Son Kişi Kalana Dek…

Mart 18, 2013 by  
Filed under Edebiyat, Sanat, Ustalara Saygı

Aydınlanmanın meşalesini yakanlar pencerelerini hep açık tutarlar. Korkunun egemenliğinde cehaletin kıskacında yaşayanlar ise onu sımsıkı kapatırlar.

Pencerelerimizi hep açık tutmak zorundayız. Yenilmek yok yılgınlık yok, ellerini ovuşturanlara inat devam edeceğiz.

İlhan Selçuk okumak, köşe yazısı okumaktan keyif almaktır. Neden mi? Çünkü entelektüel boyut ile halkın boyutunu sentezler. Ele aldığı konular Rönesans’ın aydınlığından doğunun aydınlığına dek uzanır. Ötekileştirmenin dünyaya egemen olduğu yeni dünya düzeni saçmalıklarına karşı tarihten bize miras kalan bir umuttur İlhan Selçuk. İnsanlığın kapitalizm batağında çok daha fazla yok olmaya doğru sürüklendiği zamanlar da gelecek. O zaman İlhan Selçuk’un fıkraları çıkacak raflardan, kütüphanelerden. İroninin ve mizahın gücünü kaybettiğimiz anda kapitalizme yeniliriz, bunu unutmamamız lazım.

ilhan-selcuk-sanatlog.com-yazi

Kaybettiğimiz onlarca düşün insanı bizim sığınaklarımız olacaklar. Geçmişle geleceğin şimdiki zamanında ortaya çıkacak düşünceler…

Gösteri toplumunun yalanları, komploloları, hafızalardan silme çabalarına karşı umut ve mücadele yaşadığımızı anlamanın tek yoludur. İktidarlar kendi kurguladıkları kültürel ve siyasal zihniyeti hissettirmeden kurmaya çalışacaklar yine her zaman yaptıkları gibi.

Belki tek bir kişi kalacak bilgelerin bilgisini miras alan. O son insan yok olmadığı sürece dünyanın penceresi açık kalacak; o da yok olduğu zaman zaten dünya kendi kendini yok etmeye başlamış olacak.

Yazılarında sanata ve sanatçıya her zaman sözde değil, özde destekler sunan Selçuk, ele aldığı düşünsel konuların çelişkilerini göstermesi bakımından dramatik olana hep yakın olmuştur. Ve sinema ya da tiyatro sanatçıları için bir yön olabilmiştir.

Yönümüzü kaybetmeden geleceğe…

11 Mart 1925 yılında doğan basın emekçisi İlhan Selçuk’u saygıyla anıyoruz.

serkanfirtina35@gmail.com

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Aynadaki Rüya

Hasan Öztürk’ün Yeni Kitabı “” Çıktı

Mavi Yeşil dergisinin editörü ve yazarı Hasan Öztürk, yeni bir kitabıyla okur karşısına çıktı. Daha önce “Kitabın Dilinden Anlamak” (1998) ve “Yazının İzi” (2010) adlı kitapları yayımlanan Hasan Öztürk’ün üçüncü kitabı Aynadaki Rüya, önceki kitaplarda olduğu gibi yazı, ve roman eksenli, birbirinden ayrı ancak birbirini tamamlayan yazılardan oluşuyor. Türk Edebiyatı, Virgül, Türkiye Günlüğü, Liberal Düşünce, Dergâh, Gelenekten Geleceğe vb. dergilerde aralıklarla yayımlanan yazılarıyla bilinen Hasan Öztürk, bu kitabında da metinlerinin bir biçimde toplumsal yaşama ayna tuttuğunun altını çizmeye çalışıyor. “Okur Kitaplığı” yayınları arasında çıkan kitap; okurlarını edebiyatın bir değer olarak varlığı, siyasal iktidarla edebiyatın karşılıklı duruş yerleri ve adlarından söz ettirmiş bazı romanların toplumsal yaşamı yansıtma biçimleri üzerine eleştirel bakışları içeriyor. Yazının ve edebiyatın, bugünkü popülist ortamda ne tür bir etkinlik üstlendiğini irdeleyen yazar, günümüz yazarının nitelik-popülerlik kavşağında durması gereken yerin zorluğunu da vurguluyor.

hasan-ozturk-aynadaki-ruya-sanatlog.com-yazilar

Aynadaki Rüya kitabının “Aynadaki Rüya, sokakta dolaştırılan aynanın yazarın iç dünyasına çevrilmesiyle oluşan bir kitap. Hasan Öztürk; romanlar ve yazarlar arasında dolaşırken okurlarını ve edebiyatın imkânlarına kulak kesilmeye davet ediyor” cümleleriyle başlayan arka kapak yazısı, bir bakıma kitabın yol haritasını gösteriyor. Edebiyat metni özellikle de roman, yazarının “iç” derinliğiyle “dış” bakışının zenginliğinin birlikteliğiyle kurgulanan bir yapısal özelliğe sahip. Bu nedenle, alanımız ne olursa olsun “roman okuru” olmak belirleyici bir özellik. Yazının izinde yürüyebilmek, edebiyat ve değer, kanon ve estetik, yazar ve başkalaşım gibi bölümlerin ardından, ayna görevi üstlenişleriyle irdelenen romanları görüyoruz: Aylak Adam (Yusuf Atılgan), Sonuncu (Tahsin Yücel), Genç Kız Kalbi (Mehmet Rauf), Kayıp Söz (Oya Baydar), Körleşme (Elias Canetti). Bazı öykülerin de toplumsal ayna olmaları nedeniyle değerlendirildiği kitapta Kemal Tahir, Peyami Safa, Virgina Woolf ve Arthur Schopenhauer üzerine yazılanlar da dikkati çekiyor.

Marıo Vargas LLosa’nın, “Edebiyat mesleği bir hobi, bir spor veya boş vakitlerde icra edilen bir kibar oyun değildir. Ayrıcalıklı ve ayrıcı bir fedakârlık, önüne başka hiçbir şeyin geçemeyeceği bir öncelik, kurbanlarını(kutlu kurbanlarını) köleye dönüştüren özgürce tercih edilmiş bir uşaklıktır” cümleleriyle açılan Aynadaki Rüya, her kesimdeki edebiyat ilgilisinin göz ardı edemeyeceği bir kitap.

www.okurkitapligi.com

bilgi@maviyesildergisi.com