Sanat Gerçeklerden Kaçıştır

Şubat 14, 2010 by  
Filed under Deneme, Edebiyat, Sanat

Sanatın bütün dalları her zaman duyguların fiziksel dünyaya aktarılmasında kullanılmıştır. İnsanlar, duygularını ve düşüncelerini kısaca soyut bütün varlıklarını somut dünyaya taşımak için sanatı kullanırlar; böylece maddiyatçı insan zihni elle tutulabilir değerlerine yenilerini ekleme şansını yakalamıştır diyebiliriz. Çünkü sanat gözlemlenebilir bütün kazançlara bir yenisini daha eklemek için insanların somut ve soyut dünyalar arasında kurdukları köprüler bütünüdür.

İnsan ilkel bir varlıktır. Duygu ve düşüncelerimiz, hareketlerimiz, içgüdülerimiz her zaman ilkeldir. Bu ilkellik değişken değildir ancak insanlık da sabit değildir. İnsanlar değişime ihtiyaç duyar çünkü ilerlememek, sabit kalmak her zaman için kötü ve kazançsızdır; ayrıca ilerisi merak uyandırıcı ve keşfedilmeye değerdir. Ancak insanlık soyut değerlerini değiştiremez zira bunlar dinamik değildir demiştik. O zaman geriye sadece değişmiş gibi yapmak kalır ya da bilinen ismiyle: Modernleşmek.

Modernleşmek, ilkel addedilen bütün o soyut değerlerin belirli tekniklerle görünümünü değiştirmektir. Bu tekniklerin toplamına da sanat denir. Yani sanat aslında ilkellikten kaçıştır ancak bu ilkelliği modernleştirmektense onu maskeleyip bize sunar. Zaten modernize edildiği varsayılan her şey hala ilk halindedir yani ilkeldir. Bu yüzdendir ki ilkel hiçbir değerimiz değişken değildir dedik. Bütün bu çabalar insanların yerinde saymadan ilerleyebildiklerini, bir şeyleri başarabildiklerini kendilerine göstermek için ortaya çıkmıştır. Böylece insanlar vicdanlarını susturup o ilk insandan kalan bütün ilkel duygularını rahatça yaşayabilir ve bunları sanatla maskeleyip diğer insanlara “modern” değerler olarak sunabilirler.

Modernlik, yalancılığın ve ikiyüzlülüğün en büyük silahıdır. Çünkü değişmeyen bir varlığı değişken olarak gösterir. Ancak insanlar doğdukları andan sonra hiç değişime uğramazlar çünkü en başta, doğdukları anda mükemmeldirler. İlkellikleri en yüce değerleridir. Bir insan ne kadar modern olursa olsun ilkeldir zira modernlik zaten ilkelliğe eşittir. Bizi insan yapan tüm soyut detaylar zamandan bağımsızdır. Yaşlanmayan bir insan gibi, değişmeyen ve zamanın yıpratıcı etkisine maruz kalmayan bir varlık gibidir bu insani değerler. Değiştirmenin imkansız olduğu her türlü dürtü, duygu, düşünce evrenseldir; ayrıca zamanın ve değişimin değişkenlik sınırının dışındadırlar.

Doğaya karşı çıkmaya çalışan bizler doğanın bir parçası olduğumuz için ondan kaçamayız. Doğadaki diğer canlılar arasında insan düşünebilen tek varlık olduğu için en gelişmiş varlık kabul edilir. Düşünce gibi bir ayrıcalığımız olması bizi kibirli yapar ve doğanın, içinde zeki yaşam formu olmayan o kalabalık ortamın bir parçası olarak görmeyiz kendimizi. Doğadan sıyrılmaya çalışmaya ilkellikten kaçış ya da modernleşmek diyoruz. Kibirlerimizin itici gücüyle doğaya yani aslında ait olduğumuz yere sırt çevirmeye çalışıyoruz. Tabii bu aidiyet baki olduğu için ilkellikten, ilk halimizden, ilk tavırlarımızdan, ilk hareketlerimizden daha fazlası olamıyoruz. Gelişemiyor, değişemiyor ve dönüşemiyoruz. Ama ilk başta dediğimiz gibi bu ilkel ortamın zıddı olmak için değişime ihtiyaç duyarız. Bu noktada sanat yardımımıza koşar.

Sanatın yaptığı şey bütün ilkel olguları bize modern diye yutturmaktır. Örnek vermek gerekirse, cinsel birliktelik çoğu zaman pis, kirli ve hayvani olarak tanımlansa ve cinsel odaklı düşünceler ilkellik olarak addedilse de bir yazar, bir şair onu öyle bir şekilde tasvir eder ki bütün o size ilerlemeniz için baskı yapan içgüdüleriniz bir anda susuverir. Bu noktada sanatı bir uyuşturucu veya bir sakinleştirici olarak düşünebiliriz. Ancak yanlış anlaşılmasın, sanat ilerlemenin önündeki engel değildir. İlerlemeden kasıt ilkellikten kaçıştır ama dediğimiz gibi ilkellikten kaçamazsınız. Bu yüzden aslında ilerleme diye bir şeyin olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Sanat dediğimiz şey aslında bir gözbağından başka bir şey değildir. Gerçekleri görmemizi engelleyen bir perde veya gerçekleri değiştiren bir maskedir. Vicdanımızı susturup kendimizi kandırmamıza yardımcı olan bir enstrümandır. Gerçekleri kabullenemeyen biz insanlığın en büyük yardımcısıdır, gerçeklerden kaçış için çıkış noktalarının arkasında bekleyen işbirlikçimizdir.

Yazan: Serhat Çolak

colakserhat@hotmail.com