“Saray Günceleri-Harem”

Kasım 2, 2011 by  
Filed under Duyurular, Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

Derinlikler Sanat Merkezi, 17 Kasım-10 Aralık 2011 tarihlerinde Sanatçı ’nın son dönem çalışmalarını içeren “Saray Günceleri-Harem” adlı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

“Saray Günceleri-Harem” adlı sergisi ile sanatçı daha çok Osmanlı Sarayı’ndaki şaşaalı dönemlere ait zevk-i sefa ve eğlence anlarını yorumluyor. Temelde; zaman ve mekân algısını sorgulayan sanatçı,  seyredilen bir şeye dönüşmüş, sıradanlaşmış insan hayatının gerçekleriyle bizi yüzleştirirken, insani olanı yakalamaya çalışan bir tavır sergiliyor. Geçmişe ait halleriyle insanın, bugünün insanından farksız duruşu dikkat çekerken, aynı zamanda bir sistem eleştirisi olarak mekânı ve figürü parçalayan, sorgulayan, soyutlayan bir yol izliyor. Nurettin Akkaya’nın resimlerinde özgür, dinamik yüzey-biçim arayışlarının yanında enerjik bir renk ve kompozisyon anlayışı hâkim. Adeta bir orkestra şefini hatırlatır nitelikte tuvale tasnif ettiği müzisyenleri ve figürleri ile kendi düşlerinin yanında bizim düşlerimize de aracılık ediyor.

Prof. Gülten İmamoğlu küratörlüğünde, son iki yılda ürettiği yirmi yeni eseri ile bize geleneksel resim üslubundan çarpıcı örnekler sunan ressam kendine has resim diline yeni bir boyut da kazandırmış. 

1970 Çorum doğumlu olan Nurettin Akkaya Samsun’da yaşıyor ve eserlerini orada üretiyor. Daha çok Ankara’da gerçekleştirdiği sergilerle tanınan Nurettin Akkaya’nın eserleri ikinci kez İstanbullu sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) ile Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRHD) üyesidir.

KATILDIĞI YARIŞMALI SERGİLER VE ÖDÜLLERİ

1991 52. Devlet Heykel Yarışması

1994 55. Devlet Resim Yarışması

1995 Adana Çimento Sanayi ( AÇS) Resim Yarışması

1996 AÇS Resim Yarışması

1997 AÇS Resim Yarışması “MANSİYON”

1998 59. Devlet Resim Yarışması

1999 AÇS Resim Yarışması “ MANSİYON”

2000 TRT Resim Yarışması

2006 Türk Eczacılar Birliği Resim Yarışması

KİŞİSEL SERGİLER VE ETKİNLİKLER

2000 Gözde Galerisi, Ankara

2001 Vakıfbank Sanat Galerisi, Bartın

2002 Gözde Sanat Galerisi, Ankara

2003 Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi, İstanbul

2004 Gözde Sanat Galerisi, Ankara

2005 ÇAĞSAV Sanat Fuarı, Ankara “ Gözde Sanat Galerisi”

2006 Gözde Sanat Galerisi, Ankara

2006 ART-FORUM Sanat Fuarı, Ankara “ Gözde Sanat Galerisi”

2006 ÇAĞSAV Sanat Fuarı, Ankara “ Gözde Sanat Galerisi”

2007 ART-İSTANBUL 2007 Sanat Günleri, İstanbul “ Gözde Sanat Galerisi”

2008 Gözde Sanat Galerisi, Ankara

2008 ÇAĞSAV ANKART 2008 Sanat Buluşması, Ankara “ Gözde Sanat Galerisi”

2009 Gözde Sanat Galerisi, Ankara

2009 ÇAĞSAV ANKART 2009 Sanat Buluşması, Ankara “ Gözde Sanat Galerisi”

2009 T.C. Dışişleri Bakanlığı Suna Çokgür Ilıcak Sanat Galerisi, Ankara

2010 ÇAĞSAV Sanat Fuarı, Ankara “ Gözde Sanat Galerisi”

2011 Gözde Sanat Galerisi, Ankara

2011 ÇAĞSAV Sanat Fuarı, Ankara “ Gözde Sanat Galerisi”

www.sanatlog.com

İstanbul Modern Sinema, Kasım’da Dört Ayrı Program Sunuyor

’den Pera Fest’e

İstanbul Modern , kasım ayında amber’11 Sanat ve Teknoloji Festivali: Öteki Ekoloji ve Pera Fest kapsamındaki filmlerin yanı sıra “No More Brick in the Wall: Berlin Duvarı’nın 50. Yılında Demir Perde Ülkelerinden Kısa Film Seçkisi” ve Hollanda’dan Upload Cinema işbirliğiyle gösterilecek web filmleri ile birlikte dört ayrı program sunacak.

9 Kasım’da yazar ve festival yönetmeni Tuna Yılmaz’ın hazırladığı “No More Brick in the Wall: Berlin Duvarı’nın 50. Yılında Demir Perde Ülkelerinden Kısa Film Seçkisi” gösterilecek. Saat 16.00’da başlayacak program, bir zamanlar Berlin duvarının, bugünse görünmeyen ama her an duyumsanan hayalet perdelerin ardında ortak bir hisse sahip olan genç sanatçıların işlerini bir araya getirmeyi amaçlıyor.

10-13 Kasım tarihleri arasında , bu yıl beşinci yaşını kutlayan Uluslararası Amber Sanat ve Teknoloji Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Bu yılki teması “Öteki Ekoloji” olan festival, insanın doğal ve yapay çevresiyle kurduğu her türlü ilişkiye, yarattığı yaşam alanları ve biçimlerine yeniden bakmayı öneriyor, bugünden daha iyi bir yaşam için sanat ve teknolojinin kesişiminde “öteki ekoloji”yi sorguluyor.

Bilim, yeni teknolojiler ve sanat üçgeninde bir araştırma ve tartışma zemini olmayı hedefleyen Amber Sanat ve Teknoloji Festivali, 10 Kasım Perşembe günü film gösterimleriyle başlayacak, Cumartesi ve Pazar günleri ise “Öteki Ekoloji” çerçevesinde tema konuşmaları, makale sunumları ve tartışma oturumlarıyla sürecek.

İstanbul Modern Sinema 17 Kasım’da bir ilke imza atıyor: İnterneti beyazperdeye taşıyor. Hollandalı film kulübü Upload Cinema’yı Türkiye’ye davet ederek web filmlerini her ay yeni bir temayla sinemaya getiriyor. Bu ayın konusu “Ben Medyayım”. İnternette dönen en taze videolar sinema salonunda sizleri bekliyor.

Bu yıl 10. yaşına giren Pera Fest kapsamındaki 24-27 Kasım tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da gösterilecek. Toplam 10 filmi içeren dört günlük program Katalonya, Bask Bölgesi ve Galiçya’dan filmlerle çokkültürlülüğe değinirken, Türk sinemasından benzer örneklere de yer veriyor.

No More Brick in the Wall: Berlin Duvarı’nın 50. Yılında Demir Perde Ülkelerinden Kısa Film Seçkisi

9 Kasım 2011

16.00  

FİLMLER:

Toplam Süre: 01:14:30

GLUKHOTA/SAĞIRLIK

Ukrayna/2010/11:00/Renkli/Diyalogsuz/Kurmaca

Yatılı bir sağır-dilsizler okulundaki öğrencilerin yaşantılarından on dakikalık, gerçek zamanlı bir kesit, sağır ve dilsiz oyuncuların canlandırmasıyla ekrana yansıyor.

APRILIS SUSKHI/NİSAN SOĞUĞU

Gürcistan/2010/14:00/Siyah-Beyaz/Diyalogsuz/Kurmaca

9 Nisan 1989; Sovyet birlikleri sabahın dördünde Gürcistan’ın başkenti Tiflis’teki barışçıl bir gösteriyi şiddetle bastırıyor. Bu korkunç olayda 22 masum insan ölüyor. Nisan Soğuğu, bir Sovyet askerinin insancıl duygularının genç bir Gürcü dansçı sayesinde uyanışının öyküsü.

V MASSHTABE/ÖLÇEKLİ

Rusya Federasyonu/2009/07:14/Siyah-Beyaz/Diyalogsuz/Canlandırma

Minik bir kuşun kendine bir yuva inşa ederken, bir yandan da yeni doğan yavrusu için yiyecek bir şeyler toplaması çok daha büyük ölçekli bazı sonuçlar doğuruyor.

VOICE WANTED/SES ARANIYOR

Bulgaristan/2010/13:25/Renkli/Diyalogsuz/Kurmaca

Yana ünlü bir şarkıcı olmayı hayal etmektedir. Bundan haberi olmayan dünyadaki tek kişi ise erkek arkadaşıdır. Profesyonel bir müzisyen olan erkek arkadaşı, Yana’nın da başvurduğu bir ses yarışmasında kayıtları tutmakla görevlendirilir. Yana hayallerini gerçekleştirebilecek midir? Yoksa insanların önünde gülünç duruma düşmekten korktuğu için başka şeyler mi olacaktır?

NORIT KRUPI/KURBAĞAYI YUTMAK

Letonya/2010/10:00/Renkli/Diyalogsuz/Canlandırma

Bir zamanlar bir kasabada bir takım “yuvarlak” entelektüeller yaşarmış. Akıllı, nazik, ileri görüşlü ve başarılılarmış. Başarılarının sırrı kurbağa yutabilmeleriymiş. Ancak bu kasabada bazı “kare” kafalılar da ikamet ediyormuş. Bunlar pragmatist ve gerçekçilermiş; iyiliğe iyilikle, kötülüğe kötülükle karşılık verir, kurbağa falan da yutmazlarmış. Kasabanın huzuru “kare”lerden birinin “yuvarlak”ların kurbağa yuttuklarını fark etmesiyle son bulmuş.

UNDERLIFE/AŞAĞIDAKİ YAŞAM

Polonya/2010/8:32/Renkli/Diyalogsuz/Canlandırma

Atalarımızdan kalan yok etme içgüdüsü üzerine bir film olan Aşağıdaki Yaşam, yaşantımızı tanımlayan ve sınırlayan bilinçaltı koşulları üzerinden evrensel bir sorunsalı ortaya koyuyor. Başrolü de bir bebek arabasına veriyor.

SENELIS/BÜYÜKBABA

Litvanya/2010/11:22/Renkli/Diyalogsuz/Kurmaca

Bütün hayatını şehirde geçirmiş olan 23 yaşında genç bir adam çok uzun bir zaman sonra ani bir kararla büyükbabasını ziyarete gider. Büyükbabasının şehir dışındaki evinde gündelik işlerine devam ederken bir takım gizemli olaylar başlar. Genç adam aslında yanıtı çocukluğunda gizli olan bir bulmacayla karşı karşıya olduğunu anlar.

amber’11 Sanat ve Teknoloji Festivali ÖTEKİ EKOLOJİ 10-13 Kasım

FİLM GÖSTERİMLERİ 10 KASIM PERŞEMBE

14.00

Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir, 2011

Yönetmen: İmre Azem / Türkiye-Almanya / 88’ / Türkçe; İngilizce altyazılı

Ekolojik eşikler, ekonomik eşikler, nüfus eşikleri aşılmış, sosyal uyum bozulmuş. İşte neoliberal kentleşmenin fotoğrafı: Ekümenopolis. Bu ilk uzun metrajlı belgeseliyle İstanbul’a bütüncül bir yaklaşımla bakmayı amaçlayan ve değişim kadar dinamiklerini de sorgulayan İmre Azem, bizi yıkılmış gecekondu mahallelerinden gökdelenlerin tepelerine, Marmaray’ın derinliklerinden üçüncü köprünün güzergâhına, gayrimenkul yatırımcılarından kentsel muhalefete, bu uçsuz bucaksız kentte belki de yaşadığınız İstanbul’u yeniden keşfetmenizi sağlayacak uzun bir yolculuğa çıkartıyor.

16.00

Bir Zihin Ekolojisi, 2010

Yön: Nora Bateson / Kanada / 60’ / İngilizce, Türkçe altyazılı

Bir Zihin Ekolojisi antropolog, filozof, yazar, sistem teorisyeni ve yönetmen Gregory Bateson’un kızı Nora Bateson tarafından yapılmış sinemasal portresi. Film, Bateson’un 1930’larda Bali ve Yeni Gine’de çektiği film, fotoğraf, röportaj ve derslerinden bölümler içeriyor. Küçük kızı Nora, babasını içinde yaşadığımız karmaşık sistemlerin iç ilişkilerini bilimsel bir kesinlik ve hassas bir bütünsellikle inceleyen biri olarak anlatıyor.

17.30

Gizli Üçleme, 2008-2010

Yönetmen: Reynold Reynolds / Almanya / 34’ / Konuşmasız

Gizli Hayat (2008, 16 mm film ve fotoğraftan aktarma) Bir kadın canlanmaya başlayan apartman dairesinde hapistir. Düşünceleri kendisinden uzaklaşır ve bitkiler gibi çevresindeki boşlukta gelişen hayata takılır.

Gizli Makine (2009, 16 mm film ve fotoğraftan aktarma) Üçlemenin ilk filmi Gizli Hayat’ın başkahramanı kendisini ölçüp biçen zaman ve uzayda parçalarını karşılaştıran bir anti-kahramanla karşılaşır. Gizli Makine, hayatı çerçeveleyen önemsiz koşulları açımlayan üçlemenin ikinci filmidir.

Altı Kolay Parça (Almanya, 2010, 16 mm film ve fotoğraflardan aktarma) Gizli Üçleme’nin son bölümüdür. Film, sıra dışı öğretme yöntemiyle tanınan, yüzyılın en önemli fizikçilerinden Richard Feynman’ın “Altı Kolay Parça: Fiziğin Açıklamalı Temelleri” kitabına dayanıyor.

18.30

McLuhan’ın Uyanışı, 2002

Yönetmen: Kevin McMahon / Kanada / 94’ / İngilizce, Türkçe altyazılı

Yirminci yüzyılın en ünlü entelektüellerinden biri olan Marshall McLuhan’a göre dijital çağın sosyal, ruhsal, ekonomik ve ideolojik kişiliklerimize etkisi üzerine bir film. Teknolojinin hayatımızı değiştirmede oynadığı rolden etkilenen McLuhan’ın yarattığı “Global Köy” ve “Ortam mesajdır” zamanımızın en çok kullanılan ifadelerinden. Şimdi ölümünden 20 yıl sonra internetin, sanal ve kablosuz teknolojilerin yarattığı toz duman içinde, McLuhan’ın Uyanışı, McLuhan’ın hala geçerliliğini koruyan mesajlarını açıyor. Animasyondan özel efekte birçok medyayı bir araya getiren film, ünlü performans sanatçısı Laurie Anderson, akademisyenler Eric McLuhan, Neil Postman, Lewis Lapham ve ünlü gazeteci Patrick Watson’ın yorumlarıyla McLuhan’ı anlatıyor.

KONFERANS OTURUMLARI

12 KASIM CUMARTESİ

Yeni medya teorisyeni, Finli profesör Jussi Parikka medyanın doğası ve teknolojinin ekolojisi üzerine bir tema konuşması yapacak. Yeni medya sanatının, biyoteknolojilerin tartışılacağı oturuma Ömer Madra da bir konuşmayla katılacak. Günün diğer konuşmacıları ise Jamilah Ahmad, Anne Sophie Spanner Witzke, Brian Degger, Matteo Ciastellardi, Caterini Dinopoulou, Sozita Goudouna ve Koert Van Mensvoort.

13 KASIM PAZAR

Araştırmacı-bilim adamı Koert van Mensvoort’un gezegenimiz üzerindeki insan etkisi üzerine vereceği seminere Bir Zihin Ekolojisi filmiyle Amber’e katılan Nora Bateson da Skype üzerinden katılacak.

Konferans dili İngilizcedir, katılım ücretsizdir.

Program 10 Kasım Perşembe/İstanbul Modern Sinema Salonu
Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir /Ecumenopolis: City Without Limits, 14.00
Bir Zihin Ekolojisi / An Ecology Of Mind, 16.00
Gizli Üçleme /The Secret Triology, 17.30
McLuhan’ın Uyanışı / McLuhan’s Wake,18.30
12 Kasım Cumartesi /İstanbul Modern Sinema Salonu
Kayıt / 10.00
Tema Konuşması / Keynote, Jussi Parikka, 10.30
Kahve Arası / Coffee Break, 11.30
Panel 1 / Jamilah Ahmad, Anne Sophie Spanner Witzke, Brian Degger, 11.45
Öğle Arası / Lunch Break, 12.45
Tema Konuşması / Ömer Madra, 14.15
Panel 2 / Matteo Ciastellardi, Caterini Dinopoulu, Sozita Goudouna, Eva Kekou, 15.30
Kahve arası / 16.30
Davetli Konuşmacı / - Koert Van Mensvoort, 16.45
Açık tartışma / 17.45
13 Kasım Pazar/İstanbul Modern Sinema Salonu
Seminer / Koert Van Mensvoort, 11.00
Öğle Arası / 12.00
Film sunumu / Nora Bateson,  13.30
Film gösterimi / Bir Zihin Ekolojisi - An Ecology of Mind, 14.00

Pera Fest

24-27 Kasım

“Sinemamızda Çokkültürlülük”

Yaşamın Sürüklediği Yerde - Erol Güney’in Öyküsü, 2011

Yönetmen: Banu Breddermann, 103’, Türkçe/İngilizce altyazılı

Belgesel, ülkesini terk etmek zorunda kaldığı 1955’ten beri Tel Aviv’de yaşayan 94 yaşındaki gazeteci, yazar ve çevirmen Erol Güney’in anılarından yola çıkıyor. Romantik bir gezgin ve gerçek bir dünya vatandaşı olan Güney’in büyüleyici yaşam öyküsü, yakın tarihe ve Türkiye’deki siyasi değişim sürecine taze bir bakış getiriyor. Belgesel, zaman içinde Erol Güney ile beraber izleyiciyi, Sovyet Devrimi’nden İstanbul’un entelektüel-sanat ortamına, oradan Yozgat’a ve günümüz İsrail’ine götürüyor.

Öteki Kasaba, 2010

Yönetmen: Nefin Dinç, 45′, Renkli, Türkçe/İngilizce altyazılı                      

Komşular neden kavga eder? Etnik gruplar arasında kin ve önyargılar nasıl doğar? Kin neden ve nasıl yeniden üretilir? Bu belgesel filmde geçmişte Yunanlıların ele geçirdiği Batı Anadolu’daki Birgi ve zamanında Osmanlıların elinde bulunan Mora’daki Dimitsana kasabalarının halkları, “öteki” tarafı nasıl gördüklerini anlatıyor. 

Pera Güzeli, 2011

Yönetmen: Soner Sevgili, 53’, Renkli, Türkçe/İngilizce altyazılı     

Belgesel, 1850-1950 yılları arasında İstanbul’da altın çağını yaşayan laternanın yeniden dirilişini konu ediniyor. Yunan piyano ustası Panos Ioannidis’in laterna yapımını anlatan film, sokak müzisyenlerinin ve kayıtların katkılarıyla laternanın yeniden İstanbul’daki gündelik yaşamın içine girişini anlatıyor.

Dostluğu Hatırlamak, 2011

Yönetmen: Sevinç Yeşiltaş, 140’, Türkçe/İngilizce altyazılı

Belgesel, Türk-Ermeni halklarının hikayesine bambaşka bir açıdan yaklaşıp, dostluğun haritasıyla yola çıkıyor. Anadolu’dan dünyanın dört bir tarafına savrulmuş bu dostluk hikâyesinin iki durağı var: Fransa, Valance ve Arjantin, Buenos-Aires. Dostluğu Hatırlamak, buralarda yaşayan Türkiye Ermenilerinin hikayelerini anlatıyor.

Kardeş Nereye?: Mübadele, 2011

Yönetmen: Ömer Asan, 59’, Renkli, Yunanca-Türkçe/İngilizce altyazılı

Kardeş Nereye?: Mübadele belgeseli, 1924 Mübadelesi öncesi ve sonrasında yaşanan insanlık dramını anlatıyor. Belgesel, Lozan Antlaşması’ndaki bir madde olan “mübadele” ile yüz binlerce insanın onayları alınmadan, ani bir kararla yurtlarından sürülüp, hiç tanımadıkları topraklara yerleştirilmesinin yarattığı ve etkisini halen sürdüren travmaları işaret ediyor.

7 Avlu

Yönetmen: Semir Aslanyürek, 100’, Renkli, yedi dilde, Türkçe altyazılı                                  

Antakya’da avlular yüksek duvarlarla sokaktan ayrılır ve kapıları hep kapalıdır. Antakya’da her avlu ayrı bir dünyadır. Sakinleri Türk, Arap, Hıristiyan, Yahudi, Ermeni, Süryani, Rum, Alevi ve Sünni’dir. Ve her avluda ayrı bir dil konuşulur. Henüz otuzlu yaşlarına gelmemiş, üç çocuklu dul bir kadın olan Rum Eleni, kocasının ölümünden sonra insanlarla iletişim kurmak için her akşam bir bahaneyle mahalledeki avluları dolaşır. Mahallede aynı sokakta yedi avlu ve her avlunun da kendine özgü bir özelliği vardır: 1968 kuşağından sosyalistler, Ermeni bir aile, ölen karısının hayaletiyle yaşayan bir adam, avluda hazine arayan Arap bir aile…

“Çok Kültürlü Avrupa Sinemaları: İspanya”

Barselona, Bir Harita, 2007

Yönetmen: Ventura Pons, 90’ (Katalanca, İngilizce altyazılı)

Günümüz şehir yalnızlığından mustarip altı karakter, Barselona’da bir dairede yaşamaktadırlar. Uzun süredir evli bir çift, erkek kardeşleri ve üç kiracı: Fransızca dersleri veren sarışın bir kadın, güvenlik görevlisi olan eski bir futbolcu ve hamile bir Latin Amerikalı. Kadın kıyafetleri giymeyi seven eski bir opera kapıcısı olan yaşlı adam, binada yaşayan herkesi yanına çağırır ve binayı terk etmelerini ister. Zira yaşlı adam ölmektedir ve hayatının bu son anında yalnız kalmak istemektedir. Bir Akdeniz kentindeki bu eski binada karakterlerin ilişkilerine, aldatmalarına tanıklık ediyoruz.

Obaba, 2005

Yönetmen: Montxo Armendariz, 100’

(Baskça - İngilizce altyazılı)

25 yaşındaki Lourdes, Obaba topraklarına doğru bir yolculuğa çıkar. Yanında küçük bir kamera vardır. Bu kamerayla Obaba’nın, dünyasının ve insanlarının gerçekliğini yakalamanın, olan biteni, olduğu gibi kaydetmenin peşindedir. Fakat Obaba, Lourdes’in hayal ettiği yer değildir: orada yaşayan Merche, Ismael ve Tomas gibi insanlar peşlerini bırakmayan bir geçmişin gölgesinde yaşamaktadır. Onlar ve neşeli bir genç olan Miguel sayesinde, Lourdes, hayatlarındaki kalıntıları daha yakından tanıyacaktır: çocukluk ve olgunluk dönemlerini, geçmişlerini, şimdilerini ve artık hayalleri olmadan nasıl yaşadıklarını…

Marangozun Kalemi, 2003

Yönetmen: Anton Reixa, 109’                      

(Galiçyaca, İngilizce altyazılı)

Doktor Daniel Da Barca, kadınların oy hakkı olması gerektiğine inanan solcu bir aktivisttir. Sevgilisi Marisa Mallo ile birlikte gösterilere katılıp konuşmalar yaparken, ajan Herbal tarafından takip edildiğinden habersizdir. Falanjistler ülkeyi ele geçirdiklerinde, De Barca idealleri yüzünden tutuklanır ancak De Barca sıradan tutuklulardan biri değildir. Kültürü, uzlaşımı ve hayal gücü onu diğer tutuklular arasında popüler hale getirir. Bu arada Marisa’nın babası Don Benito onu falanjist bir teğmen ile evlendirmeye çalışmaktadır.

Fausto 5.0, 2001

Yönetmenler: Isidro Ortiz, Alex Ollee, Carlos Padrissa, 89’

(İspanyolca, İngilizce altyazılı)

Dr. Fausto ünlü bir onkoloji uzmanıdır. Hayatında işinden başka bir şeye yer yoktur; güzel asistanı Julia’nın ona olan ilgisinden bile habersizdir. Bir gün eski bir hastası olduğunu iddia eden Santos Vella ile karşılaşır. Adam, Fausto’nun yıllar önce midesini aldığını ve ona üç ay ömür biçtiğini, ama doktorların sözünü dinlemeyi bıraktıktan sonra iyileştiğini iddia etmektedir.Fausto ne yaparsa yapsın, yeni arkadaşından kurtulamaz.

Program:

24 Kasım Perşembe

Yaşamın Sürüklediği Yerde-Erol Güney’in Öyküsü 14.00

Barcelona, Bir Harita, 16.00

Öteki Kasaba, 18.00

Pera Güzeli, 19.00

25 Kasım Cuma

Dostluğu Hatırlamak, 14.00

Obaba, 16.00

26 Kasım Cumartesi

Kardeş Nereye? Mübadele, 14.00

27 Kasım Pazar

7 Avlu, 14.00

Marangozun Kalemi, 16.00

Fausto 5.0, 18.00

www.sanatlog.com

Kaşıkçı Elması’ndan Hürrem’in Gözyaşları’na İstanbul’un 100 Mücevheri

Kaşıkçı Elması                               -                         Kanuni Sultan Süleyman’ın Kılıcı

Sultan Selim’in Mührü                     -                   Şah İsmail’in Maşrapası

Sultan I. Ahmed Taht Askısı             -                  Safir Taşlı Altın Yüzük

Murassa Miğferi                            -                      

Sultan Abdülmecid’in Zümrütlü Askısı       -    Yavuz Sultan Selim’in Hançeri

Elmaslı Gelin Sorgucu                      -                   Hz. Osman’a Atfedilen Kılıç

Sultan III. Mustafa’nın Zırh Takımı         -        Kutsal Emanetler Kutusu

Hilal Formlu Altın Küpe                    -                   Ayasofya Yüzük

Elmasların Dansı                             -                      Altın Beşik

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından yayımlanan ve  İstanbul ile ilgili yüz mekân, kişi, tarihi-kültürel eser ve fenomenlere ilişkin yüz ayrı kitap çalışmasını içeren İstanbul’un Yüzleri Projesi’nin bir yeni kitabı daha okuyucuyla buluşuyor.

Mücevher ve değerli taş uzmanı Aylin Gözen tarafından hazırlanan “İstanbul’un 100 Mücevheri ve Sanatçısı” isimli eserde , uzun süreden beri İstanbul’da sergilenen, şehirle özdeşleşmiş mücevherlere ve mücevher sanatçılarına yer verilmiş. Kaşıkçı Elması’ndan Hürrem Sultan’ın Kanuni Sultan Süleyman’la yaşadığı aşktan esinlenerek tasarlanan Hürrem’in Gözyaşları’na kadar İstanbul’un en gözde mücevherlerine yer verilen eserin yayın danışmanlığını , Metin Celal, Adnan Özer, Ahmet Kot ve Ömer Faruk Şerifoğlu yapmış.

Yaklaşık iki yıl süren titiz bir araştırma ve çalışmanın ürünü olan kitapta, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ait değerli ziynet eşyaları, savaşlarda kullanılan zırhlar ve muhtelif eşyalardan oluşan İstanbul’un antika mücevherleri, şehirden esinlenerek hazırlanmış takı koleksiyonları (özel ve seri üretim), İstanbullu sadekârların (mücevher ustası) ürettikleri mücevherler ve  mücevher tasarımcıları yer alıyor. Kitabın sonunda mücevher yapımında kullanılan değerli taşların anlatıldığı bir sözlük de bulunuyor.

