Anasayfa / Etiket Arşivi: Hülya Ayazoğlu

Etiket Arşivi: Hülya Ayazoğlu

Kurbağalar (1985, Şerif Gören)

Bir Teslimiyet Panoraması Kaynayan kurbağa sendromunu hiç duydunuz mu? Kurbağa aşırı sıcak bir sıvının kaynadığı kazana atıldığında tek bir hamle ile dışarı fırlar ve kurtulurmuş, ama eğer oda ısısında bir sıvının içine konursa ortama uyum sağlayıp gevşeyerek kendini salıverir, ısı aniden yükseldiğinde ise artık çıkmak için hamle yapacak gücü bulamadan ...

Devamı »

40 Metrekare Almanya (1986, Tevfik Başer)

Sınırsız Hiçlik İsviçreli yazar Max Frisch; 1961 ile 1973 arası I. Kuşak misafir ya da göçmen işçi dönemi olarak geçen zaman diliminde Almanya’ya göç eden Türkler için, ‘’Biz işçi bekliyorduk, insanlar geldi.’’ sözü ile özeleştirisini yapıp istisnai bir örnek oluştursa da, göç olgusunun bozulmayan kaidesi; yaşanılan kültür şokunun etkisiyle kimlik ...

Devamı »

Sahi Bir Bilge Olgaç Vardı

Unutulmuş gibi algılanabilecek bir başlık. Oysaki hayır unutulmadı. Geleneksel hale getirilip getirilemediğini çözemesem de Bilge Olgaç film gösterimleri yapılıyor, adına hürmeten çekilmiş bir belgesel var, hatıraları kitaplarda geçiyor. Türk sinemasının cinsiyetinin erkek olarak bilindiği dönemde bir kadın yönetmen olarak yerini alıp gösterdiği cesaret ve uzun süreli kariyeri kendisi hakkında yazılan ...

Devamı »

Aaahh Belinda (1986, Atıf Yılmaz)

“Biri kurbağa öper, biri yüzyıllarca uyur, biri 7 cüceyle yaşar, biri kuleye kapatılır, Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor.” (Turgut Uyar) Atıf Yılmaz’ın en önemli sanatsal ve kültürel mirasıdır dokusunu kadın hikâyeleriyle ördüğü filmleri. Gündelik hayatın içerisinden çekip çıkarttığı, çoğumuzun kayıtsız kaldığı sıradan ama sert gerçekler; ahlaki ve insani ...

Devamı »

Once Upon a Time in America (1984, Sergio Leone)

Harry Grey’in The Hoods (1952) adlı romanını sinemaya uyarlamak isteyen yönetmen Sergio Leone, telif haklarıyla ilgili yaşadığı sorunlardan sonra zamanlamayı, Hollywood’un Amerikan kültürüne atfettiği seçkin anlamları yıkıp daha realist bir janr oluşturarak çektiği Amerikan üçlemesine yayarak; 10 senelik bir senaryo çalışması ardından yarattı Bir Zamanlar Amerika’yı (1984, Once Upon a ...

Devamı »

12 Angry Men (1957, Sidney Lumet)

Reginald Rose’un 1954’te kaleme aldığı tiyatro oyununun sinema uyarlaması 12 Angry Men (1957, 12 Kızgın Adam, Sidney Lumet) özünde Amerikan hukuk sistemine bir eleştiri örneği olarak gözükür. Oysaki filmin, ölüm gibi vahim bir kararın tartışıldığı parabole dönüşen kriz ortamında gerçeğe en yakın noktayı bulmaya çalışanlarla, insani yaklaşımın uzağında egoizm yaratma ...

Devamı »

A torinói ló (2011, Béla Tarr)

Torino’da bir atın kırbaçlandığını gören Nietzsche atın boynuna sarılarak ağlamaya başlar. Evine götürülür ve iki gün boyunca hiç kıpırdamadan oturduğu divanda son sözleri, ‘’anne ne aptalım’’ demek olur. Yaşamının geri kalan on bir yılını annesi ve kız kardeşinin himayesinde yatalak geçirir, akli dengesini kaybetmiş bir şekilde ölür. Bu anektod ilk ...

Devamı »

Shakespeare’in Sinemadaki Aynası: Sir Laurence Olivier

İngiliz dilinin ve dünyanın en seçkin drama yazarı, şair William Shakespeare’in ölümünün 400. yıldönümü olması sebebiyle bu yıl Shakespeare Lives (Shakespeare Yaşıyor) adıyla dünya çapında düzenlenecek bir etkinlik gerçekleştirileceği haberini okuduğumda sevinmiştim. Ülkemizde de dört farklı şehirde yapılacak gösterimlerin içeriği iyi hoş da, kendi nezdimde konuşuyorum, biraz hayal kırıklığı oldu. ...

Devamı »

Zirveden Sonsuz İnzivaya: Greta Garbo

İsveç asıllı Amerikalı aktris Greta Louisa Gustafsson (Greta Garbo) için Hollywood’un karyatidlerinden dersek yanlış olmaz, zira kendisi en önemli beyaz perde efsaneleri listesinde Rita Haywort, Katharine Hepburn gibi starlarla beraber ilk beşte. Bu yıl 111. doğum yılı olan Garbo’nun (1905-1990) sessiz sinemayla başladığı kariyerini çok erken yaşta noktalamasıyla beraber ölümüne ...

Devamı »

Züğürt Ağa (1985, Nesli Çölgeçen)

Yavuz Turgul’un genel olarak senaryolarındaki ana tema; toplumsal ve kültürel değişime bütünüyle kendini kaptırmış itibar sahibi bireyler ile bütün saflığıyla değişime direnen ve bu direnişin sonuçlarına da katlanan bir güruhun çatışmaları üzerinedir. 1980 sonrası Türkiye’de neo-liberalizmin keşfiyle boyut atlayan, tükettikçe mutluyuz düsturuyla hareket eden Batı toplumunun refah sayılan (aslında sanılan) ...

Devamı »

Ansikte mot ansikte (1976, Ingmar Bergman)

Egzistansiyalizmi baz aldığı, babasının bir lüteryen papazı olmasından dolayı, Tanrı’nın yolunda yaşadığı çocukluk travmaları ve bilinçaltına yansıyış biçimleriyle ördüğü, nevrotik bireylerin içine düştüğü durumları ve bu durumların sevginin kollarında iyileştirilebilir de olduğunu gösterdiği eserleriyle Ingmar Bergman’ın, İskandinav sinemasının salt pesimist yapısını aşıp, bir dönem kaba güldürü yaptığı için deonu karşısına ...

Devamı »

Papillon (1973, Franklin J. Schaffner)

“Ölüm varsa da her zaman ikinci gelir. Çünkü her zaman en başta, özgürlük.” (Yannis Ritsos) 1960’lar, Hollywood Sineması’ndaki disipline yapının kırıldığı, fütursuz senaryoların arşa çıktığı ve yeni sinematografik deneyimlerin yaşandığı bir dönem. Vietnam Savaşı’na karşı gösterilen antimilitarist duruş, kadınların feminizmle haşır neşir oluşu, hippi hareketi, uyuşturucu kullanımındaki artış ve yaşattığı ...

Devamı »

Scent of a Woman (1992, Martin Brest)

Giovanni Arpino’nun 1969’da yayımlanan romanı Il Buio e Il Miele (The Darkness and the Honey) den etkilenen İtalyan sinemasının trajikomikliğe odaklı yönetmeni Dino Risi, Profumo di donna (1972) ismiyle romanı sinemaya uyarladığında literatüre geçebilmiş bir yönetmen oluşunun mihenk taşını koymuş olur. Aynı anda hem güldürüp hem ağlatabilecek vicdani sorgulamalar vadeden ...

Devamı »

Sinemada sessiz ama derin bir kariyer Michael Keaton

Düşündüğüm zaman çocukluğumdan hatırladığım en eski zaman karesi bir filme ait. Film 1988 yapımı Beetlejuice, yani bizdeki çevirisiyle Beter Böcek. Tüm dünya için Tim Burton’ın ayak sesleri niteliğindeki film, yönetmenin filmi onun oyunculuğuna bıraktım diyebileceği kadar sağlam bir başrolle tanıştırdı bizleri;  Micheal Keaton. Seksenlerin sulu komedi dizilerinden ve ilk filmi ...

Devamı »
kuşadası escort