Koridor Dergisi’nin Sonbahar Sayısı Çıktı…

Ekim 6, 2010 by admin  
Filed under Deneme, Dergi & Fanzin, Duyurular, Edebiyat, Eleştiri, Sanat, Siir

Leave a Comment

Koridor Kültür Dergisi’nin Sonbahar Sayısı (Sayı 15; Ekim-Kasım-Aralık 2010) Çıktı…

İçindekiler:

İnceleme-Araştırma-Deneme:

Sonbahar ve Yılın Koridor İçin Son Sayısı: Volkan ŞENKAL

KİTAP ÖLDÜ, YAŞASIN KİTAP!, Deniz HASIRCI

Fyodor Mihajloviç Dostoyevski, “Ölü Bir Evden Hatıralar”, M. Hikmet LÜLECİ

“Karakter”, Hüseyin KÖSE

UĞUR YÜCEL VE ‘KUZGUNCUK OTELİ’, Engin TURGUT

The Hurt Locker ve “Gizil” Politika, Hakan BİLGE

HÜZNÜN İFADESİ YA DA İFADENİN HÜZNÜ, Nihat NUYAN

Murat Serdar ARSLANTÜRK, Sizden Irak

Öykü:

Zenci İsa, John Henrik Clarke, Çeviren: Talip ESMER

AYŞE’DEN MEKTUP VAR, Aslı SOLAKOĞLU

Hantal ve Asalak, Murat KARA

Birkaç Tıkırtı Bırakmak, Necati ALBAYRAK

EKT, Duygu CESUR

Ihlamur Ağacı, Tekgül ARI

ZAMİR, Ali APAYDIN

Şiir:

M. Mahzun DOĞAN, BEN BİR BOZKIR ÜNİVERSİTESİ

Ecvet Emrah GÖKTAŞ, İbare

İrfan ÇINAR, lâ kuvvet; kim’ine göre

Kardelen DEM, parça parça çığlık

Murat DEMİRKOL, Antinomi

Aysegül K. ANAKDN, Babamla Tanışır mı Bir Şair?

Sidar Sinan ÖZMEN, meraklı çingene uzayı…

Oylun ERDAYI, Subert öldüğünde Franz’ın kedisi köprüden pavyona düstü!

Pınar KOCABAY, bir.

Ünsal ÇANKAYA, KUSDİLİ-M-

Özer BURGAZ, AĞLATIRIM KUMLARI

Erdinç DİNÇER, sahibinden satılık sözcükler

Oresay Özgür DOĞAN, pay

Onur ALBARAK, ADINI ŞURAYA YAZ VE ALTINA İMZANI AT

GÜLİZ MUTLU - Gece - Sabah …Konstantinos KAVAFİS, Çeviri: Güliz MUTLU, Yakarış

Michael KRUGER Almanca’dan çeviri: Nafer ERMiş,

H.Tuğrul ATASOY, TUHAF HAV

Arda YILMAZ, PÜRİTEN MESELE

Levent ÖZBEK, dünyayı terk eden yıldızların…

İletişim:

Dr.Levent Özbek (Dergi Editörü)

www.koridordergisi.com

koridordergi@yahoo.com

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Edip Cansever - Mendilimde Kan Sesleri

Ekim 6, 2010 by admin  
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

1 Comment

Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla

Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet Abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına

(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)

Ve sözlerine

(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)

Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer

Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir

Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı

- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben -

Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi

Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.

Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı

Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen

Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu

Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar…

Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.

Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar

Mendilimde kan sesleri.

Edip Cansever

Mendilimde Kan Sesleri

Asaf Halet Çelebi - İbrâhim

Ekim 6, 2010 by admin  
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

ibrâhim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhim
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı

ibrâhim
gönlümü put sanıp kıran kim

Asaf Halet Çelebi

(Om Mani Padme Hum)