SanatLog yazılarına abone olunYazılar RSSSanatLogYorumlar RSS

Milyonlarca Hintliyi Tepindiren Adam

Günümüz Hint toplumunda son zamanlarda diğerlerini arka planda bırakıp sivrilen Kailash Kher, halk tarafından en bilindik ve sevilen sanatçı. Yetenekli vokalleri ve ilham verici kişiliği ile tüm Hindistan ve Güney Asya kıtasında saygın bir konuma sahip olan Kher, şu ana kadar etkileyici vokallerini birçok filmine ödünç vermenin yanı sıra milyonların karşısına çıktığı televizyondaki yetenek yarışmalarındaki jüri görevini de başarıyla sürdürüyor. Halk tarafından sanatçılığının yanı sıra kişiliği bakımından da sevilen Kher, grubu ile birlikte birçok kez müzik listelerinde zirve sefası sürdü. Ruhani ve mest edici özellikler içeren vokalleri sayesinde milyonları çevresinde toplayan sanatçı, artık Batı’ya açılmanın zamanı geldiğine inanarak ilk uluslararası çalışmasını geçtiğimiz günlerde kulaklarımızın huzuruna serdi.

Genç ama yaptığı heyecan verici atılımlarla fanusunda önemli bir konuma sahip olan Cumbancha müzik firması tarafından basılan “Yatra ()” adlı albüm, Kailash Kher ve ekibi Kailasa’yı tüm dünyaya açılımını yapacak olan bir pencere. Albüm tanıtımı için Amerika ve Kanada’da 3 aylık bir turneye çıkan ekip bu yeni çalışmasında hem taze hem de yeniden elden geçirilmiş, nispeten eski ama hala beğeni toplama yeteneği yüksek parçalarını biraraya getirdi.

7 Temmuz 1973 günü, burçlar yengeç dönencesindeyken, Keşmirli bir ailenin nüfusunu arttıran Kher, amatör müzik yapan ve aynı zamanda bir Hindu rahibi olan babası sayesinde müzik ile duygusal bir ilişkiye girdi. Ev içerisinde periyodik olarak gerçekleşen geleneksel müzik şölenlerinden fazlasıyla yararlanan ancak bunların yeterli olmayacağını anlayan genç Kher, farklı açılımlar için on dört yaşında Yeni Delhi’nin yolunu tuttu. Daha dört yaşında müzik kabiliyetini büyüklerine kanıtlayan, ergenliğe adım atmamış genç, bir anda kendini klasik ve folk müzik eğitimi içerisinde buldu.

Kailash Kher

Müziğe olan vazgeçilmez tutkusu ve uzun süren eğitim döneminden sonra, sanatçı bir mekân değişikliğine daha gidip Hindistan’ın dışa açılan yüzü Mumbay’a yerleşti. Müzik piyasasının kıran kırana geçtiği bir ortamda kendisine profesyonel kariyer arayan sanatçı, farkında olmadan birçok müzisyenin hayatında yaşadığı kaçınılmaz sefalet dönemini geçirdi; az para, ucuz oteller, zor gelen geceler, kendine layık görülmeyen geçici işler… İlk ciddi işi cüzdanına giren 100 USD karşılığı yaptığı bir reklam film müziği oldu. Müzik piyasasıyla gerdeğe girdiği bu işinden sonra diğer potansiyel para kazandıran işler sıraya girdi. Sesinin kendine özgü erişimlerinden dolayı kısa bir süre sonra Kher pek çok reklam film müziğine imza atar oldu.

Yorgun bir gün sonu evine gelen Bollywood yapımcılarının, televizyonlarını açınca akıllarına kazınan reklam film müziklerini duyduktan sonra Kher’in telefonları daha bir farklı çalmaya başladı. Sanatçının geniş kitlelerle tanışmasına vesile olan ilk atılımı “Waisa Bhi Hota Hai” adlı filmin ikinci bölümü için yazmış olduğu “” adlı parçası sayesinde oldu. Birçok Bollywood filminde olduğu üzere, Kher’in bestelediği filmin müziği filmin kendisinden daha çok ün yaptı. Takvimler 2004’ü gösterirken Kher tüm Hindistan’ın dikkatini üstüne çekmiş, yüz ellinin üstünde film müziği bestelemiş bir ulusal cevher mertebesinde oturuyordu. On dört farklı dilde ana dilini aratmayacak kadar başarılı şarkı söyleyen sanatçı, bu arada ilk göz ağrısı reklam müziklerini unutmayıp en son kayıtlara göre dört yüzün üstünde tekerlemeli reklam müziği üretti.

Kailash Kher

Kendini bilen, sınırlarının nereye kadar uzandığını öğrenmek isteyen her başarılı sanatçı gibi Kher geldiği konum ile yetinmeyip farklı algılamalara parmak sokmak üzere yine müziksel bir arayışa girdi. Kısa süre sonra Hint Rock zümresi içerisinde yer alan ile tanışan Kher, onlarla bir müziksel ilişkiye girdi. Bunun ilk meyvesi 2006’da “Kailasa” adı altında çıktı ve içerdiği ‘’, ‘’ parçaları ile ekibi Hint müzik camiasında daha önce varlığından habersiz olunan bir rakıma yükseltti. İkinci meyve 2007’de “Jhoomo” adı altında tarihe geçti.

Katılmasam da, Üstat Nusrat Fateh Ali Khan’ın popüler müzikte bir yansıması olarak kabul gören Kher, zengin ve kulakların kendisine çevrilmesini sağlayan kuvvetli vokalleri sayesinde popülist toplulukların dikkatini çekmekte gecikmedi. Her ne kadar popülerlik, içerisinde gizli hatta son zamanlarda göze sokulan bayağılık unsurları taşıyor olsa bile Kher, geleneksellik ile çağdaşlık arasında bağladığı sağlam halatlar sayesinde kendisini bu uçurumdan uzak tutuyor. Özellikle müzik yoldaşları Naresh ve Paresh Kama Kardeşler (ayrıca Bombay Black adlı grubun kurucuları) sayesinde geleneksel ve çağdaş ritimler arasında dengeli bölümlenmeleri müziğinde yaşatan sanatçı, rock, funk, raga, reggae hatta arada sırada elektronik müzik açılımlarına rahatlıkla sokuluyor. Hindistan’ın derin tarihini ses tellerinde işleyip elektrik gitar veya hip hop tarzları ile harmanlayan Kher, zaman geliyor bir ücra Hint köyünden yükselen ritimler ile dinleyene seslenirken bir başka zaman Qawalli Sufi ağıtsallığına bürünüyor.

On dört çömez ve kıdemli parçadan oluşan “Yatra (Nomadic Souls)”; Asha Bhosle, Sonu Nigam ve Kunal Ganjawala gibi uluslararası üne sahip olan sanatçılar ile verilen konserlerden sonra ekibin artık Hindistan dışındaki müzikseverler ile tanışma gereksiniminin bir üretimi. “Yatra (Nomadic Souls)”, tanınmayan diyarlara yapılan yeni bir macera, hem sanatçılar hem de müzikseverler için. Bizler için milyonlarca Hintlinin tepindiği müzikleri tanıma zamanı geldi artık…

Kailash Kher & Kailasa

PARÇA LİSTESİ:

1. Kaise Main Kahoon (International Version) – Nasıl Söylesem? 4:15
2. Dilruba (International Version) – Canım 3:56
3. Guru Ghantal – Hilekar 3:58
4. Turiya Turiya – Yürürken 3:08
5. Chandaan Mein - Tütsü Kokularıyla Sarılı 4:13
6. Kar Kar Main Haara – Denedim ama Kaybettim 6:37
7. Tauba Tauba (International Version) – Hay Allah 3:51
8. Bheeg Gaya Mera Maan (Cherrapunjee) – Yüreğime Dokundu 5:00
9. Piya Ghar Aavenge – Aşk Eve Gelir 3:57
10. Na Batati Tu (Na Dhin Dhin Dhin Na) – Bana Söylememiştin 3:47
11. Rang Rang Ma – Tüm Renkleriyle 4:02
12. Jhoomo Re (International Version) – Mutluluktan Zıpla 5:02
13. Teri Deewani (Unplugged) – Sana Deliyim 5:27
14. Joban Chaalke (Unplugged) – Güzellikle Süzülmek 4:02

Resmi Web Sayfası: www.kailashkher.com
Filmleri: www.imdb.com/name/nm1334513/
Myspace:
www.myspace.com/kailashkherspace

SanatLog-Pandit Debashish Bhattacharya Röportajı

“Kutsal Gitar Üçlüsü” Yaratıcısı ile Baş Başa Sohbet

Kolkata, Batı Bengal eyaletinin merkezi, Hindistan’ın eski başkenti (1772–1912) ve yaklaşık 4,5 milyon Hintlinin yaşadığı bir kent. Önemli bir eğitim ve kültür merkezi olan Kolkata, birçok edebiyatçı, ihtilalcı ve sanatçının kenti. Bengalce, İngilizce, Hintçe ve Urduca konuşan kozmopolit bir nüfusa öğrenim olanağı sağlayan kent aynı zamanda Hint geleneksel müziğinin çağdaş yorumcusu ve hiç şüphesiz en yetenekli sanatçılarından biri olan Pandit Debashish Bhattacharya’nın yurdu.

Yeni üretimini geçtiğimiz günlerde veren sanatçıyı memleketinde bulup ilk defa Türk okuyucular ve müzikseverler için söyleştik. SanatLog

SanatLog: Başlangıç olarak Türk müzikseverlere müzik ile nasıl haşır neşir olduğunuzu ve bunun sonucu olarak müzisyen olmaya nasıl karar verdiğinizi açıklar mısınız?
Pandit Debashish Bhattacharya: Başlangıçta, zannedersem dört yaşlarında, babamın bana hediye ettiği Hawaii’ye ait kucak gitarı ile oynamaya başladım. İlk dokunduğum an müziksel bir elektroşok yaşadım ve her ne kadar daha çok ufak olsam da o an bir şeylerin olacağına inanmaya başladım. O andan itibaren klasik müzik ile yoğrulmaya başladım, Raga ezgilerini batı enstrümanları üzerinde icra edilebilme azmi çok ilgimi çekti ve o andan itibaren tekrar tekrar rüyalarımı gerçekleştirmekteyim.

SanatLog: Anladığım kadarıyla çok övgü topladığınız bir üçlü gitar serisi ürettiniz. Bu enstrümanları yapmaya sizi ne itti ve Hint müziği içeriğinde bunları nereye yerleştiriyorsunuz?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Yarattığım enstrümanlara “Kutsal Gitar Üçlüsü” adını verdim. Bunlar sırasıyla , ve Gandharvi. İcatlar her zaman imkânsızlıkları aşmak, ahenkli kişilikleri ayrıştıran bir etki yaratmak için gerçekleştirilir. Gelenekselliği modernlikle, çağdaşlığı klasikle birleştirmeyi bir meydan okuma olarak ele aldım ve bu harmanlamaları daha önce hiç duyulmayan bir melodi olarak yansıtmayı hedefledim. Bu umudu arkama alarak “Kutsal Gitar Üçlüsü”nü ürettim.
Kendi çerçevesinin içinde ve dışında olan herkesle müzik işbirliğine giriyorum ve şu ana kadar Tanrı’nın müsaadesiyle herkes benim müziğimle kendilerini bütünleştirebildi. Bu da müziğimin global spektruma ulaştığının bir göstergesi.

SanatLog: Herhangi başka bir sanatçı bu özel üretilen gitarlarınızdan kendisine de yapmanızı istedi mi?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Hayır, birebir olmadı; ancak dünya müziğine olan bu naçizane katkımdan dolayı çok övgüye boğuldum.

SanatLog: Müziğinizin yapısı çok ruhani; bunun için bir plan yapıyor veya çaba harcıyor musunuz?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Ruhanilik kişisel bilinçlikten gelir. Bu insanoğlunun tanımından öte, Ruhanilik müziğin bir parçası olur ve ruha dokunur. Bunun için hiç çaba sarf etmedim, genetik olsa gerek.

SanatLog: Başka kültürleri taban alarak ruhani bir çalışma yapmayı hedefliyor musunuz?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Şu an böyle bir şey düşünmemekteyim; ancak neden olmasın, kesinlikle böyle bir etkileşime girebilirim. Bunun için çok fazla araştırma yapmam, kültürü özümsemem ve deneysel açılımlarına bakmam gerek.

Pandit Debashish Bhattacharya

SanatLog: Türk Müziği hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz? Takip ettiğiniz veya beğendiğiniz sanatçılar var mı?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Türk müziğine bayılıyorum; modernliği, ifadesi, dışavurumu ve elbette ritmi.

SanatLog: Sınırların birbirine geçmesiyle kanımca tüm kültürler kendi aralarında kaynaşmaya başladı. Sığ görüşlerin tüm utançları, ayrımcılıkları yıkılmaya başladı. Kültürel hakkında ne düşünüyorsunuz?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Kültür kanımca insanoğlunun güzel yönlerini ortaya çıkartıyor; neye inandıklarını ve yaptıklarını. Kültürel küreselleşme çok eskiden başladı; o zaman bunun merkezinde din vardı. Ancak şimdi insanoğlu çevresinde kendilerine göre en iyilerini benimseme yolunu tercih ediyor. Evet, hala boğumlanmalar var; fakat günümüzde bazı şeylere onay almak çok daha kolaylaştı. Bunun en başlıca nedeni teknolojik gelişmeler sayesinde ortaya çıkan uluslararası açılma.

SanatLog: Nasıl ve ne şekilde müziğiniz sınırları aşarak diğer müzikler ile harmanlamaya giriyor?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Çoğumuz -burada müzisyenleri kastediyorum-, diğer sanatçıların müziksel sınırlarına tecavüz etmeden çalıyor, ben de bunu korumaya çalışıyorum.

SanatLog: Sizin ve müziğiniz hakkında bilmemiz gereken en önemli şey nedir?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Benim hakkımda… Öncelikle insanım ve eksikliklerim mazur görülebilir. Onun haricinde küresel bir Hintliyim ve elbette dinsel ve profesyonel bakımdan bir müzisyenim. Amacım dinleyenlerime mutluluk ve haz vermek.

SanatLog:” terminolojisi son dönemlerde çok revaçta, bazı sanatçılar bunu kucaklarken bazıları varlığını bile kabul etmiyor. Yerel müziğin “” olarak adlandırılması/sınıflandırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Dünyanın herhangi bir köşesindeki müzisyen bestesini yarattığında onu her zaman birebir etkileyen o an bulunduğu ortamdır. Yani düşünceler ağırlıkta “yerel”dir. Bu düşünceler, klavye, gitar, sarod ve benzeri çağdaş enstrümanlar ile evlendirilince ortaya evrensellik çıkar. O halde günlük konuşma diline ait olan bir beste içine işlenen derinlik ve yaklaşım ile global bir değerliliğe dönüşebilir.

SanatLog: O halde müziğinizi nasıl tanımlarsınız?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Benim müziğim; değişikliklere açık ve kendini dünyaya adamış herkes için.

SanatLog: Dünya müzik arenasına bakılınca kendi müziğinizi nasıl sınıflandırıyorsunuz ve Hintlilere kıyasla Batılılar müziğinize nasıl tepki gösteriyor?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Bir batılı için aşina olduğu enstrümanların, Ortodoks Hint Müziği ailesinden gelen bir müzisyen tarafından yeniden şekillendirilmesini algılamak çok daha kolay. Bu belkide coğrafya, politika ve ekonomik nosyonlar üzerine yapılandırılan kavramsal sınırları yıkan bir unsur.

SanatLog: Müziğiniz inanılmaz ritmik, armoniler içerisinde süzülüyor ve melodik. Müziğinizdeki farklılık sizin kültürünüze yabancı olan müzikseverleri ilk dinleyişte yakalayan bir unsur. Aynı zamanda sokulduğunuz klasik Hint edebi kulvarları (özellikle son albümünüzde olduğu gibi) ve derin kültürü bakımından müziğiniz oldukça eğitici. Eğer mümkünse, amacınızı; kültürünüzü olabilecek her yere tanıtmak ve bunu sorumlu ve sürdürülebilir şekilde yapmak kavramı içerisinde tanımlayabilir miyiz?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Kesinlikle… İnsanların müziğimi anlaması ve bunu takdir etmesi beni ve kültürümü kabullendikleri anlamına geliyor. Benim kültürümü övüyorlar. Bu kültürü sizlere taşıyabilmemi sağlayan geçmişim ve köklerim için aşırı derecede gururluyum.

SanatLog: Bu yüzyılda kulaklarımız sürekli, insanların pek algılayamadığı ve özünde dinlemediği, ses sentezleri ile bombardıman altında veya bir müzisyenin gerçekten meselesinin ne olduğunu algılamaktan aciz bir dinleyici kitlesi var. Bu konu hakkında görüşleriniz nedir?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Doğru, müziği tartmamızı sağlayabilecek, algılamalarımızı yönetecek, destek olacak veya yönlendirecek maalesef bir kitap yok. Bu olsa yapar mıyız? Bu kavram aslında kişiden kişiye değişiklik gösteren ve müzisyenin ruhunu ortaya çıkartan bir oluşum. Bir etki yaratabilmesi için çok sesli müziğe ne kadar ihtiyaç varsa yavaş müziklere de o kadar ihtiyaç var. Ancak evet, gürültü ile müzik arasındaki fark küresel etniklikten dolayı her yerde farklılıklar gösterebilir ve bu kabul edilmesi gereken ana gerçek.

Sanatlog: İnsanlar arasında sınırları ve engelleri yıkan müzikler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Pandit Debashish Bhattacharya: Müziğin bir genel dili var. Kelimeler ise süslenmiş olmasa bile dinleyene ne demek istediğini ifade edebilecek bir kuvvete haiz. Bu bir bağlantı ve alfabetik seslerden çok daha bilimsel bir yapıya sahip.

SanatLog: Kendi müziğinizin haricinde, dönem dönem ilham, derinlik veya ruhsal esinlik için dönüp dinlediğiniz bir sanatçı var mı?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Evet, elbette var. Miles Davis, BB King, Tina Turner, John McLaughlin, Amerikan Blue Grass tarzı, Hawaii müziği, Üstad Ali Akbar Khan, Üstad Bade Gulam Ali ve Pandit Ravi Shankar; hepsi beni hayatımın farklı evrelerinde etkilemiştir ve hala etkilemektedir.

SanatLog: Kültürel alışverişi algılayıp ileri atılım yapan bir Dünya müzisyeni olarak, seyahatlerinizde diğer sanatçılardan neler duyuyorsunuz? Özellikle son dönemlerde ilginizi çeken bir şey var mı?
Pandit Debashish Bhattacharya: Amerika ve Avrupa’dan çıkan birçok genç grup ve Ali Fa, Derek Trucks, Jerry Douglas gibi birkaç şarkıcı –hepsi mükemmel!

SanatLog: Batıda sanatçılar ruhani müzik bestelemek konusunda ne kadar sınırlılar?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Sınırlama yaratıcılığın olduğu bir yerde asla var olan bir terminoloji olmadı. Biz yaşadığımız bu dünyadan emdiklerimizle, başkalarından aldıklarımız ve buna karşılık verdiğimiz ufak şeyler sayesinde gelişip var oluyoruz. Ruhanilik ise bir huy değil, bu benliğin içeriği ve burada sınırlama söz konusu olamaz. Asıl soru bizler ne kadar inandığımız şeyleri yapabiliyoruz?

SanatLog: Yeni albümünüz “O Shakuntala!” sonsuz bir aşk öyküsünün müziksel serüvenini bizlere taşıyan enfes bir eser. Bu proje nasıl gelişti ve ileride buna benzer kavramsal çalışmalar üretmeyi hedefliyor musunuz?

Pandit Debashish Bhattacharya: İnsanlarda gelişen acımasız, sert ve orantısız zalimlik yüreğimde uzun zamandan beri bir sıvıya neden oldu. Bu konuda üstüme düşeni bir şekilde yapmak istedim. Bu probleme bir çözüm bulmak için yetersiz olduğumu bilmeme rağmen müziği bir silah olarak kullandım. Bu süreçte ve adında iki muhteşem perküsyoncu kadın ile tanıştım. Erkek dominantlığının hâkim olduğu bir toplumda kadın olmalarına rağmen farklılıkları ile var olan bu iki sanatçı bana inanılmaz ilham kaynağı oldu. Onların yaşadıkları zorlulukları dinleyerek hep birlikte stüdyoya girdik.Gelecekte neler yapacağımı şimdiden öngörmek oldukça zor; ancak evet, aşk temasının ölümsüzlüğü ve yaşatılması gerektiği kavramında bir şeyler yapmak isterim veya yapmayı umuyorum.

SanatLog: Albümdeki doruk anlarınız neydi?
Pandit Debashish Bhattacharya:
“O Shakuntala”, Sanskrit şairi tarafından kaleme alınan “” () adlı sonsuz epik aşk hikâyesini müziksel bir serüvenle ele alıyor. Hikâyenin kendisi başlı başına bir doruk zaten. Ama onun haricinde eski zamanki aşk kültü ile günümüz aşk tanımını irdelemesi ayrı bir doruk anı. Bir diğer ve açıkçası albümün en dikkat çeken önemi ise kadın perküsyoncuların çalışmada yer alıyor olması, bu ne yazık ki hala var olan cinsel ayrımcılığı ortadan kaldıran bir öncülük.

SanatLog: Son olarak Türk müzikseverleri için söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Pandit Debashish Bhattacharya:
Türk müzisyenlere, müzik âşıklarına ve tüm insanlara derin dualarımı ve içten sevgilerimi iletiyorum. Müzik her zaman en iyi yoldaşınız, onu asla kaybetmeyin…

Röportajı Gerçekleştiren: