Akli D: Bir Berber Köyünden Yükselen Haykırış

Çoğu enteresan çının özünde kökleri ile sağlam bir bağ ve müziksel anlamda bereketli bir dallanma söz konusudur. Nereden geldiklerini ve kim olduklarını çok iyi idrak edip hazmedebilen çılar, nereye varacaklarını çok iyi bilirler. Bu tanımlama Paris’te yaşayan Cezayir göçmeni olan ile birebir örtüşmekte. çı çok derin bir Berber kültürüne sahip olmanın yanı sıra bunu çekinmeden bir kültürel kimliğe dönüştürüyor ve geniş müziksel ritim skalası ile sınırları zorluyor!

yönetiminde kaydedilen “” (“Çünkü”) çının ilk uluslararası çalışması ve kendisini bu çalışmasında bereketli bir biçimde ’den çöl blues’una, ezgilerinden Çingene ritimlerine, Arapçadan Fransızcaya çekinmeden süzüldüğünü dinliyoruz. Önemli olan çının kural tanımadan dinleyicilerine hikâyesini aktarmak -ki bunu çok büyük bir başarı ile gerçekleştiriyor.

Cezayir’in Kuzey Doğu bölgesinde yer alan Kabilia adlı köyde müzisyen bir Berber ailesinde hayata gözlerini açan , her tutkulu çı gibi genç yaşta müzikle ilgilenmeye başladı. Cezayir’in Arapların gelmesiyle birlikte İslamlaştırılmasından çok önce bu bölgeye yerleşen kabilelerin uzantısı olan Berber’ler, kendi diyalektlerini kullanan ve kültürlerini yaşayan bir kabile. Özellikle ile çok iç içe yaşayan Berber’ler, ağırlıkta vokal ve geleneksel vurmalı çalgı olan üzerine yapılandırılmış besteliyor. Geleneksel bir şarkıcı olan annesinin himayesinde böyle bir ortamda yetişen çı, genç yaşta bol müzikle beslendi ve bunun sonucu olarak ilk konserini on üç yaşında, köyünde bulunan tek okulda verdi. O konserden itibaren gitarını pasaportu olarak gören çı, onun sayesinde dünyayı dolaşmaya, yeni çehrelerle tanışmaya ve bir adamı olmaya karar verdi.

Akli D

Ananesinin Mali’den Cezayir’e gelen bir köle olmasından dolayı ’nin hamuruna büyürken aynı zamanda çöllerin efendileri olarak kabul edilen Tuareg’lerin kültürü de serpiştirildi. Bunun yanı sıra Kabilia’nın popüler çıları Idir, Cheikh El Hasnaoui ve Slimane Azem dinleyen , aynı zamanda eline geçirdiği her fırsatta Neil Young ve Bob Dylan’dan aykırılığın melodisini dinledi. Evrensel duyarlılığı, barışı ve özgürlüğü daha delikanlıyken bilinçli olarak hazmeden çı, ülkesindeki anti-demokratik hareketlerden dolayı devlete karşı Kabilia’deki en büyük isyanların başında yer aldı. “Berber Nehri” olarak adlandırılan bu ayaklanma ne yazık ki meselesinde zafere ulaşmadı ve bundan dolayı gibi birçok insan 1980’de ülkesini terk edip Fransa’ya yerleşmek zorunda kaldı.

Pek fazla parası olmadığından dört yıl boyunca Paris’in sokaklarını ev bilen çı, burada çok farklı kültürlere sahip olan insanlar ile tanıştı ve değişik türleri ile haşır neşir oldu. Sürgünde olmanın zorluklarının yanı sıra elbette çıya katkıda bulunduğu eşsiz yanları da oldu. Ancak sürgün acısını ve omuzlarına binen yükü kendini müziğe vererek üstesinden geldi. Cezayir’in diasporası olarak bilinen Paris’in sokaklarında yaparak kendisine ekmek parası kazanmaya başlayan çı 1986’da Fransa’da çalışma iznine kavuştu ve böylece barlarda ve kafelerde çalmaya başladı. Üç yıl boyunca Paris’te çalmadığı bar bırakmayan , biraz daha maddi durumunu düzeltmek ve özgüvenini kazanmak için aktörlüğe soyundu ve asıl bundan sonra olanlar oldu. Öncelikle Robert De Niro’nun o zamanki kız arkadaşı ile dört yıl çalışma imkânı yakaladı; ancak utangaçlığından dolayı aktörlük yapamayacağı ortaya çıktı. Bu durumda yönetmenliği denemeye karar veren çı bu projesini kovalamak için Amerika’ya gitti. San Francisco’ya yerleşen ülkesinde olanlara karşı bir duyarlılık yaratmak için Kabilia halkı üzerine birçok belgesel ve kısa film çekti. Müziği hiçbir zaman arka plana atmayan çı, bu dönemde içki içmek için girdiği bir barında sahneye davet edildi. Burada çaldığı geleneksel ile bir anda bardaki herkesin dikkatini çekmeyi başaran , herkesi büyüledi. Bunun sonucu olarak çı iki Fransız ve iki Amerikalıdan oluşan ilk grubunu kurdu. Her türlü müziksel etkileşimi yansıtan grubun ömrü oldukça kısa sürdü; zira ikametgâh sorunlarından dolayı ülkesi Fransa’ya dönmek zorunda kaldı.

Paris’e dönmesi ile birlikte tanıştığı bir İrlandalı sayesinde Kabilia ve Kelt ezgilerinin harmanlamasından oluşan bir kulvarına sokulan çı, birbirinden çok farklı olan bu türlerindeki benzerlikleri ortaya çıkartmak için ikinci grubunu kurdu. Gruba Fransızca argosunda Kuzey Afrikalı Robin Hood’lar anlamına gelen “” adını takan , iki yıl boyunca yelpazesini genişletti. 1997 yılında grubu dağıtan çı, solo kariyerine atılmaya karar verdi ve böylece ilk albümü “”i (Onu Rahat Bırak) çıkarttı. Farklı etkilerin müziksel izdüşümünün yansıtıldığı albüm, ilk başlarda Kabilia göçmenleri tarafından müziksel saflıklarına bir tecavüz olarak görülmüş olsa bile, daha sonra evrenselliği kavrama ve dünyaya açılmanın penceresi olarak benimsendi. Halkının da rızasını alan çı, uzun bir yolun nihayetinde müzisyen olma hayallerine kavuşmuş oldu.

Akli D

Bu dönemde ortak bir arkadaşı sayesinde ile tanışan çı, bir gece barda birlikte çalmanın vermiş olduğu haz üzerine bu işi iki yıl boyunca sürdürdüler. bestelediği tüm parçaları ’ya dinletmeye başladı ve Manu bunları tek tek bilgisayarına kaydederek üzerinde çalışmaya başladı. Böylece aslında doğal bir yolla , ’nin ikinci albümün yapımcısı olmuş oldu. O zamana kadar büyük bir başarı yakalamış olan tüm birikimini, geniş müziksel bakış açısını ’nin bestelerine işlemeye başladı. Her şeyin sadeleştirilmesine ve dinleyiciye basit bir formatta sunulmasına inanan , fazla teknolojik harikalara sokulmadan ’nin kendisi gibi olmasını sağladı.

’un ilk yapımcılık hünerlerini sergilediği ’ın “” çalışmasında çok ön plana çıkmıştı; ancak ’nin “” adlı albümünde neredeyse yok gibi. Kendi yıldızının parlaklığını yansıtmadan, ’nin tüm hünerlerini yakalayan , böylece çı kişiliğinin yanı sıra yapımcı koltuğunda yakın gelecekte çok başarılı projelere imza atacağını gösterdi.

2006 sonunda Because şirketi etiketi ile piyasaya çıkan “” Fransa’da yaşayan tün Kabilia göçmenleri tarafından coşku ile karşılandı. Cezayir’de özgürlükleri kısıtlanan bu kabilenin bir şekilde var olduğunun kanıtı olan “” bir anda tüm ezilenlerin sesi oldu. Fransa gibi çok kültür karışımına sahip olan ülkelerde albüm listesinde üst sıralarda uzun süre kaldı. Açık fikirliliği sayesinde bir biçimde özgürlüğün posterindeki yüz konumuna geldi. Dünyanın farklı köşelerinde ezilen, zulüm gören azınlıkların dolaylı yoldan müziksel elçisi olan , yaptığı çalışmalar ile hem kültürel kimliğini korurken hem de insanlığın kimliğini yansıtmayı başaran ender çısı arasında yer almayı başardı.

Akli D

” sayesinde dünya müziğinin kültürlerarası köprüler kuran, sınırları yok eden, insanları yakınlaştıran ve her inancın aralarındaki evliliğine imkân yaratan bir iletişim aracı olduğu tekrar kanıtlamış oldu. Sözlerin ve müziğin ön planda olduğu “” yükselmekte olan globalleşmenin, sevginin, saygının, barışın, müziğin tüm politik baskılara ve direnişlere karşı zaferinin en son temsilcisi. Berber atasözünün de dediği gibi, “Eğer konuşursan ölürsün; ancak hiç konuşmazsan, zaten ölüsün…”

Yazan:  

muzik@tikabasamuzik.com

İlişkili yazılar

Yorumlar

2 Yorum on "Akli D: Bir Berber Köyünden Yükselen Haykırış"

  1. VamPir on Per, 24th Eyl 2009 11:25 pm 

    Çabanızı takdirle karşılıyorum. Hep aynı sanatçıları okuyup dinlemekten bıkmıştık. Yol gösterici yazı için elinize sağlık.

  2. zekeriyassen on Pts, 28th Eyl 2009 8:25 am 

    Ne mutlu ki bu tür yeni açılımlara açıksınız…

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz...
Yorumunuzda avatar çıkması için gravatara üye olmalısınız!