Bir Büyücü: Jacques Demy

Leave a Comment

, 12 - 20 Kasım tarihleri arasında Fransız sinemasının önemli isimlerden biri olan ve müzikal türüne taze bir soluk getirmesiyle tanınan sinemacı Jacques Demy’yi (Pontchâteau, 1931 - Paris, 1990) saygıyla selamlıyor…

’nda 12 – 20 Kasım tarihleri arasında gösterime sunulan programda Demy’nin beş uzun metraj filminin yanı sıra Agnès Varda’nın yönettiği önemli belgesel-kurmaca Jacquout de Nantes da yer alıyor. Demy, yine bir yönetmen olan Varda’nın kocasıydı. Varda’nın belgeseli, Demy’nin çocukluğu ve hayat boyu devam eden tiyatro ve sevgisinin içten bir anlatımıdır. Demy, 1990 yılında AIDS hastalığı sebebiyle 59 yaşındayken hayata veda etti (bu bilgi 2008 tarihli Varda filmi Les Plages d’Agnès’da yer alır.)

Önceleri adı Yeni Dalga sinemasının genç yönetmenleri ile bir arada anılmış olsa da Demy’nin çalışmaları o denli benzersiz ve kategorize edilmesi güç olmaya başlamıştır ki, zaman içinde tamamen kendine özgü bir yönde ilerlemiştir. Onun “şarkı söyleyen ”e olan orijinal yaklaşımı ve eşsiz sanatsal yönetim anlayışı daima dönemin sinemasındaki trend ve modalardan uzak durmuştur.

Demy, Güzel Sanatlar eğitimi aldıktan sonra Paul Grimault’nun asistanı olarak animasyon filmlerinde çalışmaya başladı, birkaç kısa film yönettikten sonra ilk uzun metraj filmini çekti. Bu film, yönetmenin en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilen Lola’dır (1961) ve aynı zamanda Fransız yeni dalga sinemasının simgesel filmlerinden biridir. Yönetmenin kumarhaneler dünyasında geçen melodramatik filmi La baie des anges, (Melekler Kıyısı, 1963), yeteneğini bir kez daha ispat ettiği ikinci filmidir. Fakat, Demy’nin isminin dünya çapında duyulmasını sağlayan ve eşsiz sinema vizyonunu tam anlamıyla oturtan onun üçüncü filmidir. Bu film, Les parapluies de Cherbourg, (Chergbourg Şemsiyeleri, 1964), Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü alır ve En İyi Yabancı Dilde Film Akademi Ödülü’ne aday gösterilir.

Demy’nin müzikallere olan tutkusu, Hollywood filmlerine saygı duruşu niteliğindeki hoş filmi Les demoiselles de Rochefort, (Rochefortlu Genç Kızlar, 1967) ile devam eder. Demy, daha sonraki filmlerinde de değişik estetik anlayışını ve sinematik anlatımını sürdürür. Bu filmler arasında Model Shop, (Model Dükkanı, 1969), Peau d’âne (Koyun Derisi, 1970) ve Une chambre en ville, (Şehirde bir Oda, 1982) yer alır.

Pera Müzesi Oditoryumu
Meşrutiyet Cad. No: 65, Tepebaşı
Tel: (212) 334 99 00
Gösterim ücreti: Pera indirimli müze giriş biletiyle izlenebilir.
Filmler Türkçe altyazılıdır.

Jacques Demy

BÜYÜCÜ
THE ENCHANTER
12 – 20 Kasım / November 2011

GÖSTERİM PROGRAMI
SCREENING SCHEDULE

12 Cumartesi / Saturday
14:00 Melekler Kıyısı / The Bay of Angels
16:00 Cherbourg Şemsiyeleri / The Umbrellas of Cherbourg
18:00 Lola

13 Pazar / Sunday
14:00 Koyun Derisi / Donkey Skin
16:00 Nantesli Jacquot / Jacquot de Nantes

16 Çarşamba / Wednesday
19:00 Cherbourg Şemsiyeleri / The Umbrellas of Cherbourg

19 Cumartesi / Saturday
14:00 Koyun Derisi / Donkey Skin
16:00 Rochefort’lu Genç Kızlar / The Young Girls of Rochefort
19:00 Melekler Kıyısı / The Bay of Angels

20 Pazar / Sunday
14:00 Lola
16:00 Rochefort’lu Genç Kızlar / The Young Girls of Rochefort
18:00 Nantesli Jacquot / Jacquot de Nantes

LOLA
Yönetmen / Director: Jacques Demy
Oyuncular / Cast: Anouk Aimée, Marc Michel, Jacques Harden, Alan Scott, Elina Labourdette, Margo Lion, Annie Duperoux, Catherine Lutz
Fransa / France, 1960, 85’, siyah-beyaz / black & white
Fransızca, İngilizce; Türkçe altyazıyla / French, English with Turkish subtitles
Demy’nin ilk uzun metraj filmi, kariyeri boyunca tekrar tekrar ziyaret edeceği tema, motif ve arka planları sunar: Melankolik aşk hikayelerinde tutsak karakterler, arka planda sevgili şehri Nantes ve müzikal öğeler… Filmdeki Lola karakterini Anouk Aimée canlandırır ve bu karakter Demy’nin filmlerindeki simgesel karakterlerden biridir. Bu film aynı zamanda müzisyen Michel Legrand’ın da yönetmen ile ileride de devam edecek işbirliğinin ilk örneğidir.

MELEKLER KIYISI
BAY OF ANGELS
Yönetmen / Director: Jacques Demy
Oyuncular / Cast: Jeanne Moreau, Claude Mann, Paul Guers, Henri Nassiet, André Certes, Nicole Chollet
Fransa / France, 1962, 89’, siyah-beyaz / black & white
Fransızca; Türkçe altyazıyla / French with Turkish subtitles
Fransız sahil şeridindeki kumarhanelerde geçen, Demy’ye özgü tipik bir fırtınalı aşk hikayesi. Jeanne Moreau, Demy ile beraber çalıştığı bu tek filminde, yegane tutkusu kumar oynamak olan bir ‘femme fatale’i canlandırır. Moreau’nun baştan çıkaran kadın karakteri, taşra kasabasındaki hayatından sıkılmış genç bir adamın takıntısı haline gelir.

CHERBOURG ŞEMSİYELERİ
THE UMBRELLAS OF CHERBOURG
Yönetmen / Director: Jacques Demy
Oyuncular / Cast: Catherine Deneuve, Nino Castelnuovo, Anne Vernon, Marc Michel, Ellen Farner
Fransa / France, 1964, 91’, renkli / color
Fransızca; Türkçe altyazıyla / French with Turkish subtitles
Demy’nin tüm kariyerinin en popüler ve unutulmaz filmi, yönetmene Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandırdığı gibi dünya çapında da ün kazanmasını sağladı. Catherine Deneuve’ün güzelliğinin kuşkusuz etkisi ve Michel Legrand’ın harika melodileriyle çekilen müzikal, baştan sona dul annesi ile birlikte yaşayan, Cherbourg’da bir şemsiye dükkanının sahibi 17 yaşındaki Geneviève üzerinedir. Tüm diyalogların şarkılardan oluştuğu muhteşem bir aşk hikayesi.

ROCHEFORT’LU GENÇ KIZLAR
THE YOUNG GIRLS OF ROCHEFORT
Yönetmen / Director: Jacques Demy, Agnès Varda
Oyuncular / Cast: Catherine Deneuve, Gene Kelly, Jacques Demy, Michel Piccoli, Danielle Darrieux, Michel Legrand, George Chakiris, Jacques Perrin, Bertrand Tavernier, Mag Bodard, Françoise Dorléac, Bernard Evein, Jean-Louis Frot, Jacques Riberolles
Fransa / France, 1967, 120’, renkli / color
Fransızca; Türkçe altyazıyla / French with Turkish subtitles
Les parapluies de Cherbourg (Cherbourg Şemsiyeleri) ile müzikal tarzını kökten değiştiren Demy, klasik Hollywood müzikallerine, tüm renkleri, şarkıları ve dansları Rochefort kasabasına taşıyarak saygı duruşunda bulunmaya karar verir. Kurguda olduğu gibi gerçek hayatta da kız kardeş olan Catherine Deneuve ve Françoise Dorléac’ın güzellik ve yetenek saçtığı bu filmde, Gene Kelly ve George Chakiris misafir oyuncu olarak karşımıza çıkar. Aynı zamanda Michel Legrand’ın canlı ve büyüleyici müziği oyunculara eşlik eder.

KOYUN DERİSİ
DONKEY SKIN
Yönetmen / Director: Jacques Demy
Oyuncular / Cast: Catherine Deneuve, Jean Marais, Jacques Perrin, Delphine Seyrig, Micheline Presle, Fernand Ledoux, Henri Crémieux, Sacha Pitoëff, Pierre Repp
Fransa / France, 1970, 90’, renkli / color
Fransızca; Türkçe altyazıyla / French with Turkish subtitles
Demy, en sevdiği çocukluk hikayelerinden biri olan Charles Perrault’nun Donkey Skin’i (Külkedisi) beyaz perdeye taşır. Yönetmenin en sevdiği aktris Catherine Deneuve ve Jean Cocteau filmlerinin daimi yıldızı Jean Marais’nin rol aldığı film, ensest bir hikayenin arka plan oluşturduğu pop fantazisidir. İlginç müzikal dokunuşların yer aldığı filmin açık ve net bir anafikri vardır: “Küçük kızlar asla babalarıyla evlenmezler”.

NANTESLI JACQUOT
JACQUOT DE NANTES
Yönetmen / Director: Agnès Varda
Oyuncular / Cast: Philippe Maron, Edouard Joubeaud, Laurent Monnier, Brigitte De Villepoix, Daniel Dublet, Clément Delaroche, Rody Averty
Fransa / France, 1991, 118’, renkli / color
Fransızca; Türkçe altyazıyla / French with Turkish subtitles

Demy’nin neredeyse 30 yıllık eşi olan Agnès Varda, Jacques Demy’nin çalışmalarını anımsatan bu nefis filmde sanatçının çocukluğunu ve gençliğini portreler: Alman ordusu işgali, erken yaşta başlayan tiyatro ve sinema sevgisi, filmlere olan tutkusu, amatör olarak çalıştığı ilk birkaç işi… Demy otuzlu yılların sonunda küçük bir çocuktur. Babası bir garaj sahibi; annesi kuafördür. Tüm aile mutlu mesut yaşamakta, şarkılar söylemekten ve sinemaya gitmekten hoşlanmaktadır. Jacquot her türlü şova hayrandır (tiyatro, sinema, kuklalar). İlk amatör filmini çekmek için bir kamera alır…

www.sanatlog.com

Suretin Sireti

Leave a Comment

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Koleksiyonu’ndan Bir Seçki
2 Kasım - 31 Aralık 2011

“Suret, siretin aynasıdır.
Bunun ne derece doğru olduğu bilinemez.
Yalnız bilinen bir şey varsa ahlâktan çok sanatın buna inanmış olmasıdır.”

Malik Aksel, Hisar, 1957

“Suretin Sireti”, bir başlığı. , sanat tarihi yazımı, varolan bilginin doğası, kaynağı ile ilişkili olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu’ndan seçilerek sergilenen yapıtlarla sınırlı bir arkeoloji yapma, yeniden ziyaret etme ya da suretin sirete uygunluğuna ilişkin bir deneme olarak algılanabilir. Bu başlıkla amaçlanan Türkiye’deki modern/ tartışmalarını, müzeleri ile sanat tarihi yazımını belirleyen ana görüşleri bir koleksiyon sergisi üzerinden yeniden düşünmek, belli dönemleri önemsemek ya da eleştirmekten çok süreçleri şeffaflaştırılma isteğidir.

“Görünüş, biçim, resim, resim kopyası, nüsha, fotoğraf, yol, tarz” gibi anlamları olan “suret” sözcüğü, İslam felsefesinde, varlığın görünen, beş duyu ile algılanan yönüne karşılık geliyor. “Siret” ise bir kişinin görülmeyen, duyularla sezilebilen, soyut, tinsel durumunu, hal ve davranışlarını, doğasını, ahlakını, duygularını, karakterini, suretten öte olanı tanımlıyor. Bu açıdan bakıldığında, sergi dolayısıyla bir koleksiyonu yeniden ziyaret isteğinin, Merkez Bankası’nın birikimini 1994’te kamuyla paylaştığı “1950-2000” sergisinin “modern ve ötesi” eksenindeki görünümüyle ilişkili olduğu düşünülebilir. Bu ilişkinin temel değişkenleri, köşe taşları ise sergi metninin ana sorunsalıdır. Bu nedenle metni kuran ana fikir, Merkez Bankası Koleksiyonu’nun, kayıt altına alındığı ve oluşturulduğu tarih itibariyle anlamını, önerdiği tartışmaları ve sanat tarihi içinde nasıl bir yere konumlandığını, bugünden geçmişe yapılan bir ziyaret aracılığıyla sorgulamak ve sanat tarihi yapmaktan çok yazılı ve yazısız tarihin nasıl inşa edildiği üzerinde durmakla ilişkilidir.

Suretin Sireti sergisi, yapıtların kendi tarihlerini ne ölçüde aşacaklarını, sanat yapıtlarını ve tarihini değişik zamanlarda yorumsa-ya/n-cak kişiler açısından ne anlam ifade ettiğini/edeceğini düşünmek, bizi dünyaya açılmaya zorlayan yanlılıklar olarak işleyen önyargılarımıza karşı yeni önyargılar ve sorular üretmek için bir fırsat olarak görüldü. Bir bakıma, koleksiyonu oluşturan yapıtları, düşünceleri tarihselleştirerek ya da -meyerek bugünün değer yargılarıyla, yargı ya da önyargının değişmezliğine ilişkin bir diğer görüş üretme olasılığı her zaman vardır.  

“Suretin Sireti” sergisi, büyük ölçüde bundan on yedi yıl önce açılan “1950 ?2000” sergisinde yer alan yapıtlar arasından seçilerek düzenlendi. Zeynep Yasa Yaman’ın küratörlüğünü ve metin yazarlığını üstlendiği sergide doğumları 1905 ile 1960 yılları arasında değişen 36 sanatçının 61 yapıtı sergileniyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu

3 Ekim 1931 tarihinde kurulan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın, Sanat Koleksiyonu, doğumları 1882 ile 1960 yıllarına rastlayan farklı kuşaklardan sanatçıların, 1908’den günümüze ulaşan yaklaşık 100 yıllık bir dönemde ürettikleri resim, heykel, desen/çizim, baskı, yerleştirme gibi değişik teknik ve anlatım dillerindeki modern/çağdaş sanat yapıtlarından oluşuyor. Koleksiyon, Türkiye’deki belli başlı akım ve tartışmaları görünür kılarken bir yandan da bu süreçte ki değişen sanat anlayışlarına ilişkin fikir veriyor.

Kesin bir kayıt bulunmamakla birlikte koleksiyonun oluşumunu belirleyen başlangıç için 1931 yılı önerilebilir. . Banka’nın kuruluşu ile eşzamanlı olarak S. Süreyya Bükey ve Jean Axel Weinberg’in çektikleri ve boyayarak müdahale ettikleri Atatürk fotoğraflarının mekânlarda kullanılmak üzere satın alındığı, bununla birlikte koleksiyonu besleyen ana kaynağın, Cumhuriyet’in kurulmasıyla ivme kazanan, kamu kurum ve kuruluşlarının sanat yapıtı alımının özendirilmesi ve sanatçıların desteklenmesi amacıyla başta Halkevleri, Güzel Sanatlar Birliği, Devlet Resim ve Heykel sergileri olmak üzere düzenlenen çeşitli sergilerden yapılan alımlar ile devam ettiği düşünülebilir.

Koleksiyonun kataloglanarak sergilenmesi 1990 yılının başına rastlar. Merkez Bankası, koleksiyonunu tanıma ve tanıtmaya karar verdiğinde merkez ve taşra birimlerinde bulunan tüm yapıtlar Zeynep Yasa-Yaman tarafından titiz bir çalışmayla saptandı, fotoğraflandı ve sanatçı özgeçmişleri derlenerek kayıt altına alındı. 1991-1994 yılları arasında 1950’lerden 1990’lara uzanan sanatsal birikimi belli bir anlayış içinde koleksiyonuna katmayı amaçlayan Merkez Bankası, Bediz Demiray, Hasan Ersel ve Ali Artun’dan oluşan Sanat Kurulu çalışmalarıyla yeni eser satın alımları gerçekleştirdi ve sergiledi.

Sergi kataloğunda modernizm tarihinde yüzyılın ortasını ve sonunu belirleyen dönüşümlerin, çağdaş Türk sanatı araştırmalarının önemine dikkat çekiliyordu. Henüz bir başlangıç olduğu belirtilen “1950-2000” koleksiyonunun beklentilerinden biri ve belki de en önemlisi sanatta merkez-çevre ilişkilerinin yeniden tanımlandığı bir dönemde Avrupa merkezli kabullerin belirlediği modern bir dünyadaki öteki modernliklerin ve kimliklerin arkeolojisine duyulan gereksinimdi. Banka, koleksiyonu aracılığıyla yeni bir sanat tarihi yazımının önemine vurguda bulunuluyor, müzeleşmeyi talep ediyordu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, koleksiyonunu 12 Ocak-12 Şubat 1994 tarihleri arasında açılan ve II. Dünya Savaşı ertesinden 1990’lara; yaklaşık yarım yüzyıllık bir dönemden 41 sanatçının 111 yapıtının sunulduğu “1950-2000” sergisiyle, Ankara Atatürk Kültür Merkezi’nde 12 Ocak-12 Şubat 1994 tarihleri arasında ilk kez kamuyla paylaştı.

www.sanatlog.com

Bejan Matur - Her Kadın Kendi Ağacını Tanır

Kasım 6, 2011 by  
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

Leave a Comment

Sana geldiğimde
Kanatlarını,
Siyah taşlarla örülmüş
O ıssız şehrin üzerinde açacak,
Bulduğum bir ağacın dallarına tüneyecek
Ve acıyla bağıracaktım.

Her kadın kendi ağacını tanır.

Uçtum o gece.
Karanlığın girmeye korktuğu şehri geçtim.
Gölge olmayınca ruh yalnızdı. Uludum.

Bejan Matur  

Her Kadın Kendi Ağacını Tanır 

Jim Morrison - An American Prayer

Kasım 6, 2011 by  
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

Leave a Comment

Ilık ilerleyişin farkında mısın yıldızların altındaki?
Varolduğumuzu biliyor musun?
Anahtarlarını unuttun mu krallığın?
Gerçekten doğdun mu acaba ve sağ mısın acaba?
Hadi icat edelim yeniden tanrıları tüm çağların tüm mitlerini…
Sembollerini kutlayalım derin mürver ormanlarının…
(Unuttun mu yoksa derslerini eski savaşların)
Büyük altın spermlere muhtacız
Babalarımız gülüşüyor ormandaki ağaçların bağrında
Anamız ise ölü yatıyor denizde
Katliama sürüklendiğimizin farkında mısın;
serinkanlı amiraller tarafından
ve şişko ağır aksak generallerin gençlerin kanıyla tahrik olduğunun?
Farkında mısın televizyondan yönetildiğimizin?
Ay kanı çekilmiş bir canavar
gerilla grupları esrar sarar yeşil bağların yanıbaşında
savaş açmak için çullanırken masum çobanların üzerine ölmekte olan.
Ey varlığın yüce yaratıcısı bize bir saat daha ihsan eyle
sanatımızı ifşa etmek ve hayatımızı kusursuzlaştırmak için
Güveler ve ateistler çifte kutsaldır ve şimdi ölüp gidiyorlar
Yaşarız, ölürüz ve ölüm sona erdirmez hiçbir şeyi
Daha da derinlerine ineriz kabusun
Hayata sarılırız; o tutkulu çiçeğimiz
Sarılırız umutsuzluğun vajinalarına ve penislerine
Nihai hayalimizi gördük
Columbusun kasıkları şişiyor yeşil ölümle
(Kalçalarına dokundum kadının ve gülümsedi ölüm)
Dizilmiş duruyoruz bu eski ve çılgın tiyatroda
Çoğaltıp yaymak üzere hayat şehvetimizi
ve kaçıp gitmek için kaynaşan bilgeliğine sokakların
Fırtına kasıp kavurdu ambarları
Pencereleri koruduk ve geriye kalanların sadece birini
Dans etsin ve kurtarsın diye bizi
kutsal alaycılığıyla kelimelerin
(Gerçek kralın katilleri dolandığında ortalıkta serbestçe
1000 Büyücü belirir topraklarda)
  Hani şölenler vardı bize vaadedilen?

Hani nerede şarap? (Bağlarda çürümekte)
İnanırdık eski güzel günlere
hâlâ daha duyumsuyoruz arada sırada
Farkında mısın özgürlüğün bir okul kitabında varolduğunun?
Farkında mısın delilerin zindanımıza doğru koştuğunun?
Tünedik ve durduk can sıkıntısının ucunda…
Ölüme doğru uzanıyoruz bir mumun dibinde…
Bir şey arıyoruz bizi çoktan bulmuş olan
Kendimize krallıklar icat edebiliriz
Büyük mor tahtlar, şehvet iskemleleri
ve aşk zorunluluk bizim için, pas kaplı döşeklerde.
Ah bıktım artık kuşkulardan
Kesinliğin ışığında yaşa
Güneyde…

Jim Morrison

An American Prayer

(Bir Amerikan Yakarısı)