İşte Kitapta Yer Alan Efsane Mücevherler

Kaşıkçı Elması

Damla şeklinde kesilmiş, 59 fasetten oluşan 86 karat ağırlığıyla, dünyanın kesilmiş en büyük pırlantalarından. Etrafında iki sıra halinde ve farklı büyüklüklerde toplam 49 pırlanta yer alan elmas, IV. Mehmed zamanında Osmanlı hazinesine girdi.

Eğrikapı çöplüğünden Topkapı Sarayı’na Kaşıkçı Elması’nın ilginç hikayesi…

Sultan IV. Mehmed döneminin defterdarı Sarı Mehmed Paşa’nın kaleme aldığı Zübde-i Vekaiyat (Olayların Özü) adlı eserinde bulunan bilgiye göre 1699 yılında, İstanbul’da, Eğrikapı çöplüğünde bu taşı bulan kişi, cam zannederek üç kaşık karşılığında taşı bir kaşıkçıyla değiştirir. Taşı kaşıkçıda gören bir kuyumcu ise, kaşıkçıdan bu taşı on akçeye alır ve bir arkadaşına gösterir. Taşın gerçekten elmas olduğu anlaşılınca, arkadaşı kendine de pay ister. Arada çıkan anlaşmazlık nedeniyle olay kuyumcubaşıya taşınır. Kuyumcubaşı, her iki tarafa da birer kese akçe vererek taşı kendi alır. Dönemin sadrazamı olayı duyup taşı kendi almak isterken, bilgi IV. Mehmed’e ulaşır ve taş saraya getirilerek işlenir. İşlenmiş haliyle 84 karat bir pırlanta olur. Kuyumcubaşıya da kapıcıbaşılık rütbesiyle birkaç kese altın verilir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Kılıcı

Tepesi altınla süslenmiş kılıcın üzerine yakut ve turkuvaz taşı mıhlanmış. Kabzası mor kadife kumaşla kaplı olan kılıcın iki tarafında da altın birer balık figürü yer alıyor. Kabzası altından, en tepesinde ise turkuvaz taşı bulunuyor.

Altın kakma tekniğiyle kılıcın bir tarafında “Sultan Osman Hanı Gazi İbn Ertuğrul bin Süleyman Şah”, diğer tarafında ise “Sultan Süleyman Han İbn Sultan Selim Han” yazılmış. Siyah meşin kaplı kının üzerinde altından yapılmış üç bölüm yer alır. Bu halkalar yine kabartma çiçeklerle süslenmiş, turkuvaz taşıyla çevrelenmiş büyük bir kabaşon kesim yakuttan oluşur.

Şah İsmail’in Maşrapası

Yavuz Sultan Selim’in gerçekleştirdiği Çaldıran Zaferi’nden sonra getirilen ganimetlerden biridir.

Herat taşı adı verilen siyah bir taştan oyma tekniğiyle yapılmıştır. Üzerindeki desenler altınla kakma olarak verilmiştir. Boyun etrafında yine altın kakma olarak, hatla “es-Sultan el-Âdil el-Kâmil el-Hâdi el-Veli Ebu el-Muzaffer Şah İsmail Bahadur Han el-Safevî halledallahû tealâ ve mülkehu Sultanehu” yazılıdır. Ejder şeklindeki gümüş kulpunda, mine tekniğiyle yapılmış süslemeler yer alır.

Sultan I. Ahmed Taht Askısı

Gümüş bir zincirle tahtın kubbesine asılan askının alt ucunda altın mile geçirilmiş doğal ve iri bir zümrüt, küçük incilerden yapılmış dilimli bir top ve uçları zümrütle sonlanan inci püskül yer almaktadır.

Tahtın armudi formdaki askısının zemini, kalemkâr tekniğinde çiçek ve yaprak motifleriyle desenlendirilmiştir. İki yüzde görülen yarım küre biçimindeki kabarık paftaların zemini ajur tekniğindedir. Değişik boyutlarda zümrüt ve yakutların dönüşümlü olarak çevrelediği paftaların üst kısmına oval formda iri birer firuze yerleştirilmiştir.

Safir Taşlı Altın Yüzük/Bizans

7. yüzyıl Bizans dönemine ait olan bu yüzükte, dörtgen şeklinde kesilmiş safir taşının altı olan külah bölümü, piramit şeklindeki tırnaklı altın montüre mıhlanmış.

Murassa Miğferi

Murassa miğferi, Osmanlı dönemindeki ince kuyumculuk işçiliğini, karakteristik Osmanlı tarzını ve zevkini ortaya koyan hayranlık uyandırıcı çalışmalardan biridir.

Miğferin yüzeyi tam ve yarım şemse formunda altın tabakalarla süslenmiştir. Üzerindeki altın tabakalara, yine altından çiçek tabanlı, yüksek yuvalara turkuvaz taşı ve yakutlar mıhlanmıştır.

Arka tarafında yer alan ense kısmındaki siperlikte, merkezden yayılan lale motifleri bulunmaktadır. Sürgülü burun siperliğinin üstünde altın kakma rumi motifleri ve tepesinde bir firuze vardır. Miğferin içi ise, ince ipekten sık dokunan kırmızı atlas kumaşla kaplıdır.

Sultan Selim’in Mührü

Osmanlı İmparatorluğu’nda, yeni bir padişah başa geçtiğinde, kalabalık bir heyet eşliğinde Hazine ziyaret edilirdi. Bu ziyaret töreninde hazine kethüdası, Hazine’nin anahtarını getirerek Yavuz Sultan Selim’in mührünü kontrol eder, bu mühürle kilitlenmiş kapı özel bir törenle açılırdı.

Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi’nden İstanbul’a dönüşünden sonra yapılan bu mühür, “Benim altınla doldurduğum hazineyi bundan sonra gelenlerden her kim mangır ile doldurursa hazine anın mührüyle mühürlensin ve illa benim mührümle mühürlenmekte devam olunsun” şeklindeki vasiyetine uygun olarak, Cumhuriyet dönemine kadar kullanılmıştır.

Yüzük şeklinde olan ve halen Topkapı Sarayı’nda bulunan bu mührün ortasında “Sultan Selim Şah” ve etrafında karşılıklı olarak “Tevekkele âlâ hâlikî” yazmaktadır.

Kevkeb-i Dürri Elması

Son derece sade ve etkileyici bir tasarıma sahip olan altın plakanın Sultan I. Ahmed tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Altın bir diskin ortasında dört sıra halinde, düz kesimli elmaslarla çevrili, bombeli bir yuvanın ortasında yer alan 52 karatlık Kevkeb-i Dürri (incilerin yıldızı) adı verilen bir elmas bulunmaktadır. Yuvarlak diskin üst tarafına, mihrap biçiminde altın bir plaka, dört altın çiviyle oturtulmuştur. Plakanın üzerindeki kenarları döndürülmüş yüksek yuvanın içinde de sade kesimli 48 karatlık bir başka elmas yer alır. Kenarları pahlı olan her iki elmas da düz kesimlidir.

Mihrap biçimindeki altın plakanın üst kısmında sülüs hatla, “Şefaat ya Resulallah şefaat, Sultan Ahmed bin Mehmed Han” yazısı yer alır. Diskin alt kenarındaki yarım şemsenin içinde de “Sultan Ahmed Han İbn Sultan Mehmed Han sene 1022 (1613)” yazılıdır. Son derece dindar olan Sultan I. Ahmed, pek çok Osmanlı padişahı gibi Mekke ve Medine’de önemli onarımlar yaptırmış, Hz. Muhammed’in kabrine ve Kâbe’ye paha biçilmez hediyeler göndermiştir. Onlardan biri olan bu elmas da, I. Dünya Savaşı sırasında Medine’den İstanbul’a geri getirilen eserler arasında yer alır.

Hürrem’in Gözyaşları

Hürrem Sultan’ın Kanuni Sultan Süleyman ile yaşadığı aşktan etkilenip tasarlanan “Hürrem’in Gözyaşları” gerdanlığı zümrüt ve elmaslardan oluşuyor. Bu eşsiz mücevheri tasarlayan Arda İşler daha sonra yeteneğini sadekârlık alanına da taşımış. 

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

2. Yılmaz Güney Film Festivali 14 Kasım’da Başlıyor

14 – 19 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek 2. Yılmaz Güney Film Festivali’nde film yapma süreçleriyle ilgili aşamaları kapsayan seminerler, insan hakları temalı uzun metrajlı ve sinema üzerine panel ve söyleşiler düzenlenecek. Festival bu yıl kısa film yarışması, belgesel film yarışması ve öykü kısa film yarışması olmak üzere 3 kategori üzerinden gerçekleştirilecek. 

Festivalde kısa film kategorisinde birinci olacak esere 5 bin TL, ikinci olacak esere 3 bin TL, üçüncü olacak esere 2 bin TL; belgesel film kategorisinde birinci olacak esere 5 bin TL, kısa film öykü yarışması kategorisinde 1. seçilecek olan esere ise 3 bin TL para ödülü verilecek.

Festivalin kısa ve belgesel film jürisinde , Yüksel Yavuz, Nazmi Kırık, Seren Yüce ve Sevil Demirci yer alırken, kısa film öyküsü jürisinde Ahmet Soner, Zahit Atam, Mehmet Sebatlı, Önder Çakar ve Mehmet Şarman yer alıyor. 

SanatLog Haber

www.sanatlog.com