“Çıplak Ayaklı Diva” Cesaria Evora Hayatını Kaybetti…

Aralık 19, 2011 by  
Filed under Dünya Müziği, Duyurular, Müzik, Sanat

 ’Çıplak ayaklı diva’ olarak da anılan ünlü şarkıcı Cesaria Evora 70 yaşında hayatını kaybetti… 

Atlas Okyanusunda, Kuzey Batı Afrika açıklarındaki bir adalar ülkesi olan Cape Verde’de dünyaya gelen Evora, şarkılarını Afrikalı hemcinslerine destek için çıplak ayakla seslendirmeyi tercih ettiğini ifade ediyordu.

Cesaria Evora ilk albümünü 1988’de çıkardı. 50’li yaşlarında şöhreti yakalayan Evora, şarkılarının çoğunu ülkesinin yerel dilinde söylemesine rağmen, sesinin sıcaklığı ile dünyanın her köşesinde geniş bir hayran kitlesi edindi.

Sonraki yıllarda Dünya’yı dolaşıp aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir çok ülkede konserler veren Evora, 2003 yılında Güncel Dünya Müziği kategorisinde “Aşkın Sesi (Voz d’amor)” adlı albümüyle Grammy ödülüne layık görüldü. Çıplak ayaklı diva ayrıca ülkesinin “Kültür Elçisi” olarak seçildi.

Özellikle hüzünlü parçalarıyla tanınan sanatçının şarkıları, Portekiz Fado’larından Küba ve Afrika müziklerine uzanan geniş bir yelpazeyi yansıtıyor.

www.sanatlog.com

Bir Yaz Rüyası

Aralık 19, 2011 by  
Filed under Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

Leave a Comment

BÜNYAMİN BALAMİR’İN BİR YAZ RÜYASI RESİM SERGİSİ  OCAK AYINDA IC SANAT GALERİSİ’NDE …

Bünyamin Balamir, sanatı hayatının önüne koymuş duygu yoğunluğunda yaşayan bir insan. Ruhunun güzelliğini yüzünde taşıyan, güven duyulan sevgi dolu bir insan. Doğru bildiğini söyleyen, inandığı değerleri koruyan, insan yanından ödün vermeyen ülkemizin özgün sanatçılarından birisi.

O, resim yapıyor, kuramsal çalışmalar yapıyor ve ülkemizin sanatına, sanat eğitimine uzun yıllarının deneyimi ile katkıda bulunmak istiyor. Ülkemizin tanınmış sanatçılarındandır. Şimdiye kadar 41 kişisel resim sergisi açmış, yurt içi ve dışı 384 sergiye katılmış, yarışmalardan 21 ödül kazanmıştır. Müze ve koleksiyonlarda resimleri, yayımlanmış 4 kitabı bulunmaktadır. Gazi Üniversitesi GEF Resim Bölümü emekli öğretim üyesi, TOBB ET Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi yarı zamanlı öğretim üyesidir.

Bünyamin Balamir’in BİR YAZ RÜYASI isimli 42. kişisel resim sergisi IC Sanat Galerisi’nde 10 Ocak 2012 salı günü saat 18.00’de açılıyor. Aynı galeride 14 Ocak 2012 cumartesi saat 14.00-16.00 arası YAĞMUR YAĞIYORDU isimli şiir kitabının imza günü yapılacaktır.

IC Vakfı Sanat Galerisi Müdürü Dr. Meral Dinçer “Bünyamin Balamir duygularını renklerle resimleştiriyor, kelimelerle de şiirleştiriyor. Renklerle şiir yazıyor, kelimelerle de resim yapıyor. Renklerin fantastik duygu derinliklerinden, kelimelerin anlamlı birlikteliklerine uzanan sanat dolu bir yolculuk için bu sergiyi gezmek gerek” dedi.

