Düşünkara Fanzin 13. Sayı Yayında…

10 Mayıs 2010 Yazan:  
Kategori: Deneme, Dergi & Fanzin, Duyurular, Edebiyat, Eleştiri, Sanat

Düşünkara Fanzin’in 13. Sayısı Çıktı…

Bu sayıda:

yazılarıyla;

Siyah Ojeli mesnevi
Sert Sessiz

Hakan Bilge
Marmara
Mehmet Atakan Foça
Bilal Tonga
Mehmet Çalışkan
Meyman
Cihan Eligüzel
Yağmur Güncesi
Deniz Thetis A.

Yasemin Şahin

çizimleriyle;

Ody Saban
Cemal Keleşoğlu
Mert Gürkan
Emre Yılmaz
Aybars Şenyıldız

katkıda bulundular…

Düşünkara Web: dusunkarafanzin.blogspot.com

İletişim: dusunkarafanzin@gmail.com

Facebook grubu için de tıklayınız.

Sanatlog Haber

www.sanatlog.com

Düşünkara Fanzin 12. Sayı Yayında…

8 Ocak 2010 Yazan:  
Kategori: Deneme, Dergi & Fanzin, Edebiyat, Eleştiri, Sanat

Düşünkara lanetli sayının lanetine 1 kala çıktı… 12. sayı (Ocak-Mart 2010) siz istediğiniz an elinize ayağınıza dolanmak üzere Ankara sokaklarında yerini buldu. Bu sayı yine ayrı bir heyecan vardı üzerimizde. Yeni projelerle dolduk taştık, bunları hayata geçirdiğimiz bir sayıydı ve yazmaya daha amatör ama daha sağlam bir giriş yaptık yine. Yeni yazarların ve yeni destek olmak isteyenlerin sesi bizimki kadar gür çıkıyordu yine. Ses verdik bu suretle:

- Jack London’ın John Barleycon atıp tutmalarını Mustafa dile getirdi ve kendini de onlara arkadaş ilan etti. Çözümlemeleri insanı iyi yapar, çözemediği mi kötüdür, kim şeytan kim ölüdür, herkes aslında gerçekten mi yalnızdır gibi sorularla bizi bir nebze rahatsız etti… Ne iyi etti.

- Tan Tolga Demirci, Yılanlı Kadın Vakası isimli açık oturumunda Lacan, Freud, Jung’ı yan yana getirdi. Konuştu, konuşturdu. Bu açık oturuma gözlerin ve sözlerin sahipleri değiştikçe yılanlı kadın resmini gözünüzün önüne getirip dilsiz olacaksınız. (Tan Tolga Demirci’ye desteği için ayrıca teşekkürler…)

- Modül, Kürk ve Çiçek’te Mehmet Çalışkan ve Meltem Ay, görkemli kanatları olan Jar’ı insanın aşırı mutlulukla körleştiği, eğlenince uyuştuğu bir bildirgenin olduğu öyküye dâhil etti. Bu bir uyarıydı gökyüzünden gelen…

- Yağmur Güncesi, Milena’ya Mektuplar ve Milenalar yazısında Kafka’nın abartı sevgisinin insan olma halini ve gerçek olma halini ele aldı. Kitapta bahsi geçen aşkın gerçekliğine ve olunmazlığına dem vurdu, sonra da hangimizin yaşadığının gerçek olduğu sorusuyla bizi baş başa bıraktı.

- Yalnızlık gibi Bir Şey’de Kerim Akbaş, böyle bir dünyada öleceği için çok heyecanlanarak keman sesine şiir yazdı. Bu sesin yokluğunda kafasındaki her şeyi ama her şeyi satışa çıkardı ki sormayın…

- Tanrı İçimde Hezeyan Kılıklı Bir Herif yazısıyla Murat Uyanık, tüm yaşayan tanrıları karşısına alarak gözyaşlarıyla boğdu. Boğulanların hepsi aynı akvaryumda eziliyordu…

- Düşünkara, bundan birkaç sene önce yayın hayatına son veren Eğilim Fanzin’le söyleşi yaptı…

- Nursevinç karakuş, Ölüme Davet isimli yazısında bir çocukla konuştu. O çocuk, sen çocuk, ben çocuk dedik ve dinledik…

- Hiç Bilinmeyenli Bir Hayat Denklemi yazısında Raskolnikov, saatin sesi eşliğinde tanrıyı tüketme serüvenini anlattı. Her sevgi biraz tanrıcılık oyunuydu bunu herkes biraz bildi…

- Deniz Thesis A., Açım Acıkana Dek, yazısında İsmet Ananın sofrasına farklı bir tat için gitmişti. Ne tesadüf ki tadını alacağı her şey aslında bildiğin gitmişti.

- Entelektüelin Çöküşü yazısında Hakan Bilge bir neslin tükenmekte olan türüne yani entelektüellere değindi. Adorno, Foucault, Joyce, Kafka ile gerçek entelektüeller ve kiralık entelektüeller arasındaki farka değindi. Yazı içinden önemli vuruş ise “Entelektüel iktidar yardakçısı olduğuna göre halkın cidden entelektüele ihtiyacı var mıdır?” sorusuydu ki akıllara zarar… (Hakan Bilge’nin Düşünkara’ya verdiği desteğe bir kez ve çok kez daha teşekkürler…)

- Düşünkara Film Ekibi “Bir Umutsuzluk Manifestosu” karaladı. Birden fazla kimsenin kalem değiştirdiği bu yazı bu anımsamayla ve farklı bir tatla okunasıdır…

Düşünkara Fanzin 12. sayı, kapak

- Mehmet Ali Yurt, “Bu Sessizliği Bir Parça Ölüm Bozar” adlı öyküsünde sıra dışı bir aşk anlatamama durumunu öyküledi.

- Mehmet Atakan Foça, Benliğin Sırları adlı yazısında üç kişi başladık ve herkesin hoşça kal dediği bir kişiyle bıraktı bizi… O bir kişi çok tanıdıktı.

- F: 2,8 fotoğraf sayfamızda yine Mehmet Emre Yılmaz yerini aldı. Çok anlamlı bir bakışı taşıdı sizlere..

- Sert Sessiz ise “Başka Türlü Bir Şey” yazısında tam bir iç huzursuzluk hâkimdi. Yine “öyle güzel” dile geldi…

- “Şövalye ve Ay” yazısında Rüzgarla Gelen, gerçek bir şövalye ve ay görüşmesi gerçekleştirdi öyküsünde.

- Yeni yazarımız Yeşim Bade, iki şişe şarabı mavi deniz, siyah adam ve sevdiği kadına paylaştırdı…

- Beytepe Kaplumbağası, Amadeus filmini yazdı.

- Pyotr, maddeleyerek, nefretini ve sevgisizliğini zihnimize rakamlarıyla birlikte kazıyan bir yazı paylaştı…

- Shigella, Sigara isimli yazısında yalnız iki kişinin biz kalma ya da ne kadar biz olduklarını sorgulama çabasını anlattı.

- Emrah Sarıgöl bir insanın yapması gereken en iyi nasihat şeklini yaptı. Kendine öğütlerde bulundu…

- ÇİZİTEMA sayfamızın bu sayıda konusu “MÜZİK”ti. Yeni çizerlerimiz Mert Arslan, Aslı Şahin’le yine Mert Gürkan, Emre Yılmaz ve Cemal Keleşoğlu aynı temada buluştu. Bir sonraki temamız ise SINIR…

Yer aldığı noktalar: (ANKARA)

* Ardıç Kitabevi (Turhan Kitabevinin üstü 2.kat)
* Araf Kafe & Bar (Konur sokak No: 11 Kat 3)
* Ankara Kültür Evi (Konur Sokak Leman Kafe bu kafenin altında kalıyor)
* Turhan Kitabevi
* İmge Kitabevi
* Kitap Kurdu Kafe (Selanik 48/7 Kızılay)

(başka mekânlara bırakıldıkça liste güncellenecektir…)

Şehir dışından erişmek isteyenlere itinayla kargo gönderilir.

dusunkarafanzin@gmail.com

dusunkarafanzin.blospot.com

SanatLog Haber

SanatLog.com

Düşünkara Fanzin 11. Sayı Yayında…

27 Ekim 2009 Yazan:  
Kategori: Deneme, Dergi & Fanzin, Edebiyat, Eleştiri, Sanat

Yıl: 2 Sayı: 11
Ekim - Aralık 2009

Hep aynı mutluluk. Birinci sayı olmakla 11. sayı olmak arasında fark yok. Paylaşım doruklarda, yeni yazarlar yine bizimle yeraltını solumakta.
Hep bir öncekinden daha fazla olsalar da biz eşitiz. Okumakla yazmak arasında da fark yok. Fanzin olması tüm bu farklılıkları es geçerek bakmamızı sağlıyor. Destek olmak demek tüm bunların hepsi. Bizim desteğimiz ise özünde “insan” olması dolayısıyla çok ama çok kuvvetli… Bakan insanlar, baktıkça gören insanlar, fark edenler, soru sormak isteyenler, dahil olmak isteyenler…

Ekim-Aralık sayısı olarak çıkan bu sayıda neler mi var?

-Ocun “Mantar Düştü;” dedi bizi de yazdığı yazının içine düşürdü.Mantar değildi kuşkusuz konusu..

-Faruk Saim Akhan, “Soru” sordu. Sorduğu tüm soruların karşılığı sevmekle sevememek arasında gidip gelen iki kişiden doğdu. O an o kişinin yanıbaşında kulak misafiri olmuşcasına meraklı bakışlarla okuyacaksınız yazıyı…

-Bir fotoğraf köşesi oluşturduk fanzinde. “f: 2,8″. Mehmet Emre Yılmaz fotoğraflarıyla katkıda bulunacak bundan böyle. Bu sayıdaki fotoğrafın konusu “Çöküş”tü.,

-Elendil Finrod, “Hayat Belirtisi Olmayan Bir Hayat” ile yazıda bize bir belirti bırakmadan çekti gitti. sanki biz konuşmuştuk onun yerine..

-”Fiziksel Kayboluş” ile Ahmet Yeşilkavak Fiziksel Kayboluşa uğrayan tanrılarımızı, sahte tanrılarımızı, bizi ve sahip olduklarımızı eleştirdi. Bir tür Stendhal Sendorumu halini ve ölümsüzlük ütopyasını dile getirdi…

-”Sürekli Sek Sek” ile Murat Uyanık, döngüsel olan ve düz olmayan bir düzleme oturtulmuş ilişkinin belli noktalarda aynı yere varan ama aynı kişiler olmayan halini ele aldı.

-Raskolnikov “Anne Ben Kürt müyüm?” ile Yedek Parça Fanzin’den Raskolnikov’u konuk ettik…Bırakalım Kürt olmayı insan olmayı unuttuğumuz zamanları bize hatırlatan, her şeyin neden insan olmaktan öte bir anlama yedirildiğini anlamaya çalışan birinin ağzından aktarımıydı yazdıkları…

-”Roman ve Sinema Yapıtı Olarak Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği” yazısı ile Hakan Bilge yine Düşünkara’ya tam destek verdi… Onun anlatımıyla filme bakmak ayrı bir keyifti.

-Sersessiz, “Öyküler Boyutlar” yazısı ile hayatının küçük küçük öykülerini ve başka hayatların öykülerini birleştirdi. Öykü okumanın tüm bunların yanındaki hazzı hakkında ipuçları verdi..

DÜŞÜNKARA - KAPAK - EKIM

-Mehmet Çalışkan, “Tozlu Cenin” yazısı ile Ay ve Güneşi Tozlu Cenin’i tanımak üzere konuk etti. Onlar dokununca kalan parçalar sanki hayatın ta kendisiydi..

-”Odam İnsanları” ile Beytepe Kaplumbağası oda//ev//şehir üçgeninin aslında sürekli çoğalan köşelerine inat sadece “çekmece” istiyorum dedi.

-Kağıttan Gemi, “Cinler, Azadlar ve Eksikler” ile lambadan çıkan cine kendini azad ettirdi, 5 dileği vardı ve hepsi biraz eksikti…

-Mahir Efe Falay ise “Kumar”la ilgili bir şeyle rkaraladı. Her insanın hayatının kumarını yaşarken oynadığını görebilmek bu yazıyla da mümkündü. Ama mümkün olmadı.

-”Ölü Bedene Bıçak Saplamak” yazısıyla Yağmur Güncesi yine aramızdaydı. Hayat onun için tersine akmaya başlamıştı artık. Ölüme hızla koşarken hayatın taktığı bir çelme ile geri dönmek zorundaydı. Her gün saplanan bir bıçakla yaşamak…

-”Deliler ve Gerizekalılar” yazısı Gece Yolcusu’ndan geldi. 1984 yılına yapılan atıfla 2084 yılına götürdü bizi. her yanımız deli ve gerizekalı kaynıyordu.

-Kerim Akbaş, “Rüzgarın Ağlattığı Uçurumlar” yazısı ile sahte para ve reklam olmuş hayatımızın gerçek anlamını ve yağmurun yağışıyla boşuna kılınan tüm düşüncelerin anlatımını şirinin içine sakladı…

-”Senin Adın” yazısı Shigella kendi neslinin intiharını gerçekleştirdi. Rüyalarında öpüldüğü yüz kendisine mi aitti?

-Dewroomy ise hislerini yabancıladı. Ne zaman başladığını bilemediği bir sancıyı paylaştı..

-Emrah Sarıgöl ise “Egolu Yazarın cenaze Merasimi” yazısı ile egosu yüksek yazarların hiç bilmediği satırları döktü Düşünkara’ya…”İnsan ne ile yaşar?” diye sordu ve cevapladı…

ÇiziTEMA sayfamızda Mert Gürkan, Emre Yılmaz ve Cemal Keleşoğlu “Barış” konulu çizimleriyle yerlerini aldılar.

Yer aldığı noktalar:(ANKARA)

Ardıç Kitabevi (Turhan Kitabevinin üstü 2.kat)
Ankara Kültür Evi (Konur Sokak Leman Kafe bu kafenin altında kalıyor)
Nazım Hikmet Kültür Merkezi Piraye Kafe
Turhan Kitabevi

(başka mekanlara bırakıldıkça liste güncellenecektir…)
Şehir dışından erişmek isteyenlere itinayla kargo gönderilir.
dusunkarafanzin@gmail.com
Facebook tık.

SanatLog Haber

SanatLog.com