha Ivers (1946, Lewis Milestone) ile The Two Mrs. Carrolls (1947, Peter Godfrey) femme fatale klasifikasyonundaki yerini simgeleyen örneklerdir.

Clash by Night (1952) yönetmen Fritz Lang’ın arzusu dışında sonu değiştirilen bir Hollywood kazasıdır. Femme fatale’in rehabilite edilerek aile kurumuna yeniden kazandırıldığı filmde Stanwyck göçebe bir serüvenciyi canlandırır.

Hollywood Onlusu’ndan Edward Dmytryk’in yönettiği Walk on the Wild Side’da (1962) ise geç dönem bastırılmış bir lezbiyen karaktere hayat vermiştir.

barbara-stanwyck_stella-dallas

Onun çokyönlülüğünü yordamak için Stella Dallas (1937, King Vidor), güzelliğine şahit olmak için Baby Face (1933, Alfred E. Green), bastırılmış karakterleri oyunlaştırmadaki gücünü görmek için The Gay Sisters (1942, Irving Rapper), tek mekânda, yataktayken bile nasıl rol verebildiğini görmek için Sorry, Wrong Number (1948, Anatole Litvak), aşk ve beraberlik karmaşası içindeki tutkusunu anlamak için All I Desire (1953, Douglas Sirk), ilerleyen yaşına rağmen zarafetine tanık olmak için Titanic (1953, Jean Negulesco) ile Samuel Fuller harikası Forty Guns (1957) mutlaka izlenmelidir.

Hakan Bilge

sinefil78@gmail.com

Yazarın diğer yazıları, twitter ve facebook sayfası.

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

noah-russell-crowe

Noah (2014, Darren Aronofsky)

Marc Forster’ın World War Z’sini (2013, Dünya Savaşı Z) izlerken de benzer duygulara kapılmıştım: Yetenekli ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir