Siyah Beyaz Dergisi 1 Yaşında!

5 Şubat 2012 Yazan:  
Kategori: Deneme, Dergi & Fanzin, Duyurular, Edebiyat, Eleştiri, Sanat, Siir

Sevgili okurlarımız, ilk günden itibaren sürekli artan desteğiniz ve ilginizle, birinci yılımızı doldurmanın gururunu yaşıyoruz.

Kendimizi her sayıda aşma çabamız ve ustalaşma sürecimiz -ki asla “artık usta olduk” diyeceğimizi sanmıyoruz, Tanrı dedirtmesin- bize 5. sayımızda sizlerle daha çeşitli konularda, dünyalarda ve pencerelerde buluşma şevkini aşıladı. Birbirini takip eden bütün sayılarda ortaya koymaya çalıştığımız “bir öncekinden de güzel” olma çabası, 5. sayımıza mahsus, her zamankinden daha yoğun oldu ve umarız iyi bir netice vermiştir.

5. sayımızda, müziğe -belki eskilerin “avâze-i elest” deyişindeki tanrısallık atfı gibi- verdiğimiz önemi pekiştirir biçimde, Türk müziğinin farklı renklerinden bir demet yaptık. Umarız ruhunuzu doyurmakta bir katkımız olur.

Yine bu sayımızda, birlikte yola çıkmakla iftihar ettiğimiz Hakan İlhan Kurt’a biraz daha özel bir yer ayırdık. Zaman zaman, bünyemizdeki şairler ve yazarlar için böyle jestler yapacağız.

İlk günden itibaren bizden desteğini esirgemeyen Grup Orhun üyeleri, özellikle Metehan Temizel hocamız, birinci yaşgünümüzü çok güzel bir hediyeyle kutladı. Kendisinin jesti ile, bizim sevincimiz ve iftiharımıza iştirak eden değerli abonelerimize, ilk 50 kişiye mahsus olmak kaydıyla, Grup Orhun “Çocuklar Ölmesin” albümünü hediye ediyoruz.

Siyah Beyaz’ın 4. Sayısı Çıktı

14 Kasım 2011 Yazan:  
Kategori: Deneme, Dergi & Fanzin, Duyurular, Edebiyat, Sanat, Siir

Manifesto 

şahsi ve muhteremdir.”*

Necip Fazıl “şiirde ‘ne söyledi?’ yoktur, ‘nasıl söyledi’ vardır” der. Yani sanat, tebliğ değil, telkin işidir.

Toplumcu gerçekçiler, didaktik şiir yazıcıları; aslında sanatçı değil, sanatı bir araç kılan zanâatkârlardır.

Ancak sanatın şahsi oluşu, sanatçının kişiliğinin bütün yönleri ve boyutlarıyla sanat eserine yansımasını gerektirir. Bu yönüyle sanat, sanatçı siyasiyse siyasi, duygusalsa duygusal; söz gelişi isyankarsa, isyankar bir mahiyet arz eder. Toplumcu gerçekçi çizgi ile bu çizgiyi ayıran “gaye”dir: Biri gayeye ulaşmak için sanatı kullanır, diğeri gayeye ulaşırken yaşadığını, hissettiğini, düşünüdüğünü sanatıyla anlatır.

Bizler de, bir siyasi görüşe, dünyaya bakış açısına, hayat tarzına sahibiz. Elbette ki ürettiğimiz eserler bunlardan izler taşıyacaktır. Eğer Tanrıdağları bize babamızı hatırlatıyorsa, bunun şiirini yazacağız, sevgilimize duyduğumuz aşk bizi Celalîler gibi coşturuyorsa, bu benzetmeyi kullanacağız.

Bir örnek vermek gerekirse; bir şair değil, toplumbilimci olan Gökalp, kafiyeli, edebi bir üslupla aktarılan fikirlerin daha kolay akılda kalacağını görmüş, manzum sözlerini arka arkaya dizerek toplumuna sunmuştur. Gökalp’in gayesi şiir yazmak değildir, şiirin elementlerinden biri olan manzum hava ile sözlerinin etkisini artırmaktır. Bizler, Gökalp’i büyük bir bilimadamı olarak kabul etsek de, yöntem olarak onun izinden gitmeyeceğiz. Siyasi yöneliminin doğurduğu birikimini, acılarını, sevincini, hüznünü, yalnızlığını Ruh Adam kitabıyla ölümsüzleştiren Atsız’ın yolundan gideceğiz. (her ne kadar Atsız didaktik şiirler, çocuk kitapları yazmış olsa da, bahsi geçen romanı tam da anlatmak istediğim duruma uygun düşüyor.)

Girişte alıntıladığımız sözü biraz daha genişletirsek, diyebiliriz ki: “Sanat, evrensel satıhta şahsi duruşu yakalamaktır.

