Mahir İrfan Benli’yi İzmit Öldürdü!

Ağustos 31, 2011 by  
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

“Artık bu kent deli bir hayvandır” diyordu şiirinde Mahir İrfan Benli 90′larda, bugün ise hain bir sırtlan bu kent, kendi çocuklarını yiyen…Bu kadar üzmeselerdi haksız yere İrfan Abi’yi, kalbi bu kadar yorulmazdı hayattan. Azar azar öldürdüler İrfan Benli’yi haksız ithamlar, vefasızlık ve nankörlükle. Ölümünde sonra bile devam ediyor bu kentin nankörlüğü İrfan Benli’ye. Yıllarca çalıştığı, bu kentteki ilk sayfası çalışmasını başlattığı, İzmit’in ilk yerel gazetesi, İrfan Benli’nin ölüm haberini standart ölüm ilanlarının arasına koydu. Telefon açıp karşıma çıkan gazete idarecisine “Utanmadınız mı sizin gazetede yazarlık yapmış İrfan Abi’nin ölüm haberini standart ölüm ilanları arasında yayımlamaya. Sizin gazetede çalışmış olmasını bırakın, bu adam bu kentin en önemli değerlerinden biriydi” diyerek fırça attığımda ise karşımda eveleyip gevelediler.


Kıskançlıklarına kurban ettiler Mahir İrfan Benli’yi bu kentte. Asla erişemeyecekleri sanatsal yetiye ve genç kadınların yoğun ilgisine sahipti, bunu çekemediler. En çok da genç kadınların ilgisini kıskandılar, özellikle İzmit’teki şiirin konsomatrisleri tayfası. Yakışıklıydı, karizmatikti, çok yetenekli ve çok yönlü bir sanatçı olmasıyla da ayrıca çekiciydi elbet İrfan Abi; genç kadınlar kendileri gelirdi yanına tanışmaya. Asla hiçbir kadını rahatsız etmezdi İrfan Abi, peşine düşmezdi, kur yapmasına bile gerek kalmazdı. İzmit’in tipsiz ve yeteneksiz şiir konsomatrisleri de hasetlerinden çatlardı bu durum karşısında, diş bilerlerdi İrfan’a.

Büyükşehir Belediyesi’nin “kadrolu” heykeltıraşıydı, kendisine “bizim oğlan” muamelesiyle üç kuruşa heykeller yaptırılırken, İstanbullu heykeltıraşlara astronomik paralar ödenirdi benzer işler için. Hatta o üç kuruşu bile çok görürler de sonradan pazarlık ederlerdi, gözümle şahit olduğum üzere. Deprem Anıtı için kendisine para teklif edildiğinde ise – gene gözümle şahidim- ölenlerin sırtından para kazanmayı reddederek geri çevirdi bu teklifi ve ücretsiz yaptı o anıtı. Oysa yıllar sonra kendisi için vicdansızca “hırsız” ithamında bulunacak kadar alçalanlar çıktı bu kentte. Kendisi “aramızda kalsın” diyerek açıklamıştı geçen kış evime ziyarete geldiğinde bana, bu iğrenç iftiraların kaynağını. Artık boynumun borcudur kamu âleme bunu aktarmak…Plastik Sanatlar Merkezi’nde, İrfan Abi ile yıllarca birlikte çalışan adamı –kendisini ben de şahsen tanırım- bir erkekle ilişki halinde yakalıyor tesadüfen İrfan Abi, tabi “kişinin kendi özel hayatıdır, kendi cinsel yönelimi, kimliğidir” diyerek hiçbir tepki vermiyor. Bir erkekle yakalanan gizli eşcinsel iş arkadaşı ise İrfan’ın bu durumu ifşa edeceğinden korkup diş biliyor İrfan’a ve fırsatını bulunca da “hırsız” ithamında bulunuyor İrfan için. İrfan’ı kıskanıp çekemeyen şiir konsomatrisleri ve benzerleri de balıklama atlıyor tabi bu iftiraya, iyice etrafa yayıyorlar ve İrfan’ı bilen bilmeyen arasında da inananlar çıkıyor…

Deprem Anıtı için kendisine önerilen parayı etik bulmayıp reddeden bir adamın, birilerinin çantasından para çalacağına ya da başka bir iftira versiyonuna göre öğrencilerin burs paralarını bankamatiklerden çekeceğine inanmak için ya kötürüm kalpli ya da fazlasıyla İrfan’ı kıskanıp kuyusunu kazmayı bekleyen bir hain olmak gerekir.


Bu vicdansız iftira kampanyası başlayana kadar sapsağlam adamdı İrfan, hiçbir hastalığı yoktu, ruhsal sıkıntılarını bir kenara koyarsak. Bunca heykel, resim sergisi, şiir kitapları, tiyatro oyunu, gazetede sanat sayfası çalışmaları, deneme-makale yazıları ile bu kentin sanatsal vizyonuna bunca artı değer katmışken, karşılığında bunca nankörlük görüp böylesine haksızlığa uğradıktan sonra başladı İrfan’ın kalbi teklemeye.