Dr. Meral Dinçer
İbrahim Çeçen Vakfı Müdürü
IC Sanat Galerisi Yöneticisi

Açılış Kokteyli: 10 Ocak 2012, Saat: 18.00
Sergi Süresi: 10-31 Ocak 2012
Ziyaret Saatleri 10:00-18:00 (Pazar günleri hariç)
Yağmur Yağıyordu Şiir Kitabı İmza Günü: 14 Ocak 2012 Cumartesi, Saat: 14.00-16.00

Adres: 
IC SANAT GALERİSİ
Kızılırmak Sokak No: 31 Kızılay-Ankara
Tel: (312) 417 82 64

www.sanatlog.com

100 Ayrı Karede İstanbul’un 100 Spor Kulübü

Aralık 19, 2011 by  
Filed under Araştırma Kitapları, Duyurular, Kitabiyat, Sanat

2012 Avrupa Spor Başkentliğine seçilen İstanbul’un 100 spor kulübünün tarihçesi kitaplaştırıldı. ‘İstanbul’un 100 Spor Kulübü’ adıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Kültür AŞ tarafından hazırlanan kitapta, İstanbul’a golf ve futbolun girişi başta olmak üzere ilginç tarihi bilgiler yer alıyor. 

Günümüzün en önemli takımlarından Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş’ın kuruluş ve tarihsel gelişimleri hakkında da bilgilerin verildiği kitapta, Osmanlı İmparatorluğundaki azınlıkların kurduğu takımlar, futbolun Osmanlı’ya gelişi, atıcılık, okçuluk, güreş ve değişik spor dallarında kurulan takımlar ve tarihsel gelişimleri anlatılıyor.

‘İstanbul’un Yüzleri Serisi’ projesi kapsamında spor muhabiri Hacı Hasdemir tarafından hazırlanan ve kapsamı genişletilerek 2011 baskısı yapılan kitapta, tarihsel olarak İstanbul’da çeşitli spor dallarında faaliyet gösteren diğer kulüpler hakkında da bilgiler veriliyor.

 

Her sayfada birbirinden ilginç 100 ayrı karenin yer aldığı İstanbul’un 100 Spor Kulübü kitabında ayrıca Okmeydanı’nda golf oynayan şair Yahya Kemal‘in ve Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun 1930′lu yıllardaki halini gösteren fotoğraflar da yer alıyor.

Saltanat kayıkları arasında kürek yarışları

Askerlerin savaşta daha fazla yararlılık göstermesi ve dönemin padişahları tarafından özel olarak desteklenen okçuluğun gelişimi amacıyla İstanbul’un 1453′te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesinin ardından, bugünkü ‘Okmeydanı’ semti bir fermanla resmen okçuluk için ayrıldı ve bölgelerdeki okçuluk çalışmasının nasıl yapılacağına dair bir nizamname dahi yayınlandı. O dönem kurulan ve ismine ‘Okçuluk Tekkesi’ ismi verilen kuruluşların, bugünkü spor kulüplerinden pek bir farkı bulunmuyordu. 

Çeşitli dönemlerde kurulan güreş tekkelerinin çalışma yöntemlerinin günümüzde bile geçerliliğinin koruyacak kadar ileri ve modern olduğu da anlaşılıyor. Osmanlı saraylarında özel padişah gösterileri için ‘Hasan Pehlivan Bölüğü’ kurulmuş, özellikle padişahlar 4. Murat ve Abdülaziz dönemlerinde pehlivanlara büyük önem verilmişti.

Saltanat kayıkları arasında yapılan iddialı kürek yarışları da, büyük ilgi görürken, ilk modern sporlar 1481′de kurulan Galatasaray Lisesi’nde yapılmaya başlandı.

İlk maç Rum takımıyla

Futbol, Osmanlı İmparatorluğunda ilk kez 1870′li yıllarda payitaht İstanbul’dan uzak kentlerde, Selanik ve İzmir’de oynanmaya başlandı. Bu oyun o dönemlerde dini inançların da etkisiyle Müslüman Türkler arasında rağbet görmediğinden ilk defa gayrimüslim ve yabancı uyruklular arasında oynandı. 1890′lı yıllarda İstanbul’un Moda semtinde yaşayan bazı İngiliz aileler futbolu İstanbul’a getiren ilk kişiler oldu.

O dönemlerde istibdat yönetiminin hüküm sürdüğü payitaht İstanbul’da, insanların amacı ne olursa olsun bir araya gelmelerine şüpheyle yaklaşılıyor, en az 22 oyuncuya ihtiyaç duyulan futbola da soğuk bakılıyordu.