Derdimiz, dünya edebiyatını, dünya sanatını anlamak, takip etmek, özümsemek; o satıhta misâlen İstanbul’da melankolik bir hayat süren Türk şairinin duruşunu sanatseverlere arz etmektir. Ne dar bir kalıba sıkıştırılmış ilkel ve kısır “aptal şovenizm” dürtüsüyle kendimizi küçücük bir dünyaya tutsak edeceğiz, ne koskoca bir evrende hiç bir yerle ilişkisi, ilintisi olmayan vatansız ve omurgasız seyyahlar gibi gezeceğiz.

Bundan böyle Siyah Beyaz ve Sanat Platformu, iştirak edip onu bugünlere getiren şairlerin, yazarların, düşünürlerin, gençlerin, yaşlıların hareketidir. 3. sayımızın giriş yazısında bu konuya değinmiştik, tekrar edelim: Artık “birbirimize katılmak”tan değil, yayın organlarımızda eserlerini yayımlatmak isteyen sanatçıların “bize katılması”ndan ya da “bizimle olmayı kabul etme”sinden bahsedeceğiz.

Siyasi görüşümüzü tebliğ için bu işe giriştiğimiz sonucuna varılması hata olur, yukarıda da belirtmiştik. Ancak bizim bir siyasi çizgimiz varsa, bu mutlaka bir yöntem, bir tavır siyaseti gütmemizi zorunlu kılar; bizimle taban tabana zıt fikirlere sahip sanatçılar hem kendileri bizimle olmak istemeyecektir, hem de biz her ne kadar politik bir mahiyet arz etmesek de onları aramızda kabul edemeyiz.

Yine de, genel çerçevede Türkçü çizgi ile çelişmeyecek her türlü eser, dergimizde seve seve kabul edilecek ve yayımlanacaktır.

“Gelin Türkçü olun!”, “Neden Türkçü olmalıyız?” gibi başlıklar yerine, “Türkçüler nasıl aşık oluyor?”, “Türkçüler nasıl yaşıyor?” gibi başlıklar olacak dergimizde. Tebliğ vazifesini üstlenenler mutlaka çıkacaktır, ancak bizler Türkçü fikir örgüsünün en eksik tarafını, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Arif Nihat Asya, Hüseyin Nihal Atsız gibi uluların ölümleriyle en boş kalan tarafını doldurmak derdindeyiz.

Bu, derginin çizgisini değiştirmek, onu politik bir havaya sokmak değildir. Sadece bir siyasi görüş taşıdığımızı okurlarımıza duyurmak, akıllarındaki soru işaretlerine cevap vermektir.

Siyah Beyaz, bir gün tohumu çatladığında, büyüdüğünde, serpildiğinde arkasında hesap veremeyeceği bir mazi bırakmak istemez. Ve umarız, o gün geldiğinde, çektiğimiz bütün sıkıntılara, maruz kaldığımız bütün önyargılara rağmen, sevgili destekçilerimiz, okurlarımız, yazarlarımızla bu “manifesto”yu gülümseyerek anacağız.

Kuzgun, “ayak üstü leş”* hayatı süren günümüz post-modern insanının kabusu, dirilticisi, uyarıcısı olur umarım. Tanrı kişiliksizleştirici kapitalist evrimin olanca zorlamalarına direnen bütün millet sevdalılarını, halk aşıklarını korusun.

 07. 07. 2011

 M. Bahadırhan Dinçaslan

 *Girişteki alıntı “Fecr-i atî” hareketinin temel prensibidir.

 *Necip Fazıl’a ait bir benzetme: “Bir şehir ki orada, insan ayak üstü leş.”. Bizce post-modern insanın en güzel tarifidir.

www.sanatlog.com

Siyah Beyaz Dergisi 3. Sayısıyla Yayın Hayatına Devam Ediyor…

24 Mayıs 2011 Yazan:  
Kategori: Deneme, Dergi & Fanzin, Duyurular, Edebiyat, Eleştiri, Sanat, Siir

3. Sayısıyla Yayın Hayatına Devam Ediyor…

İki ayda bir yayımlanan , 3. sayısında (Mayıs 2011) özgün duruşunu koruyarak “kendi penceresi”nden okuruna ve dünyasına seslenmeye devam ediyor…

www.sanatlog.com

Yeni Bir Sanat Dergisi: Siyah Beyaz

5 Mayıs 2011 Yazan:  
Kategori: Deneme, Dergi & Fanzin, Duyurular, Edebiyat, Eleştiri, Sanat

Uzun uğraşlar neticesinde, ve platformu yayın hayatına başladı. Umarız ömrü uzun olur, zaman gösterecek…

Dergimizde ülkenin dört bir yanından sanat ürünleri yaratan, sanata dair fikirleri olan, edebiyatla ilgilenen, edebiyat “parçalayan” ve en önemlisi bunları paylaşma ihtiyacı hisseden “gençlerin” yazılarını/şiirlerini okuyacaksınız.