Önce yerel gazetedeki sanat sayfasını aldılar elinden bir bahaneyle. Ruşen Hakkı’ya yalakalıkla şair geçinen, gazetede köşe kapan İzmit’in baş şiir konsomatristi kaptı hemen yerini. Muhtemelen İrfan’ın yerini kapmak için yönetime baskı da yapmıştır, beleş rakı-balık faslı için uyduruk şiir dinletilerinde boy gösteren bu sufli şahıs.

İzmit’ten elini eteğini çekti İrfan, Değirmendere’de açtığı sahafta münzevi bir hayat sürdü…Kimseyi bile isteye üzdüğünü görmedim 13 senelik tanışıklığımız boyunca, kimseye bir zarar verdiğine şahit olmadım, duymadım. İlk şiirimi İrfan Abi yayımlamıştı 98’de, çalıştığı yerel gazetede hazırladığı sanat sayfasında. Bendeniz acemi bir yazarken daha, o sanat sayfasında bir köşe bile verdi bana, ilk düzyazı deneyimlerimi gerçekleştirdiğim. Bugün şiirlerim, kendi çevirimle uluslar arası dergilerde yayımlanabiliyorsa, İrfan Benli’nin o dönem bana verdiği desteğin katkısı yadsınamaz. Abimdi, ustamdı, kalender bir şiir dervişiydi. Sağlığında yüzüne karşı çok kez söylediğim gibi, Rönesans sanatçıları gibiydi, bu denli farklı sanat disiplininde layıkıyla üretimde bulunan bir sanatçı olarak ve dünya tarihinde örneği azdı bu bağlamda. Bu kente fazlaydı İrfan Benli, bu gezegene fazlaydı hatta. Abimdi, ustamdı, nankörlük silahıyla alenen öldürüldü.


Ruşen Hakkı’nın sağlığında, yaşadığı sokağa adının verilmesi için imza kampanyası girişimini İrfan Benli başlatmıştı. Ruşen Hakkı ki İstanbul’da yaşayan bir şair olsa, onca büyük şairin arasında kaynayacak vasat hatta vasat altı bir şairdi, ama İzmit’teki şairler arasında, ulusal çapta en önce tanınmış ve en yaşlı şair olarak şiirin rantını tepe tepe yedi bu kentte. Layık olduğundan çok daha fazla ilgi gördü. Oysa Ruşen Hakkı, İhsan Topçu, Ayşe Nalân ve bendeniz gibi  -nesnel bir ölçü olarak sayarsak- şiir yıllıklarına girebilen şairler ve diğer, kendini şair zanneden amatör küme şiir oyuncularını toplayınca bir tane İrfan Benli etmezdik şiir yetisi bağlamında. Ne var ki Ruşen Hakkı’ya gösterilen ilginin onda birini bile çok gördü İzmit, İrfan’a. Abimdi, ustamdı, vefasızlık hançeriyle sırtından vuruldu…

Artık bu kent hain bir sırtlandır!

Serkan Engin

sekoengo@gmail.com

31 Ağustos 2011 

Boğaziçi Caz Korosu, Dünya Şampiyonu!

Son yıllardaki başarılarıyla yurt içi ve yurt dışında adından sıkça söz ettiren ve Türkiye’nin adını uluslararası arenada büyük bir gururla taşıyan , Avusturya’da tarih yazdı!

Geçtiğimiz yıl Çin’de düzenlenmiş olan ve uluslararası alandaki en büyük çaplı ve en prestijli koral etkinliği olarak gösterilen Dünya Koro Olimpiyatları ’6. WORLD CHOIR GAMES’den, Türkiye’ye 3 Altın Diploma ile dönen, çağdaş kategorisinde ‘Dünya İkinciliği’, oda korosu ve caz kategorilerinde ise ‘Dünya Üçüncülüğü’ kazanmış olan Boğaziçi Caz Korosu, bu yıl Avusturya’da bu başarılarının yanına bir de ‘DÜNYA ŞAMPİYONU’ ünvanını ekledi.

10-17 Temmuz tarihlerinde Avusturya’nın Graz kentinde düzenlenen Dünya Koro Şampiyonası’nda, Çağdaş Müzik ve Folklor kategorilerinde ‘DÜNYA ŞAMPİYONU’, Karma Korolar kategorisinde ise ‘Dünya İkincisi’ olan Boğaziçi Caz Korosu; şampiyonların yarıştığı ‘Grand Prix’de ise 2 altın madalya kazanarak toplam 5 altın madalya ile Türkiye’ye dönüyor.

Koronun çeşitli platformlarda 1.000.000′a yakın tıklanmış olan videosu:
http://www.youtube.com/watch?v=N9TQWTa7Svk

www.sanatlog.com

Yumuşak G Dergisi’nin 13. (Eylül – Ekim 2011) Sayısı Çıktı…

Ağustos 28, 2011 by  
Filed under Dergi & Fanzin, Duyurular, Edebiyat, Oykü, Sanat, Siir

Ğ Dergisi’nin 13. sayısı (Eylül – Ekim 2011)  raflardaki yerini aldı…

http://www.yumusakge.com/dagitim adresinden derginin dağıtım noktaları takip edilebilir.

www.sanatlog.com

Cahit Zarifoğlu – Sen Kuş Olur Gidersin Bir Trenle

Ağustos 28, 2011 by  
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

Uzun bir geçmişimiz var
Hiç yorulmadan
En azından bir kere
eğlenceli beşik
ha biz varız
ha biz maskeli balo
Saygıya durup üstün bir gecede
Bir sır payı katlayıp
sade bir kahveden
Keyifsiz bir detayın hükmüyle
ha biz yokuz
ha biz seferde
Ya bu kez ölenleri görmeliysek
 Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

Parka dolalım
Park bizi alır önce
Seyrimizden bir sabah kazanır
 Eğri fakat daha çok eğrilmez bir şoförle
Sayısız rampaya katlanır
ya güneşten daha zengin
sofraya diz çökeriz
ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle
Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.

3. Mimarlık Öyküleri Yarışması

ve tarafından, her yıl 9 Nisan günü başlayan MİMAR SİNAN’I ANMA HAFTASI içinde ödül töreni yapılmak üzere, “”nın düzenlenmesine karar verilmiştir.

YARIŞMANIN KONUSU:
Uluslararası Mimarlar Birliği(UIA)’nin bu yıl Japonya’nın Tokyo Kenti’nde düzenlenecek olan “UIA 2011 Tokyo Konferansı”nın ana teması “Mimarlık ve İnsan Hakları” olarak belirlenmiştir.
Bu kez “3. Mimarlık Öyküleri Yarışması”na konu olarak “MİMARLIK VE İNSAN HAKLARI” seçilmiştir.
İlkesel olarak içeriğinde mimarlık alanının da işlendiği tüm konular, bu kapsamındadır.
Öykü yarışmasında mimarlık ile ilişkilendirilmiş değerli öyküleri bir araya getirmek, öykü birikimini paylaşmak ve mimarlık bilincine katkı sağlamak amaçlanmaktadır.

SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ:
Ali Cengizkan Mimar/Şair/Yazar
Öner Ciravoğlu Yazar
Leyla Ruhan Okyay Mimar/Yazar Hikmet Temel Akarsu Mimar/Yazar
Ayşegül Uğurlu Özberk Mimar

SEÇİCİ KURUL RAPORTÖRLERİ:
Serhat Başdoğan Mimar
Selin Yıldız Mimar

ÖDÜLLER: 1. Ödül: 3.000.- TL 2. Ödül : 2.000.- TL 3. Ödül: 1.000.- TL Seçilen yapıtlara ödüller herhangi bir kesinti yapılmaksızın ödenecektir.
Ödemeler sonuçlarının duyurulmasından sonra en geç bir ay içinde yapılacaktır. Seçici Kurul’un yayımlanmaya değer gördüğü yapıtlar, daha önce olduğu gibi “Mimarlık Öyküleri” kitabında yer alacaktır. Katılımcılardan ödül alan ve yayımlanmaya değer bulunan yapıtların sahiplerine ayrıca teşekkür belgesi verilecektir.

YARIŞMA GÜNLÜĞÜ: Yarışmanın ilanı: 29 Ağustos 2011 Pazartesi
Son teslim tarihi: 16 Ocak 2012 Pazartesi, Saat: 17.00
Sonuçların açıklanması: 02 Nisan 2012 Pazartesi
Ödül töreni, Mimar Sinan’ı Anma Haftası: 09 Nisan 2012 Pazartesi, Saat: 19.00

YARIŞMAYA KATILIM KOŞULLARI:
1.
Yarışmaya Türkçe eserlerle herkes katılabilir.
2.
Ödüle aday yapıtlarda Türkçe kullanımındaki başarı, yazınsal duyarlılık ve yazınsal düzey aranacaktır.
3.
Öyküler daha önce yayımlanmamış olmalıdır.
4.
Yarışmaya en çok üç öyküyle aday olunabilir.
5.
Birden fazla öykü ile katılım halinde her bir öykü için ayrı rumuzla başvuru zorunludur.
6.
Öykülerin 2000 kelimeyi geçmemesi tavsiye edilir.
7.
Yapıtlar bilgisayar ortamında (Ariel yazı karakteri, 12 punto büyüklükte, 1,5 satır aralığı ölçüleri ve dijital kopya olanağı kullanılarak) yazılmalıdır.
8.
Yarışmaya katılan öykü kopyaları geri gönderilmeyecektir.