Türk gençlerinin, gayrimüslim ve Levantenlerin oynadıkları bu oyuna uzak kalmalarının temel nedeni bu olurken, Sultan 2. Abdülhamid’in tahtta olduğu bu dönemde Türk gençlerinin dernek kurmaları da yasaktı.

Müslüman Türk gençleri bu oyunu oynamak için her türlü tehlikeyi göze alırken, 1899′da devrin hafiye ve jurnalcilerinin dikkatinden kaçmak için bazı gençler 1899′da Black Stockings (Siyah Çoraplılar) takımını kurdu.

Siyah çorap ve kırmızı formalarla mücadele eden bu ilk Türk futbol takımı, ilk maçını 26 Ekim 1901′de bir Rum takımıyla yaptı. Rum takımına 5-1 yenilen Black Stockings’in bu maçı aynı zamanda son maçı oldu. Tüm tedbirlere rağmen takımın Türk oyunculardan oluştuğu anlaşılınca maçtan sonra kulüp, hafiyelerin baskınına uğradı ve takım hemen dağıtıldı. 

Bu arada, 1903′te Beşiktaş, 1905′te Galatasaray ve 1907′de Fenerbahçe futbolda yeni bir dönem başlatırken, 1908′de 2. Meşrutiyet’in ilanıyla doğan özgürlük ortamıyla birlikte art arda kulüpler kuruldu.

Okmeydanı’nda golf

İstanbul’a golfun ilk defa hangi tarihte oynandığı kesin olarak bilinmemekle beraber, bu oyunu kentte ilk kez oynayan kişinin İskoçyalı bir iş adamı olan babası tarafından İstanbul’daki St. Andrews Lisesi’ne eğitim görmesi için gönderilen Ernest Thompson olduğu biliniyor.

Thompson’un bu oyunu İstanbul’daki birkaç arkadaşına öğreterek kısa sürede oyuncu sayısının artmasını sağlamasına rağmen, o dönemde kentte golf sahası bulunmuyordu.

Bu nedenle Beyoğlu’na yakın tepelerdeki otlaklar da çok zor şartlarda oynanmaya başlanan golf, 1. Dünya Savaşı öncesinde İstanbul’da hiç de elverişli olmayan alanlarda yapılmaktaydı.

Avrupa’nın en eski dördüncü golf kulübü olan ve 1895′te ‘Constantinapole Golf Club’ adı altında kurulan İstanbul Golf Kulübü, 12 çukurlu olarak Okmeydanı civarında kurulmuştur. 1911′te kulübün adı ‘Bosphorus Golf Club’ olarak değiştirildi. Bebek civarındaki 9 çukurlu olarak faaliyetini sürdüren bu yeni kulüp, 1920′a kadar varlığını korudu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk spor kulübü

Osmanlı İmparatorluğunun ilk spor kulübü olan Tatavla Heraklis Jimnastik Kulübü, Tatavla (bugünkü Kurtuluş) semtinde oturan Rum gençleri tarafından 1896′da kuruldu. Kırmızı siyah renklere sahip kulübün ilk sporcuları genellikle Galatasaray Lisesi ve Robert Koleji öğrencilerinden oluşuyor.

Jimnastik ile başlayan sportif faaliyetleri daha sonra atletizm, boks, güreş, basketbol ve futbol branşlarıyla devam etti.

Ankaragücü’nün temelleri İstanbul’da atıldı

Günümüzün Spor Toto Ligi takımlarından biri olan Ankaragücü kuruluş aşaması da İstanbul’da gerçekleşti.

Sultan Ahmet Sanat Okulu’nun ikinci sınıf öğrencilerinin 1910′da ‘Altın Örs’, son sınıf öğrencilerinin ise ‘Sanatkârın Gücü’ adı altında kurdukları iki kulüp, 1913′te bir araya gelerek ‘Turan Sanatkârın Gücü’ adı altında birleşti.

7 yıl süresince İstanbul Cuma Ligi’ne katılan ve varlık gösteremeyen takımın futbolcuları, 1920′de Milli Mücadelenin başlamasıyla Ankara’ya gitti. Böylece takım Ankara’ya taşınmış olurken, Milli Mücadele’de görev alan takım oyuncularından bazıları da şehit düştü.

Takım, 1930′da Ankaragücü adı altında faaliyetlerini sürdürme kararı aldı.

Ata sporlarından olan okçuluğa karşı büyük ilgi gösteren Atatürk’ün talimatıyla da, okçuluğun geliştirilmesi, canlandırılması amacıyla 1937′de atılan ilk adımın sonucu olarak, Beyoğlu Halkevi’nin bünyesinde Ok Spor Kurumu kuruldu.

İstanbul’un 100 spor kulübünün tarihçesi kitaplaştırıldı. Kitapta şair Yahya Kemal‘in golf oynarken çekilmiş fotoğrafı da Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun 1930′lardaki halinin fotoğrafı da bulunuyor. Futbolcu geçmişi bilinen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da daha önce görmediğimiz fotoğrafları kitapta yer aldı.

2012 Avrupa Spor Başkentliğine seçilen İstanbul’un 100 spor kulübünün tarihçesi kitaplaştırıldı. ”İstanbul’un 100 Spor Kulübü” adıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Kültür AŞ tarafından hazırlanan kitapta, İstanbul’a golf ve futbolun, girişi başta olmak üzere ilginç tarihi bilgiler yer alıyor.

”İstanbul’un Yüzleri Serisi” projesi kapsamında bir gazetede spor muhabirliği yapan Hacı Hasdemir tarafından hazırlanan ve kapsamı genişletilerek 2011 baskısı yapılan kitapta, tarihsel olarak İstanbul’da çeşitli spor dallarında faaliyet gösteren kulüpler hakkında bilgiler veriliyor.

Kitapta Avrupa’nın en eski dördüncü golf kulübünün 1895′te ”Costantinapole Golf Club” adı altında Okmeydanı’nda kurulması, siyah çorap ve kırmızı formalarla mücadele eden ilk Türk futbol takımının 1899′da Black Stockings adı altında kurulduğu gibi ilginç bilgiler de yer alıyor. İlk maçını 26 Ekim 1901′de bir Rum takımıyla oynayan Black Stockings, bu maçın ardından dağıtıldı.

İstanbul’un 100 Spor Kulübü kitabında ayrıca Okmeydanı’nda golf oynayan şair Yahya Kemal‘in ve Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun 1930′lu yıllardaki halini gösteren fotoğraflar da yer alıyor.

www.sanatlog.com

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde Bir Dünya Prömiyeri

Leave a Comment

BALE SAHNESİNDE BİR DÜNYA PRÖMİYERİ: “GENÇ WERTHER’İN ACILARI”

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, sezonun ilk yeni bale eserinde bir dünya prömiyerine imza atıyor. Fransız sanatçı Yannick Boquin’in, Frédéric Chopin’in müziklerine uyarladığı “Genç Werther’in Acıları”, 24 Aralık Cumartesi 20:00’de Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde seyirciyle buluşuyor.

3. yıldır Ayfer Zeren başkoreograflığında perde açan İstanbul Devlet Opera ve Balesi, yeni sezonun ilk eserini John Wolfgang van Goethe’nin dünyaca ünlü klasiği “Genç Werther’in Acıları”nın bale uyarlamasıyla açıyor. Fransız koreograf Yannick Boquin ile İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Siner Gönenç tarafından, F. Chopin’in müzikleri üzerine sahnelenen eserin 24 Aralık’ta gerçekleşecek ilk temsili aynı zamanda dünya prömiyeri olma özelliği de taşıyor.

Geçtiğimiz senelerde Dünya Dans Günü kapsamında İstanbul seyircisi için eserden ufak bir parça sahneleyen Fransız koreograf Boquin, bu parçanın gördüğü büyük ilginin ardından bu sene eserin tümünü 2 perde olarak sahneye koyuyor. Genç Werther’in Charlotte’ye olan aşkını, orijinal romana bağlı olarak yorumlayan koreograf, romantik dönemin en önemli bestecilerinden Chopin’in müzikleri üzerine kurguladığı atmosferde lirizmi doruklara taşıyor.

Uzun zamandır canlı müziğe hasret kalan bale dansçılarını ve seyircilerini gülümsetecek bir gelişme de eserin belkemiği niteliğinde. Chopin’in 28 parçasından oluşan repertuvar, Bakü asıllı piyanist ve aynı zamanda İzmir Devlet Opera ve Balesi misafir sanatçısı Yelena Şekalyova tarafından canlı olarak seslendiriliyor. Eserin bir diğer sürprizi ise başarılı bariton Bahadır Noyan Coşkun’un seslendireceği kendi bestesi olan arya.

Eserde Werther’i Melih Mertel/Erhan Güzel, Charlotte’yi Deniz Zirek/Zuhal Balkan, Albert’i Barış Adikti/Ömer Erenler Albert’in yakın arkadaşı Wilhelm’i ise Egemen Kement/M.Nuri Arkan ile grup danslarını İDOB bale sanatçıları yorumluyor. Eserin ait olduğu dönem olan 18.yüzyılı andıran dekor ve kostümlerin yaratıcısı başdekoratör İsmail Dede, ışık ise Bülent Darcan imzası taşıyor.

24 Aralık’tan itibaren 27-29 ve 3-17-19-21 Ocak 2012 tarihlerinde Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak olan Genç Werther’in Acıları, bale sahnesinde drama sevenler için kaçırılmaması gereken bir eser! Bilet satış için : 0 216 346 15 31 – 120/121  www.dobgm.gov.tr

Yannick Boquin hakkında

Bale eğitimini Paris Opera Bale Okulu’nda ve Paris Ulusal Konservatuvarı’nda aldı. Bonn Opera Balesi, Flanders Kraliyet Balesi, Roma Opera Balesi ve Deutsche Oper Berlin’de baş dansçı olarak dans etti.

2004 yılından 2006’ya kadar Vienna Staatsoper Ballet’de Bale Eğitmeni ve Çalıştırıcı olarak görev yaptı. Bu tarihten sonra Paris Operası, Hollanda Dans Tiyatrosu, Dresden SemperOper Ballet, Finlandiya Ulusal Balesi, İsveç Kraliyet Balesi, Hollanda Ulusal Balesi, Norveç Ulusal Balesi, Houston Ballet, Béjart Ballet Lausanne, Tokyo Balesi, Prag Ulusal Balesi, Moskova Stanislavski Tiyatrosu, Centre Int. de Danse de Cannes Rosella Hightower yaz kursu, Les Ballets de Monte-Carlo, Kanada Ulusal Balesi ve Bolşoy Tiyatrosu gibi topluluk ve okullarda misafir sanatçı olarak görev yaptı.

Kariyeri boyunca aldığı ödüller arasında Paris Konservatuvarı Birincilik Ödülü (1981), Houlgate Yarışması’nda Altın Madalya (1985), Paris’te yapılan Uluslararası Yarışma’da Altın Madalya (1987) ve ‘Positano ve Leonide’ Ödülü (1995) yer almaktadır.

www.sanatlog.com

Selahattin Yıldırım - Şimdi Mümkün

Aralık 19, 2011 by  
Filed under Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

Leave a Comment

Arte İstanbul’da 19 aralık – 5 şubat tarihleri arasında Selahattin Yıldırım’ın yeni çalışmaları ile yakın geçmişte yaptığı çalışmalardan oluşturulan seçki sanat severlerle buluşuyor. Resimlerinde insan odaklı ve insanlık durumlarıyla ilgili tematik konulara yer veren Selahattin Yıldırım yer yer duygu patlamalarından oluşan dışavurumcu bir tavır sergilerken yer yerde bir duruma ilişkin analitik çözümlemeler yapmaktadır.

Kimi zaman rengin öne çıktığı ve kendi başına konuştuğu soyutlamalar, kimi zamanda, portrelerinde olduğu gibi bire bir insanın dramına ve acısına işaret eden resimler, bazen bir kadının kendi bedeniyle ve konumuyla hesaplaşması bazen bir çocuğun düşlerinden yola çıkarak toplumsal bir hesaplaşma, kendi portresi üzerinden duygu parçalanmasının sorgulanması ve genelde insanın yalnızlığına - özellikle kadın teması üzerinden - göndermeler yapan sanatçı, son sergisinde uzun süredir kullandığı bütün bu tematik çalışmalardan seçkin örnekleri Arte İstanbul’da bir arada sergilemektedir.

www.sanatlog.com 

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »