Anasayfa / Manşet / Toz Bezi’nin Feminist İzleri

Toz Bezi’nin Feminist İzleri

Bugün sınıf mücadelesi üzerine ziyadesiyle söz söylenmesi, yazılıp çizilmesine rağmen kadının mücadeledeki yerini göz ardı edenler için: Toz Bezi, bu mücadeledeki kahramanların yalnızca fabrikalarda çalışan erkek işçi sınıfından oluşmadığını; kapitalist ataerkil kuşatmada, hem ev içinde hem ev dışında, fazlasıyla sömürgeleştirilen, emeği görünmez kılınan kadınların da yer aldığının bir kez daha altını çiziyor.

ahu-ozturk_toz-bezi

Ahu Öztürk’ün ilk uzun metrajı Toz Bezi, orta-üst sınıf semtlerde ücretli ev hizmeti vererek hayatlarını idame ettirmeye çalışan Nesrin ve Hatun’un yaşamla, erkeklerle ve sınıfla olan mücadelesini ele alırken aynı zamanda çalıştıkları bu evlerde temelini sınıf ve köken farklılığından alarak yeniden inşa edilen kadınlar arası ilişkilere yakın bir mercekten bakmamıza olanak sağlıyor. Nesrin ve Hatun’un aralarındaki bağın tam olarak ne olduğunu bilmesek de uzun bir geçmişe sahip iki kız kardeş demek mümkün onlar için. Aynı coğrafyaya ait olduklarının izleri, benzer sosyoekonomik koşulların bir araya getirdiği hiyerarşik bir abla-kardeş ilişkisine sahipler. Hatun hayat mücadelesinde ehlileştiği düşüncesiyle bu hiyerarşiyi kuran taraf. Kocası Cefo’nun Nesrin’i küçük kızıyla bırakıp gitmesi, hiçbir sosyal güvencesi olmayan bu kadını belki de Hatun karşısında biraz daha alıngan hale getiriyor. Hatun’un başka bir semtte ev alarak kendi ve ailesi için kurmak istediği “yeni bir hayat” hayalinin yanında Nesrin’in kirasını dahi ödeyemeyişindeki yoksunluk söz konusu ilişkide dayatılan hiyerarşinin güç aldığı bir diğer unsur.

toz_bezi_filmi_2015

“Kadınlık” Görevi

Nesrin’i, Hatun karşısında yer yer savunmasız bırakan ve ilişkilerinin dengesini ortadan kaldıran bir “kadınlık” görevi adı altında kapitalist-ataerkil düzen eleştirisi karşımıza çıkıyor Toz Bezi’nde. Ne demektir “kadınlık” görevi? Ne demektir “kadın” olmak? Hatun film içerisinde birçok kez açıklıyor bunu ve kendi bakış açısıyla Nesrin’e kadın olmanın anlamı üzerine bir düşünce dayatmaya çalışıyor. “Kadınlık” görevi kimi zaman ev dışındaki yarı/tam zamanlı istihdamla beraber ev içinde de kusursuz hizmet anlamına gelirken, kimi zaman erkeğe karşı bir sorumluluk olduğu öne sürülen cinselliktir. “Kadınlık” görevini yerine getirmeyen ve “kadın” olamayan kadınların ise terk edilmeye ve aldatılmaya mahkûm olması yüksek olası! Başka bir deyişle sermayenin belli bir ücretle çalıştırdığı erkeğe, yine aynı sermayenin eşit işe daha az ücretle çalıştırdığı kadından ev içinde beklenen sevgi dolu, tam yeterli hizmetçiliğe “kadınlık” görevi deniyor. Kapitalist ve erkek egemen sistem ev dışında da ekonomik sorumluluğu olan kadınları ev içinde fiziksel, duygusal ve cinsel hizmete tabi tutmaya çalışırken öte yandan bu ev içi emeği değersizleştirip görünmez kılıyor. Feminist politikanın uzun yıllardır tartıştığı ev içi emek kisvesi altında köleleştirilen ve emeği yok sayılan kadını; kendi “kadınlık” görevini tam yeterli şekilde yerine getirdiğini düşünen Hatun’da ve kocası Şero’nun tüm bu “yeterliliğe” rağmen dışa vurduğu memnuniyetsizlikle birlikte evi, yuva yapmak için hiçbir çaba sarf etmeyişinde oldukça açık biçimde görebiliyoruz. Nesrin’se başta kocası Cefo’nun dönmeyişi sebebiyle “kadınlık” görevinde muvaffak olamadığı üzerine düşünceliyken, sonralarda bunun sebebinin kocasından talep ettiği ev ekonomisi müşterekliğinden kaynaklandığının bir nebze de olsa farkına varıyor.

toz-bezi_ahu-ozturk

“Kadınlar, erkeklerden olduğu kadar, birbirlerinden de farklıdırlar”[1]

1980’ler itibarıyla feminizmin kadınlar arası farklılıklara eğilmesiyle başlayan ve sonrasında bu farklılıkların kurduğu ilişki ve iktidar biçimlerini, başka bir kadınla olan ilişkiyi kendi deneyimlerimiz doğrultusunda ele almamız üzerine olan tartışmalar hâlâ sürüyor; Toz Bezi, Nesrin ile Hatun’un ilişkilerinin yanı sıra çalışmak için gittikleri evlerde işveren-çalışan sınırlarında yeniden inşa edilen kadınlar arası ilişkilere ve güçlenme yöntemlerine de değiniyor. Her biri farklı sınıflardan, farklı kökenlerden -neredeyse tamamıyla birbirinden farklı diyebileceğimiz- kadınların karşı karşıya geldiklerinde kurdukları iktidar ilişkisini sürdürmenin ya da güçsüz tarafın iktidar karşısında kendi yöntemleriyle güç kazanmaya ve mevcut dengeyi değiştirmeye çalışmasına ilişkin örneklerle ilerliyor film. Bu noktada ilk olarak Hatun, Ayten Hanım ve akabinde gelinin de dahil olmasıyla gelişen ilişkiyi ele almak mümkün. Filmin başlarında Hatun’la Ayten Hanım’ın ilişkisi işveren-çalışan sınırlarının biraz daha gölgeli olduğu, güven ve dostluğu esas alan bir ilişki biçimi gibi görünse de ilerleyen dakikalarda sınırlar beklendiği üzere kendilerini belli ediyor. Ayten Hanım’ın komşusunun Hatun’dan ona fal bakmasını istemesiyle “doğal olarak” kurulan kadınlık bağının Hatun’un Kürt oluşu gerçeğinden dolayı kopabileceğiyle karşılaşıyoruz: Komşunun onu Çerkes sanması üzerine Hatun Kürt olduğunu söylemez. Kendi kurmak istediği “yeni bir hayat” hayaline ekler Çerkesliği, zira Kürt oluşu, yani onlarla aynı olmayışı, belki de Hatun’un o koltukla, onlarla bir arada oturmasına engel teşkil edecekti. Hatun’un ücret artırma talebine kendi iktidarını kullanarak bir çözüm üreten (bu çözüm de Hatun’un çalışmak için geldiği günü bir gün kısarak ücreti artırmak oluyor; başka bir deyişle zaman azalırken artacak olan iş yükü) Ayten Hanım’ın karşısında Hatun kendi güçlenme stratejisini uygulayarak Ayten Hanım’dan boş kalan gün için kendisinin pek de hazzetmediği gelininin kapısını çalıyor. Bu esnada artık herhangi bir dostluk ve güvenin söz konusu olmadığını, ta en başından sınıf farklılıklarıyla şekillenmiş ve esasen kendini hiç unutturmamış rollerin yeniden ve daha katı sınırlarla inşa edildiği söylenebilir. Nesrin’le işvereni Aslı Hanım’ın ilişkisi bu değindiğim ilişkinin ne aynısı ne de farklısıdır. Aslı Hanım Nesrin’in hayat mücadelesinde daha destekçi bir yol izlemeye çalışsa da, bu yol yalnızca kendi orta-üst sınıfıyla sınırlı hayat deneyimini kapsadığı için yer yer avutmadan ve gerçekleşmesi pek mümkün olmayan iş vaatlerinden daha somut bir şey olarak karşımıza çıkamaz.

toz-bezi-film

Toz Bezi ana karakterlerinin hikâyesiyle, film örgüsüyle ve ele almaya çekinmediği meselelerle övgüleri fazlasıyla hak eden politik bir film. Kadın işçilerin hikâyeleri, görünmez emeği görünür kılmaktaki derdi, Kürt sorunu ve kadınlar arası inşa edilen ilişkilere yaklaşımıyla feminist teori ve politikaya ilişkin konuları beyaz perdede kendi izleriyle seyre sunuyor. En önemlisi, bunu yaparken hayatla ve gerçeklikle olan bağının arasına hiçbir mesafe koymuyor. Anlatmaya çalıştığı yoksunluk, mücadele ve var olma çabası çok bizden, çok tanıdık.

Eda Ağca

01 Mayıs 2016

[1] Aksu Bora, Kadınların Sınıfı: Ücretli Ev Emeği ve Kadın Öznelliğinin İnşası, İletişim Yayınları, İstanbul, 2005, s. 41.

[2] Silvia Federici, Sıfır Noktasında Devrim: Ev İşi, Yeniden Üretim ve Feminist Mücadele, çev. Damlanur Meral, Hilal Mertol ve Özlem Avcı, Otonom Yayınları, İstanbul, 2014.

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

the-us-vs-john-lennon-2006

The U.S. vs. John Lennon (2006, David Leaf, John Scheinfeld)

Richard Nixon ya da bir başkası da olabilirdi, genelde iktidar sahiplerinin paranoyak eğilimlerinin arkaplanını siyasal ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir