Özdemir Asaf - Ben Değildim

3 Şubat 2011 Yazan:  
Kategori: Edebiyat, Siir, Ustalara Saygı

1 Yorum

Bir aksamüstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya.
O geçen ben değildim.

Bir gece, yatağında uyuyordun.
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan.
Seni gören ben değildim.

Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebebsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini içinde yaşamaya
Bunu bilen ben değildim.

Bir okuyordun dalgın
İçinde insanlar seviyor ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın
O ölen ben değildim.

Ben Değildim

Oscar Wilde – Herkes Öldürür Sevdiğini

23 Ekim 2010 Yazan:  
Kategori: Edebiyat, Kitaplar, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

I

(…)

Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

Kimi kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.

(…)

V

Yasaların yargısı doğru mudur
Ya da yanlış mıdır bunu bilemem;
Bildiğim tek şey bu hapishanede
Demir gibi sağlamdır tüm duvarlar,
Bir yıl kadar uzundur her geçen gün
Yıl bitmek bilmez, uzadıkça uzar.

Kabil’in Habil’i öldürdüğü
Günden beri hiç dinmedi acılar
Çünkü insanların insanlar için
Koymuş olduğu bütün yasalar
Tıpkı adaletsiz bir kalbur gibi
Taneyi eleyip samanı tutar.

Bildiğim başka bir şey daha var
-Ki bilmeli benim gibi herkes de-
İnsanın kardeşlerine ettiğini
İsa Efendimiz görmesin diye
Utanç tuğlalarıyla, parmaklıklarla
Örüldü yapılan her hapishane.

Parmaklıklar güneşi engelledi,
Kararttılar tatlı ay ışığını,
Cehennemi böyle örtbas ettiler
Yaptıkları bütün iğrenç şeyleri
İnsanoğlundan, tanrının oğlundan
Gizlemeyi ustaca başardılar.

Zehirli otlar gibi kötülükler
Büyür hapishanenin havasında,
Yok olur burada harcanıp gider
İyi olan ne varsa insanda:
Kapıyı tutar soluk bir keder
Umutsuzluk bekçiliğini yapar.

(…)

Çeviren:

III

Sert taşla döşelidir İdamlık Avluları,
Yüksek duvarlarından süzülür sızıntılar,
O, havaya böyle bir yerde çıkarılırdı,
Yoğun bir gök altına,
Dört yanını çevirmiş dolaşan Gardiyanlar
Kendi ölmesin diye adamı kollarlardı.

Bazan da otururdu kuşkul gözcüleriyle
Gece gündüz demeden acısını izleyen;
Ağlamak için bile kalkarsa gözetleyen,
Secdeye varmak için yere çömelse bile;
Kendisini çalmasın asılacağı ipten,
Diye gözleyenlerle.

Vali kesinlik yanlı,
Kurallara bağlıydı:
Doktora göre Ölüm
Bilimsel bir olaydı:
Ve Din-Adamı her gün iki kere uğrayıp,
Dinsel konularda bir özet bırakmaktaydı.

O her gün iki kere piposunu içiyor,
Bir bardak birasını:
Görüşünü kararlı,
Korkusuzdur, içinde bir yer yoktu korkuya;
Kıvançlı olduğunu sık sık belirtiyordu,
Asılacağı günü yakınlaşıyor diye.

(…)

Avluda süklüm püklüm dökülerek dolaşan
Bir Deli Sürüsüydük!
Umursamıyorduk hiç, biliyorduk ki bizler
Şeytan’ın Sürüsüydük:
Kabak kafamız, ağır adımlarımızla biz
Maskara Sürüsüydük.

Lime lime parçalar katranlı halatları
Kanlı kör tırnaklarla;
Kapıları ovalar ve yerleri silerdik,
Boyuna temizlerdik demir parmaklıkları:
Peş peşe sabunlardık tüm tahta kısımları,
Gürültüyle çarpardık yerlerde kovaları.

(…)

VI

O Reading zindanında Reading iline yakın
Şimdi bir çukur vardır çok alçakça bir çukur,
Bir mutsuz adam şimdi yatmaktadır orada
Alevin dişleriyle delik deşik olmuştur,
Yatmaktadır yakıcı bir kefene sarılmış
Mezarında ad yoktur.

İsa çağrısına dek, ölülerin orada,
O, sessiz yatacaktır:
Hiçbir gerek yok artık aptalca gözyaşında,
Ve onun için artık sızlanmak boşunadır:
Sevdiği bir kadını öldürmüştü bu adam,
Bu yüzden asılmıştır.

Ama herkes de gene sevdiğini öldürür,
Bu böylece biline,
Kimi bunu yüklü bakışlarıyla yapar,
Kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür,
Korkak, bir öpücükle,
Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür.

Çeviren:

(READING ZİNDANI BALADI’NDAN)

Yalnız Şairler Işıkla Hayat Buluyor

Akaretler’de yer alan Şairler Sofası Parkı’ndaki şairler ışığa kavuşuyor. Dört aydınlatma tasarımcısı on şairimizin heykellerini aydınlatıyor…

PLD Türkiye (Professional Lighting Design Türkiye) dergisi tarafından ilki 25 Ekim 2010’da Harbiye Askeri Müzesi’nde gerçekleşecek olan ALD İstanbul (Architectural Lighting Day İstanbul) uluslararası alanda ışık konusunda başarılı çalışmaları ile dikkat çeken dünyanın dört bir tarafından mimar ve aydınlatma tasarımcılarını İstanbul’da buluşturuyor.

ALD İstanbul etkinliği kapsamında bir de ilginç bir aydınlatma enstalasyonu gerçekleştiriliyor. Akaretler’de yer alan Şairler Sofası Parkı, 11-26 Ekim tarihleri arasında ışıkla hayat bulacak. Bu parkta Melih Cevdet Anday, , , Orhan Veli Kanık, , , Şair Nigar, Neyzen Tevfik, ve Necati Cumalı’nın heykelleri yer alıyor.

İşte şehrin merkezinde ama geceleri karanlığa bürünen bu park, ALD İstanbul etkinliği çerçevesinde dört bağımsız aydınlatma tasarımı ofisinin tasarımcıları tarafından aydınlatılıyor. Bunlar: Nergiz Arifoğlu Light Style, Planlux (Korhan Şişman), Seven Lights (Mustafa Seven), ZKLD Studio (Zeki Kadirbeyoğlu). 11 Ekim’de gerçekleşecek açılıştan 26 Ekim tarihine kadar herkes açık olacak bu enstalasyon hem bir ilk, hem de sonuçları çok keyifli bir çalışma olacak.

11 Ekim Pazartesi günü saat 20.00’de açılışı yapılacak olan aydınlatma enstalasyonunda şiir severler parkta yer alan şairlerin şiirlerini okuyacaklar. Pek çok şair de geceye katılacak.

Tarih: 11 Ekim Pazartesi

Yer: Şairler Sofası Parkı / Akaretler Yokuşu

Parkta buluşma: 19.30-20.00

Konuşmalar: 20.00

Şairlerle ve şiirlerle buluşma: 20.20

Şairlere veda: 21.00

Ayrıntılı bilgi için: Ayşe Dural / Kültür Ajansı 0532 566 71 24

www.sanatlog.com