 

Siyah Beyaz Kültür ve Sanat Platformu, gençler ve özellikle üniversite öğrencilerine yönelik kolektif bir platformdur. Belli bir gaye güden ve misyon üstlenmiş bir değil, kültür ve sanat alanında söylenecek sözü ve dinleme isteği olan gençlerin bir araya gelerek maddi ve manevi katkılarıyla ortaya çıkardıkları bir platformdur. Bu özelliğiyle Siyah Beyaz Platform, hem ürün yaratan gençler için bir sergi işlevi görür, hem de ilgilenenler için eğitici bir özellik arz eder.

 

SiyahBeyaz Platform, hem stüdyo, hem atölyedir.

 

Bizi destekleyen herkese teşekkür ediyoruz. Söz yazarlarımızda…

 

İçindekiler:

Afşin Selim “Kimliğin Kimi”

Alp Eren Baltacı “Deniz Kabuğu Tûfandan Kalma Ses”

Pia Luka “Dibe Düşen Notlar”

Hakan İlhan Kurt “Vakit Bir İkindiydi”

Ayşenur Özdemiray “Gece”

Fatma Kahraman “Dost Hikâyesinde Karakter-Mekân-Tema İlişkisi”

Ahab “Düşüş”

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan “Ars Longa Vita Brevis”

Behiye Özaltın “Minik Hikâye”

Murat Narcı “Müziğe Davet”

B. Alp “ Bir Ki: Küfür”

Ali Hatapçı “Rüya(çeviri)”

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan “Boromir’in Ağıdı(çeviri)”

Kraus Zsòfia “Hortobagy’nin Ozanı (çeviri)”

Nursel Turhan “Yasemin”

Yasemin Erol “İç”

Ezgi Büke “Fark”

Umut Kaban “Rüzgâr”

Afşın Babek Börüsoy “Ars Est Celare Artem”

Övgü Kafadar “Antikacı”

Gökhan Tiritçi “Güneşi Koklamak Yahut Buna Benzer Bir Şey”

Emre Evren Yalçın “İstanbul”

Ezgi Ceylan “Aşk Ruletinden Yansımalar”

Yiğit Zigaloğlu “Pipo”

Caner İnanç “Kimsesizlerin Kimsesi”

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan “ Hece Hece Gazel:’Gelir…”

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan “Nesimi Divânı ve Türkler”

Güncesi

Arka Kapak Şiiri: Tanju Uçar

Fotoğraf: Latif Dinçaslan

 

Siyah Beyaz Degisi, Sayı: 2

 

İkinci sayımızı okurların beğenisine sunduk, umarız gelecek sayılarda da birlikte oluruz.

 

Gelen eleştiriler ve gösterilen beğeni, bizi çıtamızı daha da yükseğe çıkararak bu yolda devam etmeye sevk ediyor. Bir avuç öğrencinin; hiçbir örgütün, kuruluşun, ideolojinin gölgesinde ve etkisinde kalmadan ‘birşey’ler, hatta iyi ‘birşey’ler yapabileceğini gördük, okurlarımız azmimizi tazeledikçe, bir avuç öğrencinin asla pes etmeyeceğini de göreceğiz.

 

Bu sayıda, Cavit Mürtezaoğlu ile Caz—Makam müziği ve tasavvuf, Prof. Dr. Mustafa Argunşah ile dil konusu üzerine iki söyleşi bulacaksınız. Söyleşilerin yanında, daha önce de olduğu gibi Türkiye’nin (ve dünyanın) farklı köşelerinden bize ulaşan yazılar, şiirler ve resimlerin doldurduğu sayfalarımız, size, edebiyata merak sarmış “genç”lerin dinyalarına pencereler sunacak. Hakan İlhan Kurt, Afşin Selim gibi biz gençlerin yanında durup destekleyen “ağabey”lerin sayfaları da, yine sizlerle.

Yazar Listesi:

Prof. Dr. Mustafa Argunşah

Cavit Mürtezaoğlu

Hakan İlhan Kurt

Afşin Selim

Alp Eren Baltacı

Veysel Çıtlak

Hakan Bilge

Muhammed Bahadırhan Dinçaslan

Pia Luka

Nursel Turhan

Elif Bozlak

Behiye Özaltın

Caner İnanç

Malina Iorga

Latif Dinçaslan

Yasemin Erol

Murat Narcı

Övgü Kafadar

Ezgi Ceylan

Gülay Danacı

Burcu Özdil

 

www.sanatlog.com