Yağmur Zamanı

Ekim 8, 2012 by  
Filed under Edebiyat, Oykü, Sanat

Gecenin en koyu zamanında iniveriyordu büyük bir gürültüyle toprağa. Hafif bir esinti, sinsi bir saldırı halinden başka bir şey değildi. Kum kavaklarının arasından ışıltılı renklerini savuruyor, sonra sarsıcı bir gürültü bütün evlerin camlarını titretiyordu. Gülhan usulca “Gök gürültüsü sadece… Yakında bir yere yıldırım düştü o kadar.” diye mırıldandı. Küçük oğlunun saçlarını okşadı. Balkonlardan yükselen okey oynayanların sesi, dalgaların kıyıya öç alırmış gibi vurma sesine karışıyordu. 

Gülhan sessizce oğlunun yatağından çıkıp balkona geçtiğinde bir gölge kadar sessizdi. Yosun kokusu, serinliğin yumuşak ürpertisi, gülüşme seslerinin neşesine gövdesini verdi. Yanaklarında hissettiği serinliğe gülümsedi. geliyordu. bulutu, donanımlı bir savaşçı gibi öncü olarak gök gürültüsünü salıyordu gökyüzüne, sonra birer ok gibi toprağa düşmeye başlayan yıldırımlarını…

Karşı tepeleri ele geçirmiş olduğunu düşündü. İnce narin elini şakaklarına koyarak avuç içlerini bastırıp gözlerini yumdu. Derin derin nefes alıp verdi. Gözlerini araladığında sokağın köşesinde bekleyen iki küçük gördü. Sahile doğru koşup, bir şeye bakıp geri geliyorlardı. İçinde yükselen merakı bastırmaya çalışsa da beceremedi. Vestiyerden yağmurluğunu aldı, anahtarı cebine yerleştirip parmak uçlarında evden çıktı. İğdelerin bayıltıcı kokusunun güzelliğiyle sahile inen ara sokağa girdi. Esinti iyiden iyiye artmıştı. Çocukların çığlıkları dalgaların hırçın sesine karışıyordu.  Uzakta bir kadın vardı. Beyaz bir elbise içerisinde uzaktan onlara bakıyordu. Gülhan benim gibi merak eden biri daha diye düşündü.  Rüzgârın savurduğu kumlar gözlerine, burnuna gelirken çocukların bir küme oluşturup pıstıklarını fark etti. Yağmur bulutlarının iyice yaklaştıklarını rüzgârın şiddetinden anladı. Yağmurluğuna sıkı sıkı sarılıp, kumlarda zorlanarak koşmaya başladı. Çocukların başlarının üzerinden yerde yatan çıplak bir bebek gördü. Uçuşan kumların etkisiyle gördüğünden emin olamadı. Ölü bir erkek bebek… Yanına yaklaşıp yere çömeldi. Yosunlara, balık ağlarına dolanmıştı. Bedeni şişmiş, morumsu kızıl damarları belirginleşmişti. Jölemsi bir yapıya sahip gibi geldi Gülhan’a. Midesi bulanmasına rağmen bebeği incelemeye devam etti. Çevresindeki çocuklar da eğilip meraklı gözlerle olup biteni inceliyorlardı. Yazlıklarda oturanların kahkahaları, kadeh tokuşturma sesleri Gülhan’ın içini burktu.

“O senin çocuğun!” dedi biri. Sesin geldiği yöne başını çevirip baktı. Konuşan çekik gözleriyle çelimsiz bir çocuktu.

Haykırır gibi “Ne dedin sen?” dedi. Parçalamaya hazır bir kaplan gibi atıldı çocuğun üzerine. Bütün çocuklar çil yavrusu gibi kaçışırlarken çocuğu boynundan yakalayıp kumların üzerine yatırdı. Çocuk kurtulmak için sağa sola tekme atarken aniden durup bir avuç kum savurdu gözlerine. Gülhan gözlerine dolan kumun acısıyla olduğu yere çöktü. Yanıp batan gözlerini denizde yıkamayı akıl edip dizlerine kadar suya girdi. İri yağmur damlaları işte o an düşmeye başladı. On saniye içinde güçlü rüzgâr ve şakır şakır yağan yağmur Gülhan’ın hareket etmesini zorlaşırdı. Ölü bebeği orada bırakarak eve doğru koştu. İnsanlar hala okey oynuyor ve kahkaha atıyorlardı. Apartmana kendini zor attı. Hızla kilidi açıp eve girdi. Kalbi çok hızlı atıyordu. Çocuğun sözleri kulaklarında uğultuya dönüşmüştü.  Oğlunun odasını aralayıp uzaktan çocuğuna baktı. Huzurlu bir uykunun kollarında olduğunu görünce rahatladı. Gök gürültüsünden sarsılan sahil kentinin çılgınlaşan denizine balkondan bakıp polisi aramaya karar verdi. Polislere haber vermesinin üzerinden on dakika geçmeden kapının zili çaldı. Yağmurluğuna sıkı sıkı sarılıp kapıyı araladı. 

“Bizi arayan siz miydiniz?”

“Evet, bir erkek bebek cesedi var sahilde.”

“Sahili baştan sona taradık ölü bir bebek bulamadık.”

“Nasıl olur? Oradaydı. Çocuklar da vardı. Hatta bir tanesi gözüme kum bile attı. Yağmur başlamadan hemen önceydi.”

“Yağmur mu?” diye sordu polislerden biri.

Gülhan hevesle başını sallayıp “Evet çok korkunç bir yağmur… Hala yağıyor ya zaten. Her yerim ıslandı zaten. Bakın paçalarım bile hala ıslak.” Kupkuru paçalarını gösterdi. Polisler başlarını sallayıp “Evde başka kimse var mı Gülhan hanım?” diye sordu.

“Oğlum var uyuyor.” dedi Gülhan gururla.

“Görebilir miyiz?”

“Tabii ama lütfen uyandırmayın!”

İki ellerindeki telsizlerin cızırtıları eşliğinde Gülhan’ın peşinden eve girdiler. Kesif bir koku genzi yakıyordu. Ayladır temizlik yapılmamış gibiydi ev.  Aralanan kapıdan çocuğum yatıyor diye gösterilen yatağın yatak örtüsü bile bozulmamıştı. Yatağın orta yerinde hafif bir çöküntü vardı. Biri örtüyü kaldırılmadan uzanmış gibiydi sadece. O esnada aralık kapının önünde birikmeye başlayan apartman sakinlerinden biri “Gülhan Hanım biraz rahatsız.” dedi.

İki polis başlarını sallamakla yetindiler. Beyaz elbiseli, kısa saçlı kadını görünce Gülhan hemen atıldı.

“Bu bayanda sahildeydi. Çocuklarla cesede baktığımızı gördü. Sorun ona.” dedi.

 Kısa boylu polis kadına dönüp “Bayanı gördünüz mü?” diye sordu.

Kadın biraz çekinerek, heyecandan yanakları al al olmuş bir şekilde “Yürüyüşe çıkmıştım. Bu bayanı gördüm ama kumlarda öylesine dolanıyordu. Hatta bir ara kumun içine yatıp debelendi bile. Ama ben biraz ürküp eve döndüm.” dedi. Gülhan duydukları karşısında sendeledi. “Yalancı!” diye bağırdı. Polisler deli kadın hikâyelerinden birine mahal vermemek için Gülhan’a dönüp “Yarın gündüz gözüyle cesedi ararız. Siz hiç merak etmeyin. Şimdilik size iyi geceler.” dedi.

Polisler gittikten sonra Gülhan meraklı gözlere kapısını kapatıp üşütmeyeyim, diye mırıldandı. Üzerini değiştirip oğlunun yanına kıvrılıverdi. Dışarıda gök gürültüsü hala camları titretiyordu. Sağanak yağmurun cama vuran pıtırtı sesine kulaklarını tıkadı. Gözlerini sıkıca yumup oğluyla kocasının alt alta üst üste boğuştukları zamanları düşledi.  Bir ara sel olmaz umarım, dedi. Sonra oğlunun sıcaklığıyla derin bir uykuya daldı. Yağmur zamanının soğukluğu üstünde sessizce gezindi.

Semrin Şahin

semrince@gmail.com

Yazarın diğer öyküleri için şu sayfaya bakınız.

Ekin Sanat: 80: Sayı

EKİN DERGİSİ EKİM 2012 80. SAYI:

Gülsün Işıldar / Sacayağı Düğümleri 

İdris Köylü / Endişe/9 

Suzan Kuran / Sevmek

Ayşe Kaygusuz /Ali Ozanemre İle Söyleşi

Hasibe Ayten / Aç Kapını

Özel Arabul / Sekoya

Sevilay Yücedağ / Günakâr Söküğü

Mehmet Özgür Ersan / Aforizmalar – Düşünce Kırıntıları Mutluluk

Mehmet Özgür Ersan / Ardıç Ağacına Çakmak Taşıyla Yazılmış Yanık Gazel

Harika Ufuk / Umut

Harika Ufuk / Beden ve Ruh

/ Ölümden Sonra

Esra Şenyüz / Segâh Makamında Topal Kedi Tregedyası

Esra Şenyüz / Manş’ın Yüzsüzü

/ Üçüncü Dünyanın Çocukları

Serhat Çakın / Montaigne Denemeler

Gülderen Gürcan / Vardiya Salhaneleri

Ayşe Kaygusuz / Soyundu Gece

Bekir Koçak / Bu Çocuk Ruhu Bisiklet Sevinci

Arzu Demir / Bulvardı Ceyda

Sevgi Ünal / Aşk-ı Fili Pınar

Özdemir Yenice / Kan Kara Şehir

Turgut Koçak / Ateşe Yazdım/5

 

Turgut Koçak / Bekleyiş

Leyla İpek / Vagon Vagon İçinde

Mavi Tuğba Ateş / Küf Kokusu

H. Tuğrul Atasoy / Akış

Nesrin Arıkan / Yaralıyım

Necati Arslanmirza / Olgu 

Hikmet Güzelkokar / Bir Arkadaş Arıyorum

Halil İbrahim Gül / Sen İstanbulsun

Burhan Mendi / Ne Dersin

/ Gittin

Ayten Kaya Görgün / Kanlı ve Dalgacı 

Handan Gökçek / Gece Kelebeği

Can Şenses / Güz Müydü?

İdil Hafızoğlu / Alper

Mete Öztürk / Yeraltından Şehrin İzleri 

Zerrin Yaya / Güvercinler Uykudayken

Niyazi Mete Gürgan / Şehrin Boy Aynası

Attilla Oğuz / ’in Şiirine Dair

Eugène Guillevic / Ayakta – Işıltı - Çivi – Yaşamak Artıyor – Bir Çivi

Mehmet Korkmaz / Emekleme

Başak Tuncel / Orient Express 

Yalçın Yücel / Üşürüz İçimizde

Sultan Kaygusuz Şahan / Ey Haya

Meriç Yoldaş Hiçyılmaz / Saunada Sohbet

Harika Külçür / Sefer

Özcan Özkan / Özgürlük

Özcan Özkan / Aheste

Mehmet Seviş / Yalanı Şairlerin

Hasan Çam / Garibim

Ökkeş Öztürk / Dev Adamlar

Bekir Yaşar / Utanmaz

Ekin Sanat / Çiçek ve Çiçek Yapraklarını Resimlerde Yaşatmak

Emine Şahman / Umuda Işık Yakmak

Eugène Guillevic / (Ön kapak) Portre

ekinsanat / Arka Kapak) Emine Şahman’dan Tablo

ekinsanat / (Ön İç Kapak) yayınlar - (Arka İç Kapak) Yayınlar

Kum: 68. Sayı

KUM EDEBİYAT DERGİSİ - SAYI: 68

EDEBİYAT VE MİTOLOJİ

İÇİNDEKİLER

 Ahmet Günbaş/’Troyalı Homeros’ Söylencesi

 Mehmet Rayman/İzmir Kumrusu-Şiir

 Oğuz Tümbaş/Söylenceden, Gizden, Gizemden, Şiirden, Masaldan

 Nüket Hürmeriç’in Seçtikleri/Sappho-Çeviri Şiir

 Hasan Efe/Karikatür ve Mitoloji

 M. Mazhar Alphan/dedim “ruh halim”-Şiir

 Andıklarımız/

 Kadir Bıyıklı/Tek Başına-Şiir

 Aydoğan Yavaşlı/Başka Bir Dünyadan

 Zehra Serra Hacer Baş/Hayat/ım/Sil/İlk-Şiir

 Merih Taşkaya/Evvel Zaman Düşleri

 Oktay Yılmaz/maviye dönelim-Şiir

 Suna Dündar/ Bağlamında…

 Harika Külçür/Masal-Şiir

 Aydın Uysal/Kan Uyuşması-Şiir

 /Amazonlar

 Nuray Uyar/Tuna Başarıya Yürüyenler

 Aslan Gülce/assasin-Şiir

 

 SANATTAN ESİNTİLER

 /Amerikan Sinemasının Mitolojisi

 /Elbet Ay Görür Seni-Fotograf ve haiku

 Niyazi Arslantaş-Suna Dündar/Çizim ve Alegori

 Bianca Maria Zetti Ugolotti/–1

 EDEBİYAT DÜNYASI

 Demet Tüzünkan/Günlük Denemeler

 Berger Yörgüç/İhtimal-Şiir

 Mehmet Özçataloğlu’nun Seçtikleri

 Prof. Dr. Şadan Gökovalı/Söylence

 /Nasıl Olsa-Şiir

 Selçuk Oğuz/Okuma Günlüğü

 ŞİİR PENCERESİ

 Hüseyin Atabaş/Melih Cevdet Anday Şiirinde Mitik Olgu

 Emine Azboz/Afrodisyos Şairine Selam

 Mustafa Ergin Kılıç/Modern Elit Dinamik Şiir–3

 ÖYKÜ PENCERESİ

 İhsan Bayram/Naho

 Ferda İzbudak Akıncı/Aynalı Etek

 Erhan Tığlı/Şeyda Abla

 Turhan Torun Güven/Bitpazarına Sığmayan Hayat

 Oya Uslu/Mutluluk

 Melike Şenyüksel/Kıyı

 Gültekin Özcan/Bir Çift Kavrulmuş Kahve

 Emel Kayın/Ipıslak Bir Hırsızlığın Kentsel Çeşitlemesi

 Anıl Şahin/Eşik

 Lâle Dilligil/Yoksul

 HER ÇİZGİ BİR ÖYKÜ

 Tufan Erbarıştıran/Ana Tanrıça ve sumo Güreşçisi