ÖYKÜLERİN TESLİM KOŞULLARI:
RUMUZ:
Yazarca belirlenmiş ve yalnızca 6 (altı) rakamdan (örnek: 928351) oluşacak “rumuz” kullanılacaktır. Rumuzda kullanılan rakamlar sıralı olmamalıdır. Rumuz kişisel ek bilgi, harf vb işaretler kesinlikle içermemelidir.
ELDEN YA DA POSTA İLE GÖNDERİLECEK TESLİM ZARFI: Yarışmacının elden vereceği ya da “iadeli taahhütlü” posta yoluyla iletileceği teslim zarfı içinde, üzerlerinde sadece 6 rakamlı “rumuz”un yazılmış olduğu, i) Kimlik zarfı, ii) CD iii) 8 kopya basılı öykü
olmalıdır. Teslim zarfının üzerine sadece “öykü verilme adresi” ve “rumuz” yazılı olmalıdır.
TESLİM ZARFI İÇİNDEKİ:
i) Kimlik zarfı: Kimlik zarfının üzerine kimliği belli edecek herhangi bir im, yazı olmamalı, yalnızca “rumuz” yazılmış olmalıdır. Kimlik zarfı içine, yapıt yaratıcısının (1) Kimlik bilgileri, (2) Yaşam öyküsü özeti, (3) Bir tane vesikalık fotoğrafı, (4) Açık posta adresi ve (5) diğer (telefon, e-posta) iletişim bilgileri ile (6) yarışma kurallarını kabul ettiğini belirten imzalı bir yazı konularak kapatılmalıdır.
ii) CD / Dijital kopya: Eserin dijital kopyasınının kaydedildiği CD’nin üzerinde yalnızca “rumuz” bulunacaktır. CD içinde yapıtın (MS Word formatındaki) dijital kaydı, sadece kullanılan “rumuz” ile adlandırılacaktır (rumuz.doc).
iii) 8 Kopya basılı öykü: Öykülerin yazılı olduğu tüm sayfaların sağ üst köşesine sadece 6 (altı) rakamlı “rumuz” yazılmalıdır. Kimliği belli edecek herhangi bir im, yazı olmamalıdır. Ödüle aday her bir eser (8) sekizer kopya öykü ile birlikte aşağıdaki öykü teslim adresine elden verilmeli ya da “iadeli taahhütlü” olarak gönderilmelidir.
ÖYKÜLERİN VERİLECEĞİ ADRES: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası, 2. Kat. Karaköy, Kemankeş Cad. No: 31 Beyoğlu 34425 İSTANBUL
Öyküler, en geç yarışma teslim tarihi olan 16 Ocak 2012 Pazartesi, Saat: 17.00’ye kadar
elden TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası, 2. Katına teslim edilecek
ya da ”iadeli taahhütlü” olarak posta yoluyla gönderilecektir.

BİLGİ VE İLETİŞİM: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası, 2. Kat. Adres: Karaköy, Kemankeş Cad. No: 31 Beyoğlu 34425 İSTANBUL
E-posta: yarisma@mimarist.org
Tel: (0212) 227 69 10 ve 11 – Faks: (0212) 236 85 28 web: www.mimarist.org
web: www.mimarlikvakfi.org.tr

SONUÇLARIN AÇIKLANMASI: Seçici Kurul’un değerlendirme sonuçları Mimar Sinan’ı Anma Haftası öncesinde, 02 Nisan 2012 Pazartesi günü açıklanır. Açıklama yapıldıktan sonra sonuçlar, kurumların web sayfalarından duyurulur.

ÖDÜL TÖRENi:
Ödül töreni, Mimar Sinan’ı Anma Haftası: 09 Nisan 2012 Pazartesi, Saat: 19.00
Yer: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası Salonu Adres: Karaköy, Kemankeş Cad. No: 31 Beyoğlu 34425 İSTANBUL

TELİF HAKLARI: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve Mimarlık Vakfı tarafından düzenlenen bu yarışma sonucunda Seçici Kurul tarafından yayımlanmaya değer bulunan yapıtları bu kurumların tüzel kişiliklerine ait her türlü yayında kullanma, değerlendirme hakkı, yarışmacı tarafından yarışmaya katılmakla kabul edilmiş sayılır. Mimarlık Öyküleri kitabında yer alacak öykülere, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nce belirlenen miktarda telif hakkı olarak bir ödeme yapılacaktır. Bu ödeme aksi belirtilmediği durumda yayın olarak yapılabilecektir.
Katılımcılara başarılar dileriz.

Haber

www.sanatlog.com

Sonraki Sayfa »